Fatih KIRAR

Tebliğ, nefis ve vicdana müessir olmalıdır!

Tebliğ; akıl, vicdan ve hissiyata tesir edebilecek durumda olmalı. Evet, yapılan tebliğ aklı ikna etmekle beraber vicdanı da tatmin etmelidir. Kalbe gıda olup onun alacağı kudsî lezzetleri vermekle beraber, nefis için de hayırlara müşevvik olmaya, günahların içindeki elem ve sıkıntıları göstererek onlardan vaz geçirmeye vesile olmalıdır.

اًقوُه?ز ?نا?ك ?لِطا?بْلا ?ّنِإ ُلِطا?بْلا ?ق?ه?ز?و ُّق?ْلا ءا?ج ْلُق?و”(Habibim Yâ Muhammed!) Yine de ki ‘Hak geldi, bâtıl zâil oldu! ?übhe-siz ki bâtıl, yok olmaya mahkûmdur.” (İsra, 81)

اًقوُه?ز ?نا?ك ?لِطا?بْلا ?ّنِإ ُلِطا?بْلا ?ق?ه?ز?و ُّق?ْلا ءا?ج ْلُق?و” (Habibim Yâ Muhammed!) Yine de ki ‘Hak geldi, bâtıl zâil oldu! ?übhe-siz ki bâtıl, yok olmaya mahkûmdur.” (İsra, 81)

اًقوُه?ز ?نا?ك ?لِطا?بْلا ?ّنِإ ُلِطا?بْلا ?ق?ه?ز?و ُّق?ْلا ءا?ج ْلُق?و” (Habibim Yâ Muhammed!) Yine de ki ‘Hak geldi, bâtıl zâil oldu! ?übhe-siz ki bâtıl, yok olmaya mahkûmdur.” (İsra, 81)

O seni görüyor ya!

İşârâtü’l-İ’caz’da beyan edildiği gibi namaz, bütün mahlûkatın ibâdetlerini içinde toplayan, kul ile Allah arasında yüksek bir irtibat ve yüce bir münâsebetten ibâret olan nezih ve hoş bir ibâdettir.

Allah’tan başka ilah yoktur

Allah lafzı, bütün esma-yı İlahiye ile kemâl sıfatları içinde bulundurduğundan dolayı, “Lâ ilâhe illallah” Allah’tan başka ilah olmadığını ifade ettiği gibi lâ hâlika illallah (Allah’tan başka yaratıcı yoktur) aynı zamanda lâ râzıka illallah (Allah’tan başka rızık veren yoktur), lâ Rabbe illallah (Allah’tan başka rab yoktur) gibi bütün esma-yı İlahiyeyi de içinde toplar.

Kulluğumuzla özgürüz

Cenâb-ı Hakk insanı, her türlü yeteneği kendinde toplayıcı bir varlık olarak yaratmıştır.  O istidadlarla her türlü hayır ve hasenatı yaparak, dünyada en yüce kemalâta ve âhirette de bütün nimetlere ve saadetlere kavuşarak en yüksek derece ve tabakalara çıkabilir.

Ehl-i Fetretin Akıbeti

Fetret, vahiy ve semavi hükümlerin sükûn ve duraklama zamanı olduğu için, iki peygamber-i zîşan devirleri arasındaki zamana denir. Hatta yürürlükte olan bir dinin hükümleri kendilerine ulaşıp hakkıyla anlatılmayan kişiler için de fetret devri geçerlidir. Onlara da ehl-i fetret denilir.

Irkçılığın Zararları

Câhiliye denilen müşriklere ve kâfirlere ait ırkçılık, birbirine dayanıp yardım eden gaflet, dalâlet, riyakârlık ve zulümden yoğrularak oluşturulmuş bir macundur. Bunun için milliyetçiler, milliyeti ilâh kabul ediyorlar. Hamiyet-i İslâmiye denilen müsbet İslâmî milliyetçilik ise iman nurundan bütün âleme aksedip dalgalanan bir nurdur.

Müsbet ve Menfi Milliyetçilik

İslamiyet kendinden önceki cahiliye denilen şirk ve küfür dönemine ait ırkçılığı kökünden kesip atmıştır. Hadîs-i ?erif “Birbirinizi tanımanız ve sosyal hayata ait olan ilişkilerinizi bilmeniz için sizi taife taife, millet millet, kabile kabile yarattım. Yoksa birbirinizi inkâr ederek yabancı gibi bakmak ve düşmanlık etmeniz için sizi kabile kabile yaratmadım.” (Hucurat Sûresi, 13)

Rabbü’l Âlemîn

Evet, insan bir askerdir. Askerlik vazifesi başka, hükûmetin vazifesi başkadır. Askerlik vazifesi talim (eğitim), cihad gibi dini ve vatanı koruyacak işlerdir. Hükûmetin vazifesi ise, askerin erzakını, libasını, silâhını vermektir.

Lisan-ı Hâl İle Nasihat

Lisan-I Hâl Ile Nasihat ?una da dikkat etmek îcab ediyor ki, “Yapmadığınızı niçin söylüyorsunuz?” demek, “Söylediğiniz şeyleri yapınız!” demektir. Yoksa “Yapmadığınız bir ibâdeti başkasına söylemeyiniz, bunu söylemek yanlıştır.” anlamına gelmez. Çünkü bir ibâdeti yaşamak farz olduğu gibi, onu başkalarına söylemek de farzdır. Ancak nasîhatin daha çok müessîr olması için yaşamak lâzımdır.

Şifrenizi mi unuttunuz?