09. Sayı

Din, Güzel Ahlâktır!

Bir kandil düşünün. İçi islemiş, dışı tozlanmış ve fitilinin yanan kısmı kesilmemiş. Bu bakımı yapılmamış ve körleşmiş kandil dışarıya ne kadar ışık verebilir ki?!

Sevgili’yi Sevenler Özler

duy beni, gör beni ey Yârdünyâ artık daha kalabalık ve daha karanlıkbu şehrin duvarları sağırbu şehir Sen’den sonra darmadağın, harâbbak, kayıp gidiyor yıldızlar avuçlarımdansana yabancı bu çağlardaartık her insan bir başına, yapayalnız ve çâresizbeni bu sahte kalabalıklarda Sen’siz bırakma 

Tevâfuk, Husrev’in Tarzındadır!

“Onun için Husrev’in bir mahâreti varsa tevâfuku bozmamış. Tavsiye etmiştim ki; kimse mahâretinikarıştırmasın! Demek en büyük mahâret odur ki;tevâfuku bozmasın!Çünki tevâfuk, var.”

Tevâfuk Hakkında Bazı Sorular

Kur’ân’da Tesâdüf Değil, Tevâfuk Vardır Sual: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve îmaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-u hecâiyenin adedlerinden bahsediyorsun?

Türk milletinin kahramanı: Husrev Altınbaşak

Husrev Efendi, 1931’de tam intisap ettiği üstadının en mümtaz yardımcısı olmuştur ve üstadının ifadeleriyle: “Bu zat müstesna ve şirin kalemiyle nurlardan altı yüz risaleye yakın yazmış ve vatanın her tarafına neşrederek komünist perdesi altında dehşetli ifsada çalışan anarşistliği kır(mış) ve tecavüzünü durdur(muş) ve bu mübarek vatanı ve bu kahraman milleti o zehirden kurtarmak için tesirli tiry...[Devamını Oku]

Elmas Kalemli Husrev Efendi!

Hazret-i Ali (kv)’nin “Biz Âl-i Beyt’ten birer Gavs çıkıp her kürbet ve şiddet zamanında imdat ediyoruz.” müjdesinin âhirzamanda tahakkukuna bizzat vesîle olan Bedîüzzaman Said Nursî Hazretleri, Risâle-i Nûr hizmetinin parlak netîcelerini ve müceddidliği sadece şahsı nâmına kabûl etmez. Onun bu tavrı îmânından kaynaklanan tevâzusunun cilvesi olmakla beraber mühim bir hakikatin de ifâdesidir.

Büyüklere Saygının Adâbı

Büyüklere saygı göstermek İslâm’ın en büyük ahlâki dusturlarındandır. Büyüklere saygı göstermemek âhir zaman alâmetlerinden sayılmıştır. Büyüklere saygı göstermek İslâm’ın esaslarındandır.

Gaflette Yaşamak!

Bu öyle bir hâldir ki kişi bakar görmez, işitir duymaz, okur anlamaz olur. Sanki üzerinde ölü toprağı vardır. Üzerini örten elbiseleri, yorganı değil de gaflet örtüsüdür. Sanki gaflet, akıntılı bir nehir, kendisi de küçük bir teknedir. Nehir nereye götürse oraya gider. Ne yol sorulur, ne vasıta, ne de varılacak istasyon.

Bilimin İslâmîleştirilmesi

“İçinde yaşadığımız dönemde İslâm ümmeti tehlikeli bir durumla karşı karşıyadır. Biz korkunç bir ikilemin boynuzlarına yakalanmış durumdayız. Ya ‘bilim’i alacak ve dînimizi ondan apayrı, öznel ve şahsî bir alana kapayacağız, ya da dînimizi düşünce ve hayatımızın temeli kılarak şerefyap olacak, buna karşılık ‘bilim’ alanındaki zaafımızı ve onun sağlayacağı güçten yoksun kalmayı sürdüreceğiz. Bu, be...[Devamını Oku]

Biz’in içindeki Ben’i iyi tanımalıyız

Zamanı iyi kullanabilmeyi, faydayı çoğaltmayı, enerjik kalmayı, sonuçlarımızın yetersizliğini farkettiğimizde daha çok istiyoruz, ne dersiniz?

Said bin Âmir, îman etmesiyle birlikte bütün himmetini İslâm’a verdi. İslâm’ın her çağrısında hazır oldu. Resûl-i Ekrem’in sağlığında, yoluna kurban olmak için bekleyen sahâbe ordusunun bir neferi olarak yaşadı. Sonrasında Humus’un valiliğiyle hizmetkârlığını yaptı İslâm’ın. Evet, o bir valiydi ama Humus’un en fakirlerinin listesi eline ulaştığında Halîfe Ömer, ağlayacaktı. Çünkü listenin başında ...[Devamını Oku]

Bir Miraç Dönüşünde

Yine hasret düştü içime bugün, ?u dünya denilen diyar-ı gurbette, Ahiret denilen vatan-ı aslîme bir iştiyak düştü.. Ahirzaman girdabıyla yorulmuşken ruhum,

  • 1
  • 2

Şifrenizi mi unuttunuz?