56. Sayı

“İslâmiyet güneş gibidir”

Hayrât Vakfı’nın düzenlediği 4. Milletlerarası Bedîüzzaman ve Risâle-i Nur Sempozyumu Bursa Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yaklaşık yedi bin kişinin katılımı ile gerçekleşti. Sempozyumda “Risâle-i Nurda İslâm’ın Erkânı” konusu işlendi. Yurt dışından birçok âlim ve öğretim görevlisinin katıldığı sempozyuma Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç...[Devamını Oku]

FÂTİHA

FÂTİHA SÛRESİ 1-Rahmân, Rahîm olan Allah’ın ismiyle.2-Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.3-(O,) Rahmândır, Rahîmdir.

Kur’ân’ın en büyük sûresi

Tirmizî’nin Übey b. Ka’b (ra)’dan rivâyetine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurmuştur: Allah Tevrat’ta da İncil’de de Ümmü’l-Kur’ân (Kur’ân’ın anası olan Fâtiha Sûresi) gibisini indirmemiştir. Es-Sebu’l-Mesânî (namazın her rekatında tekrarlanan yedi âyet) odur. Yüce Allah da buyuruyor ki “O, benim ile kulum arasında ikiye pay edilmiş...[Devamını Oku]

Risâle-i Nur’da Besmele

İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğuna göre Besmele, Fâtiha Sûresi’nin ilk âyetidir. Kur’ân’da var olan yüz on dört sûreden yüz on üçünün başında ve bir sûrenin de içinde bulunan Besmele’nin, toplam yüz on dört defa tekrar tekrar nâzil olması, onun Allah katındaki kıymetinin ne kadar yüksek olduğunu gösterir.

İnsan, bir şükür fabrikasıdır

İnsan bu dünyaya kâinatın yaratıcısını tanımak ve O’na îman edip ibâdet etmek üzere gönderilmiştir. Dünyaya gönderilen insanın, kainatın karşısındaki âcizliği, zayıflığı, kuvvetsizliği ve dahası pek çok şeye karşı da câhilliği dikkatinizi çekiyor mu?

İnsan, bir şükür fabrikasıdır

İnsan bu dünyaya kâinatın yaratıcısını tanımak ve O’na îman edip ibâdet etmek üzere gönderilmiştir. Dünyaya gönderilen insanın, kainatın karşısındaki âcizliği, zayıflığı, kuvvetsizliği ve dahası pek çok şeye karşı da câhilliği dikkatinizi çekiyor mu?

Din(in) gününün sâhibi ancak Allah’tır

İnsan bu dünyaya kâinatın yaratıcısını tanımak ve O’na îman edip ibâdet etmek üzere gönderilmiştir. Dünyaya gönderilen insanın, kainatın karşısındaki âcizliği, zayıflığı, kuvvetsizliği ve dahası pek çok şeye karşı da câhilliği dikkatinizi çekiyor mu?

Sadece Sen!

Herkesin hayatının merkezine oturmuş, hayatında yer etmiş bir sen kelimesi ve bu kelimenin hâl ekleri ile şekillenen cümleleri vardır muhakkak. “Seni çok seviyorum” deriz mesela.

Dâllîn ve mağdûb olanlar

İnsanlar maddî ve mânevî hayatlarını düzenlerken doğrunun yanında yanlışlar da yapmışlardır. Hatalı, çıkmaz, saptırıcı yollara da yönelmişlerdir. Sapmanın ve yanılmanın baş sebebi, insanın kendini yeterli sanması, bilgi ve güç almak için Allah’a yönelmeyi reddetmesidir.

Ölüm güzel şey

Ölüm düşüncesi, insanın sürekli aklında tutması gereken, unutmadığı takdirde müsbet olan birçok şeyi kendisine kazandıran, menfi olan birçok şeyden de muhâfaza eden bir hakikattir. İşte bu nükteler içindir ki Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de birçok âyette ölümü bizlere hatırlatmış, yine aynı nüktelerden dolayıdır ki Allah Resûlü Efendimiz (asm) çeşitli hadisleriyle aynı hakikati ders ver...[Devamını Oku]

“Münâkaşa yapmayın!”

1. Münâzara mı, mücâdele mi? İslâm âlimleri, tartışmayı münâzara ve cedel olmak üzere iki kısma ayırmışlardır. Tartışılan bir konuda doğruyu ortaya çıkarmak için karşılıklı konuşmaya “Münâzara”; hasmını susturmak için yapılana ise “Cedel” denilmiştir.

Bedîüzzaman ve Sultan Abdülhamid

Malum olduğu üzere, her bir idâreciye karşı ayrı ayrı muamelede bulunan üç sınıf insan vardır. Birisi, tefrit ederek düşünmeden aklını idârecinin cebine koyarak yanlış-doğru her yaptığına destek vererek hata eder. Diğeri ifrat ederek, yanlış veya doğru, idârecinin hiçbir faaliyetini kabul etmeden, ona muhâlefet edip onu yıkmaya çalışarak zulüm eder.

Şifrenizi mi unuttunuz?