Ayhan ARAS

Paslı halkalar

    Murad dalgın dalgın yürüyordu. Ayakları onu gayr-ı ihtiyârî deniz kenarına götürmüştü. Her zamanki yerine oturmuş denizi seyre dalmıştı. Gelip geçen gemilere bakıyor, aklından bir şeyi çözmeye çalışıyordu. Ne zaman böyle düşünceli olsa, kendini sahile atar, gözleri gibi masmavi denizi uzun uzun seyrederdi.

Gelsin

Rasûlünü (sas) sevenlerden Davasını bilenlerden, Yoluna yüz sürenlerden, Haberini soran gelsin.

Ümmetî! Ümmetî!

Nasıl ki gündüz şu siyah kabre tebeddül etti, dünya siyah kefenini giydi, öyle de ömrün gündüzü de ölüm gecesine ve dünya gündüzü de berzah gecesine ve hayatın yazı dahi ölümün kış gecesine hiç şüphe yok ki inkılap edecek.

Şifrenizi mi unuttunuz?