08. Sayı

Sermayesiz Tevekkül

Elbette ki “Tevekkül, esbâbı bütün bütün reddetmek değildir.” Tabii ki sebepler değerlendirilecek ve uygun bir davranış belirlenecek. Hatta sebeplere riâyet edip hareket etmek “bir nevî duâ-i fiilî” hükmüne geçecek.

Vicdanla Bir Hasbihâl

Oysa ben son bulmayacak ve beni terk etmeyecek bir sevgilim olsun istiyorum. Öyle bir sevgili ki, benim ve bütün irtibat kurduğum ve alâka duyduğum şeyleri bir daha elimden çıkmamak üzere verecek bir sevgilim olsun istiyorum. Kısaca kemâli, cemâli, ihsânı ve kudreti sonsuz olan bir sevgili istiyorum.

Hilye-i Saâdet

Hat san’atında başlı başına bir form olan “Hilye” Hz. Peygamber (asm)’in maddî-manevî vasıflarını ifâde ile birlikte, yüksek bir grafik değeri hâizdir.

İslâm Kültür ve Uygarlığının Batı Dünyasına Etkisi

Avrupa Haçlı seferlerinde İslâm topraklarını alamadı. Haçlılar bu seferlerde milyonlarca kayıp verdiler, fakat bir buçuk asırdan fazla süren bu sekiz Haçlı muharebesi Avrupa’nın İslâm medeniyetini tanımasına sebep oldu.

Tevhid Hakîkati

Ey genç! Sana birkaç kelime öğreteyim Allah’ın emirlerini ve yasaklarını gözet ki Allah’ta seni gözetsin. (Evet) Allah’ı gözet ki O’nu karşında bulasın. Dileğin varsa Allah’tan dile, yardım isteyecek olursan

İnsanlığın Rahatı

Görürken eşyadaki mükemmel icraatı,Etmediler ilâhî kanuna murâatı.Maddecinin ektiği şu seratan-ı hayatı,Mesmum hale getirdi mübârek ziraatı!

Mücahitler ve Sabredenler

Kur’ân-ı Kerîm’de: “?man edip hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihâd edenler, Allah katında derece itibarıyla daha büyüktürler. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Tevbe, 9.20) ve“Ey îman edenler! Allah’tan sakının! O’na (yaklaşmaya) vesile arayın ve (O’nun) yolunda cihâd edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Mâide, 5.35) buyruluyor.

Nakîbül-Eşrâflık

Evet, Âl-i Beytin efrâdı ise, itikâd ve îman husûsunda sâirlerden çok ileri olmasa da, yine teslîm ve iltizâm ve tarafgirlikte çok ileridedirler. Çünkü İslâmiyet’e fıtraten ve neslen ve cibilliyeten taraftardırlar. Cibillî taraftarlık zaîf de olsa, şansız da olsa, hattâ haksız da olsa, bırakılmaz.Nerede kaldı ki, gâyet kuvvetli gâyet hakîkatli gâyet şanlı bütün silsile-i ecdâdı bağlandığı ve şeref...[Devamını Oku]

Allah’ı bilmek varlığını bilmenin gayrıdır!

“(O), hikmeti dilediğine verir. Kime de hikmet verilirse, artık şüphesiz (ona) pek çok hayır verilmiş demektir.” (Bakara, 269) Muhyiddin Arabî Hazretleri Fahreddin Razî Hazretlerine bir mektup yazarak:

Her ferd için, maddî ve manevî olmak üzere Cenâb-ı Hakkın ihsan ettiği iki şahsiyet vardır. Kişinin maddî şahsiyeti, maddî varlığından ibarettir. ?ahs-ı manevî ise aile, çevre, vazife, hizmet, şeref ve kişinin etkisinde bulunan bütün alanları kuşatır. Allah’ın her ferde verdiği maddî varlık, diğer ferdlerden farklı özelliklere sahip olduğu gibi, şahs-ı manevîsi de diğerlerinden farklıdır.

İlmî kitaplarımızda çokça geçen kelime: ‘Yakîn’

Camları koyu renkli, trafikte düzgünce seyreden bir aracın şoförünü görmediğimiz halde o aracın kendiliğinden hiçbir araca çarpmadan gidemeyeceğini, dolayısıyla bir şoförün varlığını hiç şübhe etmeden kabul ederiz. Hiç kimse o aracın kendi kendine gittiğine bizi ikna edemez.

Risâle-i Nûr’un Ahiret İnancını İsbâtı ve Haşrin Delilleri

“Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba’larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme.

Şifrenizi mi unuttunuz?