49. Sayı

Merhaba arkadaşlar,Sizlerle birlikte olmak çok güzel bir duygu. Kış mevsiminin kendini iyiden iyiye hissettirdiği şu günlerde okuldan arda kalan vaktimin çoğunu evde geçiriyorum. Kışın hastalıklara karşı dirençli olmak için bol bol meyve yiyorum ve odamda kitap okumaya çalışıyorum.

Gelin bir karşılaştırma yaparak bir çocuğun başarısızlığı karşısında söylenen sözlerle içinde sıkışıp kaldığı psikolojiyi etki-tepki karşılaştırmasıyla aşikâr görelim.

KUR’ÂN’DAN  DUÂLAR

Peki, nasıl isteyelim? “Rabbini, sabah aksam yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret.”6 Yani hayatımızın her anında, gaflete düşmeden  dâima yüce Rabbimizi hatırlayarak, O’nun adıyla hareket ederek,   korku ve ümit arasındaki dengeyi koruyarak, tekrarda usanmadan,  vazgeçmeden, emin ve itminâna ermiş bir kalp huzuru ve huşusuyla&...[Devamını Oku]

Allah Teâlâ, “O, rahmetini yayar” buyurmuştur ki bu, “Allah rahmetini, yani, bereketli yağmurları, onun sağladığı menfaatleri ve sâyesinde bolluk ile bereketin olduğu şeyleri yayar, bolca verir” demektir. Yine aynı âyetle ilgili olarak “Allah Teâlâ’nın, bu beyanı ile bütün herşey hakkındaki o bol rahmetini murad etmiş olması da mümkündür. Buna göre sanki “O, yağ...[Devamını Oku]

Hicret ve Getirdikleri

Bir sene sonra ikisi Evs kabilesinden, onu Hazrec kabilesinden toplam oniki kişi, Peygamber Efendimiz’le (asm) Akabe’de gizlice buluştular. “Hiçbir şekilde Allah’a şirk koşmayacaklarına, hırsızlık ve zina yapmayacaklarına, çocuklarını öldürmeyeceklerine, birbirlerine iftira etmeyeceklerine, Resûlullah’ın (asm) emirlerine uyacaklarına” söz verip Peygamber Efendimiz’e (asm) biat ettiler.

ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLME VE AHİRET HALLERİ:

Haşir esnasında insan “ucbuz zeneb” tabir edilen kuyruk sokumu kemiğinden yaratılacaktır. Bu konuda peygamberimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “İnsan vücudunda bir kemik var ki, toprak onu hiçbir zaman yiyemez (çürütemez). İnsan kıyâmet gününde ondan yeniden yaratılacaktır.” Sahâbeler “O hangi kemiktir Ya Resûlallah!” dediler. O da “Kuyruk sokumundaki kemiktir (ucbuz zenebdir)” buyurdu.”

Kalem sâhibini böyle faziletlere mazhar kılarken devr-i âlem saat-i kübrası da âhirzamanı gösteriyordu. Müthiş bir infilak ve inkılâbın ardından en mühim vazife yine kaleme düşmüştü. Hak ve hakikat, daha açık ifâde edilmeliydi bâtılın istilası hengâmında. Çünkü taarruz ve tecâvüz vardı îman kalesine. Sünneti imha, bid’ayı ihyaya çalışıyordu bir kısım bedbahtlar.

İrfan Mektebi Dergisi Genel Yayın Yönetmenimiz Cihangir İşbilir, Ocak ayında yayın hayatına başlayacak ?irin Kalem Çocuk Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Metin Uçar’la dergi hakkında bir röportaj yaptı. İrfan Mektebi Dergisi olarak yeni dönemde kendilerine başarılar dileyerek röportajı sizlere takdim ediyoruz.

Bilim Üzerine

Sizin okuduğunuz fenlerden her bir fen, kendi lisanıyla mütemâdiyen Allah’tan bahsedip Hâlık’ı tanıttırıyorlar. Meselâ, nasıl ki mükemmel bir eczane ki her kavanozunda harika ve hassas mizanlarla alınmış ilaçlar var; şüphesiz gâyet mahâretli ve kimyager bir eczacıyı gösterir.

Zünnûn-u Mısrînin emâneti

İsm-i A‘zam, en büyük isim demek olup, Cenâb-ı Hakk’ın bütün isimlerinin içinde gizlendiği ve bazı sevgili kullarına bildirdiği isimdir. Zünnûn-u Mısrî Hazretleri’nin bir dönem hizmetinde olan biri anlatıyor: Bana, tasavvuf deryasının mümtâz sîmâlarından biri olan Zünnûn-u Mısrî’nin (rh) Allah’ın (cc) İsm-i Azam’ını bildiği söylenmişti.

Gelenek, teceddüt ve Mehmet Âkif

Mehmed Âkif, çok iyi derecede Arabca bilirdi. Arab edebiyatına çalışırken altı ayda Kur’ân’ı ezberlemişti.

Peygamber Efendimiz’in hicrette Kuba’ya geliş günü olan 20 Eylül 622 tarihini, Hicri sene başlangıcı olarak kabûl eden ve dünyanın güneş etrafındaki dolanımını esas alan takvîm sistemine Hicri ?emsi Takvîm denilmektedir.

Şifrenizi mi unuttunuz?