Sedat ERO?LU

Ey karış karış âlemde vefâ arayan!

Bir gün gözlerini bedeni titrerken açarsa biri, yanında soğuk ve karanlıktan başka şey de yoksa eğer bir ısıtan ve ışıtandır ilk aramaya koyulduğu… İlk peşine düştüğü.

Kur’ân okumanın fazileti

Peygamber Efendimiz (asm) bütün hayatı boyunca Kur’ân-ı Kerim’i gece gündüz demeden okumuş ve yaşamış. Ve  insanları Kur’ân okumaya teşvik etmiştir.

Üç harfin talimi (Aşk)

Aslında bu cam aynaya lisan gibi görünüyordu şu nazik hatla yazılmış bu manidar kelimeler. Aynayı konuşturuyordu. Her bakan ölümlüye ölümsüz bir güzellik tarifi veriyordu. Aynada ne mi yazıyordu?

Birliğinin ışığında erit beni!

“Ateşi bilmenin bedeli nedir?” diye sorduklarında “Alevinde bir kez olsun yanmaktır.” demişlerdi. Bir’i bilmenin bedeli ben her ne ise razıyım. Bütün “Hayır!”larımı yok eden bir ateşte yak beni! Ey Bir!

Ne anlam taşır ki bu hayat!

KARANLIK KUYUDAN GELEN FERYAT: “Ne anlam taşır ki bu hayat!” İşte kâinat! Hangi yöne çevirse başını insan, gördüğü; inkâr edilemez bir ilim, kudret ve sanat! İlim var çünkü bir âlimi var âlemin. Kudret var, çünkü var bir Kadir, Kayyum ve Metin.San’at var çünkü Bânî var, Sâni’ var. Küçük bir sınıfta az bir süre öğretmensiz kalışıyla çıkan kargaşayı bilen insan, milyonlarca yıldır süregelen düzeneği...

Ey karış karış âlemde vefâyı arayan!

Ey yerlerin ve göklerin sahibi! Ey efendim! Gaflet karanlığında katran kuyularına düştüm. Çıkar beni! Ey şiddet-i zuhurundan dolayı görünmeyen sevgili! Aç gönül gözlerimi! Unutkan yârları bir bir terk ettim. Arkasına bile dönüp bakmadan çekip giden şu dünyadan kalbimi çektim. Kanatan çiçeklerden elimi çektim. İşte al artık yüreğim senin!

Asıl Bahar

Hasan Dede, komşusuyla konuşurken erik ağacı konuşulanları duyamıyordu çocuk seslerinden. Dallarında ağırladığı Hasan Dede’nin torunları erik ağacının en büyük keyiflerindendi. Uzun zamandır kimselerin dönüp de bakmadığı kayısı ise günlerini pişmanlık içinde geçiriyor, her sabah «Ey insanlar! Siz benim gibi aldanmayın! Tüm sermayenizi burada tüketmeyin. Asıl baharı bekleyin!» diye ağlıyordu.

Said bin Âmir, îman etmesiyle birlikte bütün himmetini İslâm’a verdi. İslâm’ın her çağrısında hazır oldu. Resûl-i Ekrem’in sağlığında, yoluna kurban olmak için bekleyen sahâbe ordusunun bir neferi olarak yaşadı. Sonrasında Humus’un valiliğiyle hizmetkârlığını yaptı İslâm’ın. Evet, o bir valiydi ama Humus’un en fakirlerinin listesi eline ulaştığında Halîfe Ömer, ağlayacaktı. Çünkü listenin başında ...

Haydi Kurtuluşa!

     Bir bakarsınız dünya, güneş yüzünün tebessüm ettiği sükûnetli bir sudur. Bir de bakarsınız tayfunların kasıp kavurduğu kara bir derya oluvermiş. Kararmış semâmız bize çaresizlik çığlıkları atarken aslında biliriz gemisini kurtarmak zorunda bulunan kaptanlar olduğumuzu. Bu haliyle hayatın bizden mücadele beklediği bir gerçek.

Medine’yi Ağlatan Ezan

Allah Resûlü hasta yatağında soğuk terler döküyor. Hazreti Aişe’nin gözü yaşlı, Hazreti Ebu Bekr’in başı yerde, Kainatın Efendisi ebedi yolculuğun eşiğinde son nefeslerini sayıyor. Medine soluk almadan bekliyor.

Sil Gözyaşlarını Baba!

Mücteba, sabah kalktığında kendini çok farklı hissediyordu. Biraz uykusu var gibiydi, ama içinde başka kıpırtılar koşuşuyordu. Tekrar yatmayı hiç düşünmedi. Hemen perdeyi açtı. Dışarısı her günkünden daha farklı görünüyordu.

Şifrenizi mi unuttunuz?