142. sayı

Eğitimdeki Temel Referans Noktası

“İnsan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir” der, Bediüzzaman Hazretleri. İlmin fayda sağlayan kısmının ise marifet alt yapısı ile desteklenmesi gereği üzerinde ısrarla durur.“(İnsan) enenin dürbünüyle, kâinat ne olduğunu ve ne vazife gördüğünü görür. Ve afaki malumat nefse geldiği vakit, enede bir musaddık görür. O ulûm, nur ve hikmet olarak kalır. Zulmet ve abesiyete in...[Devamını Oku]

Edirne Sarayı

Edirne, Sultan I. Murad tarafından fethedildikten sonra Osmanlı Devletinin başşehri oldu. Sultan I. Murad bu yeni başşehirdeki Selimiye Camiinin bulunduğu alana bir saray inşa ettirdi. Sultan II. Murad ise Sarayiçi denilen, Tunca nehrinin ikiye ayırdığı ada üzerinde yeni bir sarayın inşasını başlatmış, bu yeni saray Fâtih Sultan Mehmed tarafından bir yıl sonra tamamlanmıştır.

Gelenekten Geleceğe Maarif Davamız

Her yeni eğitim öğretim yılı başlangıcında milyonlarca çocuk okula gitmenin sevincini, heyecanını yaşar. Milyonlarca veli ve öğretmen de o tatlı okul telaşına katılır. Resmi verilere göre 17 milyon öğrenciye sahip bir ülkeyiz. Bu rakam 53 ülkenin nüfusundan daha fazla. Dinamik, genç bir ülkeyiz ve bu pek çok ülkenin sahip olmadığı/olamayacağı bir güç.

Günümüz Eğitim Sorunlarına Bakış

Her devlet ve millet kendisine hayat veren temel değerlerini ayakta tutabilmek için çağa uygun, özel insan tipini yetiştirmek ve hazırlamak zorundadır. Tarihin tozlu rafları incelediğinde, ideal insan modeli olmayan veya olduğu halde elinden alınmış (beyin göçü) devletlerin akıbeti pek iç açıcı değildir.

“Yerli ve Milli” Eğitim

“Yerlilik ve millilik” son günlerde ülke kamuoyunun gündeminde sıkça yer alan, yer alması arzu edilen kavramlardan ikisidir. Dahası bu arzunun mahiyeti elbette salt bir kuru gündem olması değildir. Bu arzunun mahiyetinde; bireylerden kurumlara fikri, sınai, ticari sahada faaliyet gösteren, ister politika üretsin ister mamul geniş bir yelpazede her kesin ve her kesimin sadece gündemi değil, rotası ...[Devamını Oku]

Tıkanan Eğitim Sistemine Çare!

Mevcut eğitim felsefemiz ve onun üzerine kurulu olan sistemimiz “taklit” iken, özümüze ve milliliğimize uzak iken; sistem üzerinde ne yapılırsa yapılsın, maalesef netice boş ve akim olacaktır. İlim irfan yuvası olması gereken okullar, çocukların ve gençlerin oyalanma yeri olarak bir nitelik kazanacaktır. Genel anlamda bozulan çarklar daha da bozulacak ve tıkanan sistem patlak vermeye devam edecekt...[Devamını Oku]

Osmanlı Devleti’nde Eğitim

Bir devletin ideolojik temelleri, yürüttüğü eğitim politikasıyla yakından ilişkilidir. Kuruluşundan itibaren Sünnî bir kimliğe sahip olan Osmanlı Devleti’ndeki eğitim sistemi, beylikler dönemi Anadolu’sunda açılan Sünnî mezheplere bağlı eğitim kurumlarının bir nevi devamı niteliğinde olmuştur.

Olgunlaştıkça Tatlılaşan Meyve:Sabır

Atalarımız “Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır” sözüyle sabrı, zahmetle beslenip büyütülen, ancak sonunda tatlı meyvesinden istifade edilen bir ağaca benzetmişlerdir. Bilindiği üzere olgunlaşmamış meyve acı olur. Sabır ağacının da böyle olgunlaşmayı bekleyen meyveleri vardır. Acelecilikle bu meyveler dalından koparılmazsa bir gün acısının tatlıya inkılâp edeceği görülecektir.

Almanya’nın Samimiyetsizliği

Denge SiyasetiSultan II. Abdülhamid’in Mâ­beyn Başkâtibi Tahsin Paşa, ha­­tıratında Sultan’ın dış siya­se­­­tini şu cümlelerle özetliyor­du: “Sultan Hâmid’in siyaset-i hâ­riciyede mesleği şu idi: Rus­ya’yı idare etmek, İngilte­re ile asla mesele çıkarmamak, Al­manya’ya istinâd etmek, Avus­­turya’nın gözünün Ma­ke­­don­ya’da olduğunu unutmamak di­ğer devletlerle mümkün mertebe hoş geçinmek, Balkanl...[Devamını Oku]

Allah’tan Başkasına Eğilmeyen Başlar

?u âlemin kalbi yeryüzü meydanıdır. Yeryüzünün kalbi ise topraktır. Toprak ise tevazu ve mahviyet gibi maksuda, rızaya ve huzura ulaştıran en yakın bir yoldur. Evet, toprak Allah’ın rızasına ulaştıran yollar içerisinde yüksek semavattan bile daha yakın bir yoldur. Onun için Hadis-i ?erifte “Kulun Allah’a en yakın olduğu an secde halidir”1 denilmiştir. Allah kendisine samimiyetle eğilen başları baş...[Devamını Oku]

Modernizm’in ‘Sünnet’ine İttiba

Eğer İslam dini bir cümle olarak düşünülürse, bu cümlenin fâili yani öznesi, Allah’ın kelamı olan Kur’ân-ı Kerim’dir. Yani bu din, Kur’ân’ın emirlerine göre yaşanmak zorundadır. O halde yaşanacak din, modern kafasında hezeyanlar kuranın değil, Kur’ân’ın Dini olmalıdır: ”Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.” (Âli İmran-132), “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin; peygambere v...[Devamını Oku]

İnsanın Saadeti

Bediüzzaman Hazretleri hakiki saadetin imanda ve İslamiyet’te olduğunu beyan ettikten sonra şu hakikati ifade ediyor. Dalalette öyle dehşetli bir elem ve bir korku var ki; kâfir, değil hayattan lezzet alması, hiç yaşamaması lâzım geliyor. Belki o elemden ezilmeli ve o korkudan ödü patlamalı idi.1 Çünkü insaniyet itibariyle her şeyi sever ve bağlanır. Elde etmek için uğraşırken ölüm gelir, sonu gel...[Devamını Oku]

  • 1
  • 2

Şifrenizi mi unuttunuz?