Hz. Muhammed (sav)

Resûlullah (asm)’ın Dilinden Tebliğ

Ebû Saîdu’l-Hudrî: “Ben Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şöyle söylediğini işittim: ”Sizden kim (dînimize uymayan) bir münker görürse (seyirci kalmayıp) onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse lislsanıyla düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu kadarı îmanın en zayıf mertebesidir.”

İsâ Aleyhisselâm’ın En Büyük Müjdesi

Hani Meryem oğlu İsâ: “Ey İsrâil oğulları! Muhakkak ki ben, ben¬den önce (gönderilmiş) olan Tevrât’ı tasdîk edici ve benden sonra gelecek ismi Ahmet olan bir peygamberi müjdeleyici olmak üze¬re size Allâh’ın (gönderdiği) bir peygamberiyim!” demişti . (61: 6)

Nübüvvetin Parlak Yolu: ‘Sırat-ı Mustakim’

Peygamberimizin (sav) nübüvvetinin delil ve burhanları had ve hesaba gelmez. Onların hepsini izah etmek hem bizim haddimizin fevkindedir hem de böyle bir yazı veya sohbet ile de îzah edilecek bir mesele değildir. Ancak nübüvvetin parlak bir delili olan Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz’in güzel ahlâkı ile Rabbimizden bize getirdiği Kur’ân-ı Azîmüşşan ve Hadîs-i Şerîflerin nübüvveti ne sûretle is...[Devamını Oku]

Resûlullah (asm)’ın dilinden Kur’ân

ع?نْ أ?ب۪ي هُر?يْر?ة? ر?ضِي? ا للّٰهُ ع?نْهُ ق?ال?: ك?ان? ي?عْرِضُ ع?ل?ى النّ?بِيِّ ص?لّ?ى ا للّٰهُ ع?ل?يْهِ و?س?لّ?م? الْقُرْآن? كُل?ّ ع?امٍ م?رّ?ةً ف?ع?ر?ض? ع?ل?يْهِ م?رّ?ت?يْنِ فِي الْع?امِ الّ?ذ۪ي قُبِض? ف۪يهِ.أ?خْر?ج?هُ الْبُخ?ارِىُّ Ebû Hureyre (ra) şöyle demiştir:

Resûlullah (asm)’ın dilinden Kur’ân

ع?نْ أ?ب۪ي هُر?يْر?ة? ر?ضِي? ا للّٰهُ ع?نْهُ ق?ال?:ك?ان? ي?عْرِضُ ع?ل?ى النّ?بِيِّ ص?لّ?ى ا للّٰهُ ع?ل?يْهِ و?س?لّ?م? الْقُرْآن? كُل?ّ ع?امٍ م?رّ?ةً ف?ع?ر?ض? ع?ل?يْهِ م?رّ?ت?يْنِ فِي الْع?امِ الّ?ذ۪ي قُبِض? ف۪يهِ.أ?خْر?ج?هُ الْبُخ?ارِىُّ Ebû Hureyre (ra) şöyle demiştir:

Resûlullah (asm)’ın Büyük İnkılâbı

Geçen yazımızda ?sâ (as)’ın vazifesini “Gerçeğin Ruhu” diye tarif ettiği, yani bir hakîkî ve sâlih bir Peygambere bıraktığını ifade etmiştik. “Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince sizi her gerçeğe yöneltecek.” (Yuhanna, 16:13) Burada geçen “Ruh”un peygamberle eşanlamlı kullanıldığını, yine Yuhanna’nın mektubundan (1.mektup/Yuhanna, 4:1) nakletmiştik. Dolayısıyla “Gerçeğin Ruhu”, gerçek peygambe...[Devamını Oku]

Denizin Dibindeki İnciler

Allah’ın dînine hizmet noktasında bizlere düşen, üzerimize terettüp eden vazifeleri bihakkın yapmaya çalışmaktır. Kur’ân ve îman hizmetinde bulunmak en büyük ibâdettir. Öyle ise çalışmalarımıza ibâdet şuuru ve anlayışıyla devam etmemiz icap eder. Bedîüzzaman Hazretleri’nin ifâdesiyle; bizim vazîfemiz, yalnız kendi îmânımızı kurtarmak değil; başkalarının îmanlarını da muhafazaya çalışmaktır. Bu vaz...[Devamını Oku]

İşaretlerin Dili

Bismillah diyerek söze başlayalım. Cenâb-ı Hakk’ın kudsi sıfatlarından birisi de Kelâm sıfatıdır. Yani Rabbimiz Mütekellim-i Ezelî’dir. Yani, kelâm eder konuşur. Lâkin O’nun san’atları varlıkların san’atlarından ne derece üstün ve eşsiz ise elbette ve her halde kelâmı yani konuşması da o derece üstün ve eşsizdir. Kelâmının en yüksek derecesi Kur’ân-ı Azimüşşan’dır. Allah’ın nasıl ki yarattıkları ç...[Devamını Oku]

Ve geldin Ey Nebî !

VE GELDİN EY NEB?!Geldin de âleme verdin teselli.Zira âlem-i bekasız nasıl teskin olunur ki,Saplanırken kalb-i hazinimize fena hançeri;Her dem çekerken elvedasız gidişlerin firak elemini.

Kâinatın Çekirdeği ve Meyvesi

Nasıl ki hayat bu kâinattan süzülmüş bir özü, hulâsadır. ?uur ve his dahi hayattan süzülmüş, hayatın bir hulâsasıdır. Akıl dahi şuurdan ve histen süzülmüş, şuurun bir hulâsasıdır. Ve ruh dahi hayatın hâlis ve sâfî bir cevheri ve sâbit ve müstakil zâtıdır. Bunun gibi Fahr-i Kâinat (asm)’ın hayatı dahi kâinatın hayatından süzülmüş hulasatü’l hulâsa (özünün özü) dür. O’nun hayatı kâinatın hayatıdır.

Ey ehl-i irfan! Muhabbetiniz Muhammed (asm) olsun!

Bernard Shaw, “Dünyada hangi ‘güzel’ taşı kaldırırsak kaldıralım, altından mutlaka Muhammed (asm) çıkar” derken çok haklı. City Youngest’ın şu hakperest tespiti ise, îmansız ve emansız zulmet tâcirlerine hiç nasip olmadı: “Carlyle, ‘Kur’ân’ın ulviyeti, onun cihanşümul hakikatindedir’ dediği zaman, şüphesiz doğru söylemişti.

Yaratılmışların En Meşhuru!

Resûl-i Ekrem (asm), tarihin kaydettiği şöhret sahibi insanların en meşhurudur. O’nun şöhreti, kendisinden başka hiç kimseye nasip olmayacak bir şöhrettir. ?imdi, bu erişilmez şöhretin niçin ve nasıl olduğuna bir bakalım.

Şifrenizi mi unuttunuz?