Suhenden TONBUL

Rabbini bilen bir nesil

Cehâlet’ insanın en büyük düşmanı; bunda hiç şüphe yok. Ancak şu soruyu enine boyuna düşünüp, lafı eveleyip gevelemeden makul bir cevap bulmak zorundayız artık: “Kimden ve neyden cehâlet, neyi bilmemek en büyük düşman, en dehşetli musîbet, en korkunç belâdır?..”

Peygamberini bilen bir nesil

İnsan taklid ede ede olgunlaşır: Annebabasını, hocasını, büyüklerini taklid eder; velhâsıl insan sevdiğini taklid eder… Sevdiğine benzer, sevdiğinin rengine boyanır…

Kitâbını bilen bir nesil

Kitaplarla okuyucuların irtibatını tesis eden kâtip/yazıcı veya müellifden başka üç mühim cihet vardır: Mâhiyet ve muhteviyât yani kitabın ‘hakikat’i, o mâhiyetin büründüğü sûret yani kitabın ‘harf’i ve kitapla okuyucu arasındaki manevî köprü yani kitabın ‘lisân’ı… Bu üç cihet kitabın hüviyetini teşkil eder: Hakikati, harfi ve lisânı kitaba ya kuvvet verir yahut zaaf.

Dünyada bir ilk: Okuma zekâsı

Gazi şehir Antep’teyiz Okuma zekâsı ve okuma projesi hakkında bilgi almak üzere Uzman Eğitimci-Yazar Selahattin Yaylamaz Bey’e ofisinde misâfir olduk.

İstiğfar, itirfa, istikrar

Bir kabahat ne kadar büyük olursa olsun itiraf edilmesi onu işleyene karşı merhamet nazarının uyanmasına sebebiyet verir.

İstiğfar, itirfa, istikrar

Bir kabahat ne kadar büyük olursa olsun itiraf edilmesi onu işleyene karşı merhamet nazarının uyanmasına sebebiyet verir. İnsan ilişkilerinde bu durum o kadar kıymetli bir davranıştır ki, adalet kavramında da yerini alır ve her zaman suçun itiraf edilmesi adli makamlarca suçlu lehine bir davranış olarak yorumlanır.

İyi bir makale yazmak için 20 kural

1-    İyi bir makale yazmak için önce konunuzu ve konunuzun sınırlarını belirleyin! (Makale konusu olabildiğince “dar” ve sınırları açıkça çizilmiş olmalıdır.)

“Kur’ân yıldızlarına perde çekilmez!”

BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ’NİN BARLA’YI TE?R?Fİ Barla, 1926’dan beri muazzez bir üstâda mesken olmuştu; bu zât Bediüzzaman Saîd Nûrsî Hazretleri idi. Aynı zamanda Barla, Kur’ân’ın etrafındaki surların yıkıldığı, Müslümanların sâhipsiz ve hâmisiz kaldığı, âhirzaman fitnelerinin tüm şiddetiyle memleketi ve beşeriyeti istilâ ettiği bir zaman diliminde insanlığa iki cihan saadetini temin edecek yegâne ila...

“Bu günde, Müslümanlığın sertâcı”

Husrev Efendi, Bedîüzzaman Hazretleri’nin vefâtı üzerine talebelerine “Üstâdımız vuslâtın en tatlı şerbetini içti” demişti. Husrev Efendi’ye göre Hazret-i Üstad’ın ilmi o kadar geniş ve derindi ki dünyada tam bir muhatap bulamamış, ilminin çoğunu âhirete götürmüştü.

Husrev’e Kırk Canım Olsa, Fedâ Olsun!

“Husrev’i tashihte ve tevzi’de ve tedbirde ve muhâberede ve Nûrların neşir ve yetiştirmesinde tebrik ve muvaffakıyetine dua ederiz. Bu ehemmiyetli vazifelerle beraber; yine o şirin ve parlak kaleminin yazılarını çok nüshalarda görüyoruz; hem müstakil nüshaları da yazıyor, mektubundan anlıyorum.”

Aylar Bize Hep Muharrem Oldu!

Yeni bir hicrî seneye, 1429’a vâsıl oluyoruz; hayırlı, mübarek olsun. Muharrem ayı içerisindeki Aşure günü insanlığı alâkadar eden mühim ve hayati hâdiselerin yaşandığı bir tarih. Hz. Âdem (as)’ın tevbesi bugün kabul edildi.

Parlak bir istikbâle namzediz!

Kendine güven ve ümidin kaybolduğu yer ve zamanda ‘iman’ kuvvetlerinin ve kaynağı iman olan pek çok haslet ve duygunun da eriyip tükeneceği muhakkak… Bu eriyip tükenme neticede ‘toplumsal cinnet’ çarklarının hızla dönmesine sebep olacak ve bu meşum fabrikanın yegane meyvesi günahkârlık ve topyekün esaretten başka bir şey olmayacaktır… Esaret; nefse esaret, kula esaret, başka kültürlere...

Şifrenizi mi unuttunuz?