157. sayı

İnsan ve Hüzün

“İslam, şüphesiz garip olarak başladı ve günün birinde garip hale dönecektir. Ne mutlu o garip müminlere!” buyurmuştu Efendimiz (sav). Hüzün hep var olmuştu yanı başımızda, hep hazanın yaşandığı şu dünya çölünde…

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı, Doğu Ro­ma İmparatoru Justinyan ta­ra­fından 542 senesinde yap­­tırılmıştır. Suyun içinden yük­selen ve sayısız gibi gö­rünen mermer sütunlar se­bebiyle halk arasında ‘Yere­batan Sarayı’ olarak isimlendirilmiştir.

Bir Medeniyetten Kopuş Ahvali

Yer: “Ahlat”Türk İslam tarihinde ifa ettiği fonksiyon itibariyle bütünüyle hak ettiği ve tarihin kendisine verdiği bir diğer unvan “Kubbet’ül İslam”.İslam ile müşerref olmanın hemen hemen ertesi za­manlar, İslam’a ait unsurlar ile imtizac ederek yeni bir medeni­yet inşa etmenin he­men arifesi yıl­­lar; 1100’ler 1200’ler 1300’ler.

İslam Medeniyetinde İnsan Tasavvuru

Birçok medeniyette olduğu gibi İslam Medeniyetinin de merkezinde insan vardır. Hatta denilebilir ki, İslam Medeniyeti, kendisinden sonraki medeniyetlerin birçoğuna bu anlamda tesir etmiştir. Bu tesirin izlerini diğer medeniyetlerin insanı algılama ve anlamlandırma biçimlerinde bulmak mümkündür.

İnsan ve Hüzün

Yaratılış ağacının en mükemmel meyvesi, mahlûkat içinde en ehemmiyetlisi, mevcudat içinde en kıymetlisi, kâinatın bir küçük numunesi, bir hurma ağacının mertebeleri misali iman ve küfür arasında mertebelerde bulunan, halife-i ruy-i zemin, arz ve semanın seyircisi, kelam-ı ezelinin muhatabı, ahiretin müşterisi, gaybın meraklısı, bekanın müştakı, şehadet aleminin misafiri insandır.

Aşk-ı Beka

İnsanın fıtratında, yaratılışında gayet şiddetli bir beka aşkı, ebediyet arzusu vardır. Hayata baktığımızda devamlı bir bağlanma ve ayrılma zincirinden teşekkül ettiğini görürüz. Bütün bu süreçlerde yorulan kalp aslında bekayı, ebediyeti aramaktadır.

Hayatın Z Raporu

Pek çok köşe yazısında, dergilerde, internet haber sitelerinde ve TV programlarında yılbaşı güzellemelerinin yapıldığı / yapılacağı bir aya daha erdik. Bu sene de yılbaşının aslında bir yılın sonu olduğu çok da umursanmayacak. “Geçen gün ömürdendir.” hakikatine bir hayli uzak olanların berduş çığlıkları arasında buruşturulup bir kenara atılacak yine yaşanmış koskoca bir yıl. Hiç yaşanmamış gibi…

Kainat Kitabını Okuyor musunuz?

17 Kasım tarihinde “Fotoğraf ne söylüyor?” sualiyle yukarıdaki fotoğrafı paylaşmıştım, sosyal medya hesaplarından. Baktığımız şeylerde ne görüyoruz sorusuna cevap aramaktı niyetim. Takipçilerimden bazıları farklı mecralardan dönüş yaptılar sağ olsunlar. Ben de neticeleri ve onların kalp ve nazarından görünenleri sizlerle paylaşmak istedim.

Kavak Ağaçlarına Ağlayan Adam

Bu, evvel zaman içinde yaşanmış gerçek bir hadisenin tahkiye edilmesidir (eğer bu anlatıya bir hikâye denilebilirse). Anlatılan bir hadisenin gerçekten yaşanıp yaşanmadığı, evvel zaman denilen o ulu çınarın bir dalında, anlatılan sahneye ait bir yaprağın aynıyla mevcut olup olmadığı gibi sorular hakikat ehlinin zihinlerini işgal eder ve tüm bunlar haklı birer endişedir.

Adalet mi Müsavat mı?

Ferdiyet ve beka sırrıyla bir zerre bir zerreye, bir alem bir aleme, bir an bir ana, bir hal bir hale, bir insan bir insana, bir meslek başka bir mesleğe, bir mekân başka bir mekâna, benzemez ve mutlak manada eşit olamaz. Her bir an, her bir zerre, her bir insan, her bir meslek, her bir mekân Adil isminin tecellisi olarak kıymetli ve saygıdeğerdir.

RİSALE-İ NURLAR HAKKINDA NE DEDİLER? 4

“Yurtdışından Risale-i Nurları tanıyan ve istifade edenlere Bediüzzaman Hazretleri ve Risale-i Nurları sorduk. Aldığımız cevapları istifadeye medar olur düşüncesiyle sizlerle paylaşıyoruz.”

Üveysilik ve Üveysi Talebeler

Bediüzzaman Hazretlerinin -tarihçe-i hayatında ifade ettiği üzere- ilim tahsil hayatı üç aydır. Doğubayazıt’ta ?eyh Muhammed Celali Hazretleri tarafından, ilimlerin konu alanlarına dair olan bu ilim tahsili dışında kendi çalışması ile elde ettiği ilminin vehbi olduğu dile getirilir.

Şifrenizi mi unuttunuz?