93. Sayı

Camii’deki Cennet

LALE YÂRÂ Teravihte gülen çocuklar,Size kızanlara ne dersinizBir anlatsam onları sizeÖmür boyu gülersiniz… -Mahmut Bıyıklı-

Evde En Çok Ne Konuşuluyorsa Kutsal Odur

MUSTAFA TOPÖZ Aile hayatı, insanların görevleri gereği olan bütün kılıflarından çıkarak, bütün rollerini bırakarak, bütün şekillerinden soyutlanarak, kendilerini en rahat ifâde ettikleri, kendileri gibi davrandıkları, gerçek şahsiyetlerini gösterdikleri yegâne yerdir. Aile hayatı bu özelliğiyle, gerçeklerin yaşandığı ve söylendiği bir ortamdır. Dolayısıyla evde aile fertlerinin ilgileri, alâkaları...[Devamını Oku]

Cımbızla Kur’an Yazdılar

Üzerinde en çok emek sarf edilen Kur’ân-ı Kerim nüshası, Ahmed Hüsrev Altınbaşak Hazretlerinin 40 senede yazdığı ve 10 sene de yapıştırma işlemi devam eden Tevafuk Nüshalı Kur’ân-ı Kerimdir. Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle Levh-i Mahfuzdaki Kur’ân gibi olan bu nüsha hem Bediüzzaman Hazretlerinin, hem diğer talebelerin hem de insanların muhabbetine ve aynı zamanda bu asrın insanının Kur’ân’ı k...[Devamını Oku]

Hüsrev Efendi’nin Duygu Dolu Mektupları

Hazret-i Üstad, Emirdağ’dan gönderdiği başka bir mektubunda, “Evet Hüsrev, Feyzi, Hâfız Ali, Nazif gibi çok kardeşlerimizin ge­çen tarz-ı hayatları bu Hizmet-i Nûriye’ye göre bir vaziyet verildiği­ni onlar hissettikleri gibi; ben de çok has kardeşlerimde, hatta burada aynen tarz-ı hayatım gibi böyle bir nuranî meyveyi vermek için tan­zim edilmiş görüyorum.” diyerek Hüsrev Efendi gibi bazı talebele...[Devamını Oku]

Gizli Komitelerin Dehşetli Planı

Bediüzzaman Hazretleri’nin vefatından iki ay sonra, 27 Mayıs 1960’da askerî bir darbe oldu. Memleket­te başlatılan umumî bir baskı ve sindirme havasının neticesinde bir kısım Nur Talebe­leri de tutuklanarak hapishanelere alındı. Bu dönemde Hüsrev Efendi de, önce üç ay Isparta’da hapsedile­rek tutuklu yargılan­mış, ardından 1962’de beraat edinceye kadar mahkemelerle baskı altında tutulmuştur.

Hayrât Vakfı

Hüsrev Efen­di dokuz defa yazarak kemale er­dirdiği “Tevâfuklu Kur’ân’ı” neşretmek için ileri gelen otuz kadar talebesiyle Isparta’da bir isti­şare yaptılar. Resmi işlemlerin tamamlan­masıyla birlikte 16 Nisan 1974 tarihinde Hayrât Vakfı resmen kurulmuş oldu.

Hulusi Beyi Geçen Talebe

Hulusi Bey, 1929 yılın­da Üstad Bediüzzaman’ı Barla’da ziyaret ettikten üç gün sonra Risale-i Nur Hizmeti’nin istik­bali ile alakadar bir rüya görmüş ve üç sene sonra yazdığı bir mek­tubla bu rüyayı Üstad’ına bildir­mişti. Hulusi Bey bu rüyasının bir kısmını daha son­raları kendisiyle görüşenlere şöy­le anlatmıştır:

Hüsrev Efendi’nin Sohbetleri

Bediüzzaman Hazretleri’nin vefatından sonraki 1960’lı yıllarda, Hüsrev Efendi öğlene kadar Kur’ân yazmakla vakit geçi­riyor, öğleden sonra kapılarını ziyaretçi­lere açıyordu. “Bu kapıya gelip imanî bir mes’eleyi öğrenmek isteyenlere ben kapımı açmazsam mesul olurum.” diyerek insanla­rın imanlarına hizmet etmek için duyduğu mesuliyet duygusunu ortaya koyuyordu.

Hüsrev Efendi insanlara karşı ziyadesiyle şefkat ve merha­met sahibiydi. Bir kardeşimiz üzün­tülü bir vakasını anlattığı zaman o da üzülürdü. Üzüntüsü açıkça görünürdü. Muhtelif vilayetlerden her gün misafirler gelirdi. Onlarla şefkatle ilgilenir, meselelerini hal­leder, büyük bir huzur içinde dön­melerini sağlardı.

Kalem-i Hüsrevi

Bediüzzaman Hazretleri’nin Isparta’ya gelişinin beşinci sene­si olan 1932 yılında, Kur’ân’ın daha önce keşfedilmemiş yeni bir harikası kendisine göste­rildi. Meşhur hattat Kayışzâde Hâfız Osman hattıyla yazılan kendi Kur’ân’ını okurken, Allah ve Rab lafızlarının alt alta güzel diziler halinde birbirine tevâfuk ettiklerini, yani muntazaman denk geldiklerini gördü.

Kısa Tarihçesi

Ahmed Hüsrev Altınbaşak, 1899 senesinde Isparta’da dünyaya geldi. Babası Mehmed Efendi, annesi Ayşe Hanım’dır. Osmanlı Devri Isparta vâlilerinden Hacı Edhemoğlu Ali Ağa’nın torunudur. Hüsrev Efendi’nin Yeşil Sarıklılar nâmıyla bilinen baba tarafı Hazret-i Ebûbekir’e (ra) daya­nıyordu. Hâfız-ı Kurrâlar olarak bilinen anne tarafı ise Hazret-i Hüseyin (ra) yoluyla Hz. Peygamber’e (sav) ulaşıyordu.

Hüsrev Efendi’nin Manevi Cephesi

Üstad Bediüzzaman’ın, Risale-i Nur’da bulun­duğunu haber verdiği velâyet-i kübrâ feyizlerin­den, Risale-i Nur’un saff-ı evvel olan ilk talebeleri, ecdadların­dan aldıkları sağlam temelleri, fevkalâde ihlasları, zamanların­daki dinsizliğin dehşetli hücum­larının ruhlarına verdiği gayret ve uyanıklık, Risale-i Nur’un diline tamamen aşinalık ve müellifi olan Bediüzzaman’a bizzat muhatab­lık gibi sebe...[Devamını Oku]

Şifrenizi mi unuttunuz?