Kur’an-ı Kerim

Nübüvvetin Parlak Yolu: ‘Sırat-ı Mustakim’

Peygamberimizin (sav) nübüvvetinin delil ve burhanları had ve hesaba gelmez. Onların hepsini izah etmek hem bizim haddimizin fevkindedir hem de böyle bir yazı veya sohbet ile de îzah edilecek bir mesele değildir. Ancak nübüvvetin parlak bir delili olan Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz’in güzel ahlâkı ile Rabbimizden bize getirdiği Kur’ân-ı Azîmüşşan ve Hadîs-i ?erîflerin nübüvveti ne sûretle is...[Devamını Oku]

İsâ Aleyhisselâm’ın En Büyük Müjdesi

Hani Meryem oğlu ?sâ: “Ey İsrâil oğulları! Muhakkak ki ben, ben¬den önce (gönderilmiş) olan Tevrât’ı tasdîk edici ve benden sonra gelecek ismi Ahmet olan bir peygamberi müjdeleyici olmak üze¬re size Allâh’ın (gönderdiği) bir peygamberiyim!” demişti . (61: 6)

Hüsn-i Hat

Hz. Peygamber (sav)’in bizzat belirttiği bazı kaideler bilinmektedir. Mesela, Hz Muâviye (ra)’a hitaben şöyle diyor: “Ey Muâviye, divitine lika koy, kalemini eğri kes, bâ’yı uzat, sin’i fark ettir, mim’i köreltme, Lafzatullahı güzel yaz, er-Rahmân’ı uzat, er-Rahîm’i güzel yaz, kalemini sol kulağına koy ki, kolay hatırlayıp alasın.”

Nübüvvetin Parlak Yolu: ‘Sırat-ı Mustakim’

Peygamberimizin (sav) nübüvvetinin delil ve burhanları had ve hesaba gelmez. Onların hepsini izah etmek hem bizim haddimizin fevkindedir hem de böyle bir yazı veya sohbet ile de îzah edilecek bir mesele değildir. Ancak nübüvvetin parlak bir delili olan Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz’in güzel ahlâkı ile Rabbimizden bize getirdiği Kur’ân-ı Azîmüşşan ve Hadîs-i ?erîflerin nübüvveti ne sûretle is...[Devamını Oku]

Allah’ım, bana Kur’ân okumayı nasîb eyle!

-Hadi Gülsüm Teyze, geç kaldık! — Dur yavrum dur, geldim, ancak hazırlanabildim. — Kur’ân’ını almadın mı? — Aaaa unuttum bak hele; dur onu da alayım öyle çıkalım.

Kur’ân: Mu’cizeler Hazinesi

İ‘câz, Fahr-ı Âlem (asm)’ın risâlet da‘vâsında göstermiş olduğu en büyük mucizesi olan Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân’ın, sahib olduğu harikulade hususiyetleriyle, başkalarını, onun benzerini yapmaktan “âciz” bırakarak hakkaniyetini ispat etmesi demektir.

Yalnız Kur’ân konuşsun!

Susun, susun ey insanlar, dinleyin bir ses var Kâinat mescidinde hak söz Kur’ân okunur Her şey sussun o konuşsun, nefis sussun akıl sussun Kelâm-ı ezelîyle yalnız Rabbim konuşsun

Kur’ân Meydan Okuyor!

Arab ediblerinin i‘câz-ı Kur’ân’ın bir tek vechi olan belâğatı noktasında tek bir sûresinin mislini getirmekten çekinmeleri ve şimdiye kadar hiçbir i’câz vechine karşı çıkamamaları ve acz içinde sükût etmeleri, Kur’ân’ın i‘câzına, mucize oluşuna, beşerin gücünün fevkinde oluşuna en büyük delildir.

Yaran istersen Kur’ân yeter!

Kur’ân sadece dinlense ve hiçbir mânâsı anlaşılmasa dahi dinleyenlere verdiği huzur ve ferahlık, onun kendisine îmân etmeyenlere dahi gösterdiği mucizevî bir i’câzıdır. Dünyanın değişik yerlerinde bu konuda özellikle hastalara Kur’ân okunması ile ilgili yapılan birçok bilimsel araştırmalar bunu ispat etmiştir.

Kur’ân’ın mu’cizeleri kıyamete kadar bâkîdir!

İslâm âlimleri Peygamberimiz (sav)’ın bin kadar mucizesi olduğunu tespit etmişlerdir. Kur’ân-ı Kerîm ise onun en büyük mucizesidir ve bütün bu mucizeler içerisinde Kur’ân’ın müstesnâ bir yeri vardır. Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Peygamberlerden her bir peygambere insanların îman etmesi için (Allah tarafından) mutlaka mucizeler verilmiştir. Bana verilen mucize ise Allah’ın bana vahyettiğ...[Devamını Oku]

Kur’ân’ın Belâgati

Kur’ân mucizedir ve Allah kelâmıdır. Kur’ân’ın edebî yönü yani belâgati onun mucize oluşunun en bâriz cihetidir.

Kur’ân’da her şey vardır!

“Ne yaş ne de kuru (hiçbir şey) yoktur ki, Kitâb-ı Mübînde (apaçık bir kitabda) bulunmasın” (En’âm, 59)!

Şifrenizi mi unuttunuz?