73. Sayı

Hz. Hatice, Ayşe ve Fatıma validelerimizin hayatlarından… 

Kadın her dönem ve asırda kişilik ve karakteriyle tarih sahnesinde bazen bir gölge, bazen bir kahraman, bazen değersiz bir metaa veya köle muamelesi görmüş ve yaşadığı toplum nazarı itibariyle bir yere konmuş ya da yersiz kalıp insan bile sayılmadığı zamanları olmuştur… 

“Mavi Marmara hala seferde…”

İslam tarihinde mübarek hanımları ele aldığımız bu sayımızda ‘Cennetle Müjdelenen Dört Hanım’ başlığı altında Hz. Fatıma ile başlayıp, Hz. Meryem, Hz. Hatice ve Hz. Asiye’nin yaşam öykülerini yazan aktivist yazar Sibel Eraslan ile bir mülakat gerçekleştirecektik ancak kendisi Mavi Marmara davasındaki yoğunluğu münasebetiyle sorularımızı yanıtlayamadı. Mavi Marmara davası sonrasındaki kaleme aldığı...[Devamını Oku]

Kefenini sırtında taşıyan hanım: Rabia’tül Adeviyye

Sizlerle kutlu hanımları işlediğimiz bu sayıda benim hayatımın yıldızlarından Rabia’tül Adeviyye hatunu paylaşmak istiyorum.

Efendim! Eğlâlim… Hoşgeldiniz, ne hoşluklar getirdiniz… Bilseniz. Gözüme nur, yaralı gönlüme sürur…

Erkeğin Ve Kadının Evlilikteki Hakları

Taberanî’de Temim-i Dari’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamberimiz(asm):  “Erkeğin kadına olan hakkı; onun yatağını terk etmemek, yeminini yerine getirmek (yani bir işi yapmak veya yapmamak için yemin ettiği takdirde hanımı onu yerine getirmelidir), emrine itaat etmek, izni olmadan evinden dışarı çıkmaması, hoşuna gitmeyen bir kimseyi evine almamasıdır.” buyurmuştur.

EL-KARİB

Allah’ın 99 ismi vardır. Bu isimleri ezberleyen kimse cennete girer. Ayet ve hadislerde zikredilen El-esmaü’l-hüsna, Allah’ın nasıl bir varlık olduğunun, O’nun niteliklerini, özelliklerini ve hangi vasıflara sahip olup olmadığını beyan eden isim ve sıfatlardır.

Küfrün temel taşını yerle bir eden eser

“Tabiat Risalesi” Bediüzzaman Hazretleri 1922 Kasım’ında Ankara’ya gittiğinde müdhiş bir dinsizlik fikrinin meclis içinde gizliden gizliye çalıştığını ve imanın temellerini sarsmak için dehşetli planlar yaptığını görür. O dönemde perde altından dinsizliğe çalışanlardan birisi de meşhur Ziya Gökalp’ti. Bediüzzaman onunla yaptığı bir tartışmadan Fihrist Risalesi’nde şöyle bahs eder:

Geçmişinden kopuk milletler başkalarını taklit etmeye mahkûmdur

Doç.Dr. Ömer İ?BİLİR ile Mülakat Mülakat: Ercan KÖKSAL Doç. Dr. Ömer İşbilir, kendisini medeniyet dilimiz olan Osmanlı Türkçesi eğitimine adayan ve bir medeniyet tasavvurunun oluşması için büyük çaba sarf eden bir akademisyen. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve İstanbul ?ehir Üniversitesi’nde verdiği dersler dışında birçok kurum ve kuruluşta da Osmanlı Türkçesi eğitimleri veriyor. Kendisiy...[Devamını Oku]

İdarecilikle ilgili kitaplar İslâm târihinde idarecilikle (yönetimle) ilgili kitaplar ilk yüzyıllardan itibaren yazılmaya başlanmıştır. Dört halife döneminden hemen sonra, yönetim babadan oğula geçen saltanat şekline dönüştüğünden, yazılan kitaplarda hâliyle hükümdarlara yapılmış nasihatler olarak kaleme alınmıştır.

Bir sûre ve düşündürdükleri

Sûrenin sonlarına doğru müşriklerden ve bunların yakın bir zamanda bozguna uğratılacaklarından, kıyametten, cehennemden, her şeyin bir takdirle yaratıldığından ve Allah’ın kudretinden hulâsa olarak bahsedilir. En son olarak ise takva sâhibi kimselerin cennette ve Allah’ın huzurunda olacakları vurgulanarak sûreye son verilir.

Haşir meselesi ve üç kıssa

Yakın bir zamanda, henüz otuzlu yaşlarda hayata gözlerini yuman bir arkadaşımın cenazesine iştirak etmiştim. Kefenleme ve diğer işler yerine getirildikten sonra cenaze daha önce hazırlanan kabre konuldu.

Osmanlıca erken dönemde öğrenilmeli

Osmanlıca, Türklerin Müslüman olduktan sonra kabul ettikleri yazı dilinin adıdır. Asırlar boyu devletin şekillenmesinde ve devamında hep bu yazı var olagelmiştir. Malumunuz devlet, kalem ve kılıç üzerindedir. Savunma, iyiliklerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamakla birlikte; ferdin yetişmesi, devletin şekillenmesi, medeniyetin tesisi, kültürün terakümü hep yazı ve lisanla olmuştur.

Şifrenizi mi unuttunuz?