M. Zakir ÇETİN

Güzel bir haslet ve bir ihtidâ

Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Kur’ân’dan sonra en büyük mûcizesi kendi zâtıdır. Yani, onda içtima etmiş ahlâk-ı âliyedir ki, her bir haslette en yüksek tabakada olduğuna, dost ve düşman ittifak ediyorlar. Hatta şecaat kahramanı Hazret-i Ali (ra), mükerreren diyordu: “Harbin dehşetlendiği vakit, biz Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın arkasına ilticâ edip tahassun edi...

İnsanların Fıtrî Dini İslamiyettir

Evet, insanların fıtrî dini İslâmiyet’tir. Buna binlerce delil ve burhanlardan yalnız insanların yaşamasını delil olarak göstermek kâfidir. Dikkat ettiğimizde görüyoruz ki dünyaya gelen her çocuğun sevimli bir hâli vardır.

İlim Mâluma Tâbidir

Kader kısaca şöyle tarif edilebilir: Bütün mahlûkatın miktarlarını, başlarından geçen ahval ve sûretlerini Cenâb-ı Hakk’ın ezelî ilmiyle bilmesinden ve yazmasından ibarettir. Bunu da iki kısma ayırmak mümkündür:

Her ferd için, maddî ve manevî olmak üzere Cenâb-ı Hakkın ihsan ettiği iki şahsiyet vardır. Kişinin maddî şahsiyeti, maddî varlığından ibarettir. ?ahs-ı manevî ise aile, çevre, vazife, hizmet, şeref ve kişinin etkisinde bulunan bütün alanları kuşatır. Allah’ın her ferde verdiği maddî varlık, diğer ferdlerden farklı özelliklere sahip olduğu gibi, şahs-ı manevîsi de diğerlerinden farklıdır.

Mücahitler ve Sabredenler

Kur’ân-ı Kerîm’de: “?man edip hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihâd edenler, Allah katında derece itibarıyla daha büyüktürler. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Tevbe, 9.20) ve“Ey îman edenler! Allah’tan sakının! O’na (yaklaşmaya) vesile arayın ve (O’nun) yolunda cihâd edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Mâide, 5.35) buyruluyor.

Mabud Yalnız O’dur!

İşte, Allah’a inanıp O’nu kabul etmeyen, böylece her şeyi Rabb edinip onlara tapmak mecburiyetinde kaldığı gibi, buna bedel kâinatın sahibine inanıp O’na ibâdet eden, her şeye tapmaktan kurtulur. Ve bütün varlıkların Allah tarafından kendine merhameten verilen hizmetçiler olduklarını anlamış olmak ile yeryüzünün halîfesi rütbesine yükselir.

Niçin ibâdet ediyoruz?

İbâdet yapmak fıtratın gereğidir. Cenâb-ı Hakk, “Ben cinlerle insanları yalnız ve yalnız bana ibâdet etsinler diye yarattım.” buyuruyor. Zaten insanların fıtratında iyiliğe karşı muhabbet ve sevgi vardır. Demek insanların asıl vazifesi, fıtratlarının muktezâsı olan iman ve ibâdettir.

Risâle-i Nûr’un İrşad Usûlü

Demek îman mü’mine cenneti kazandırdığı için bir Tûba-i cennet çekirdeğini taşıyor. Belki cennetin bir çekirdeği hükmüne geçiyor. Mü’minin kalbinde bir cennet olarak bulunuyor ve cennetin lezzetini, saâdetini ona tattırıyor. Küfür ise bir zakkum-ı cehennem tohumu olarak cehennemi netice vereceği gibi içinde bir cehennemi bulunduruyor. Ve kâfirin aklında ve kalbinde dünyada dahi o cehennemi ona yaş...

İlmin Fazileti

“Muhakkak ki yer yüzünde bir halîfe yaratacağım.”  meâlindeki âyet-i kerîmeden melekler, Allah’ın onlardan üstün ve fazîletli bir halife halk edeceğini anlamışlar. Zira halife tabiri ‘üstün sıfatlara sahip zât’ manasına gelir. Melekler (hayretlerinden), “Orada fesad çıkaracak ve orada kanlar dökecek bir kimse mi yaratacaksın? Hâlbuki biz hamdin ile seni tesbih ediyoruz ve takdis ediyoruz.” de...

Namazın Kıymeti

Hz. Enes (ra)’dan rivâyet ediliyor: “Resûl-i Ekrem (asm) ile beraber namaz kılan Ensar’dan bir genç vardı. Çirkin işlerden hiçbirini bırakmadan işliyordu. Onun o durumu Resulullah’a anlatıldı. Resûl-i Ekrem: ‘Onun namazı ona o çirkin işleri terk ettirecektir’ diye buyurdu. Gerçekten aradan zaman geçmeden o genç tevbe edip halini düzeltti.”

Nübüvvetin Parlak Yolu: ‘Sırat-ı Mustakim’

Peygamberimizin (sav) nübüvvetinin delil ve burhanları had ve hesaba gelmez. Onların hepsini izah etmek hem bizim haddimizin fevkindedir hem de böyle bir yazı veya sohbet ile de îzah edilecek bir mesele değildir. Ancak nübüvvetin parlak bir delili olan Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz’in güzel ahlâkı ile Rabbimizden bize getirdiği Kur’ân-ı Azîmüşşan ve Hadîs-i ?erîflerin nübüvveti ne sûretle is...

Şifrenizi mi unuttunuz?