Ali Semerci

Büyük Meraka Makul Cevap

Bediüzzaman Said Nursi Mu­ci­zat-ı Ahmediye (asv) eserinin Onuncu Reşha’sında “merak” konusuna dikkat çekiyor.İnsanı medeniyet üretme derecesine yükselten bu duygunun, varoluş gerçeğinden beslendiğinde korku ve ümitsizliği ortadan kaldırdığını vurguluyor.

İslam Medeniyeti

Habîb-i Neccâr(ra) Hz. İsa (as) Risâlet verildikten sonra kendisine imân eden ha­vârîlerini davetçi olarak farklı şehirlere dağıttı. Bu ha­vâ­rilerden Yahya ve Sevman’ı An­takya’ya gönderdi. İki havâri Antakya’ya yaklaşınca bir çobana denk geldi. Çobana selâm verdiler. Çoban selâmı aldıktan sonra

Said Nursi’den Osmanlı Meclisine Tavsiyeler (II)

24 Temmuz 1908’de Abdülhamid Han’ın meşrutiyeti ilan etmesinden sonra seçimler yapıldı. Seçilen mebuslarla Osmanlı Meclisi                                         4 Aralık 1908’de açıldı. Bediüzzaman Said Nursi 19 ve 26 Aralık 1908’de “Mebusan’a Hitap” adıyla birbirinin devamı olan iki yazı kaleme aldı. Bu makale Kürt Teavün ve Terakki Gazetesinde yayımlandı.

İsyanlar Karşısında Said Nursi (ra)

Bediüzzaman Said Nursi’nin (ra) hayatı tetkik edildiğinde, iç isyanlara karşı takındığı tavır, herkese örnek olacak bir ders niteliğindedir. Her daim “Kılıç harice karşı çekilir, dâhilde kullanılmaz” prensibiyle hareket etmiştir.

İ SL   A M MEDENİ   Y   E T İ

Anadolu’nun kapısını İslâm’a açan ilk dervişlerden Ebu’l-Hasan Harakânî (r.a.) (963-1033) Asıl adı Ali bin Ahmed bin Cafer’dir. Ebu’l-Hasan Harakânî künyesi ile tanınır. Mevlânâ (ra) Mesnevisinde Ebu’l-Hüseyin diye başka bir künyesini zikretmektedir. Ebü’l-Hasen Alî b. Ahmed (Ca‘fer) el-Harakānî şeklinde isim ve künyesi beraber de zikredilmektedir.

Said Nursi’den Osmanlı Meclisi’ne Tavsiyeler (I)

24 Temmuz 1908’de Abdülhamid Han’ın meşrutiyeti ilan etmesinden sonra seçimler yapıldı. Seçilen mebuslarla Osmanlı Meclisi 4 Aralık 1908’de açıldı. Bediüzzaman Said Nursi 19 ve 26 Aralık 1908’de “Mebusan’a Hitap” adıyla birbirinin devamı olan iki yazı kaleme aldı.

Yeni Dünyada Vatan,Devlet ve Asabiyet

VATANBir kimsenin yerleşip yurt edindiği yere vatan denir. Sığır ve koyun ağılı anlamına da gelmektedir. Çoğulu “evtan”dır. Vatan sözcüğü “vatane” fiilinden bir isim olup, fiil anlamı; yerleşmek, ikamet etmek demektir. Aynı fiilin if’al ve tef’il babı ise; yurt edinmek, kendisini alıştırmak anlamına gelir.

Abdulhamid Han’a Kadar Ekonomi

ALİ SEMERCİ Klasik dönemde Osmanlı ekonomisi; Devletin gelirlerini yükseltmek, harcamalarını kısmak, Piyasada uygun fiyata, istenilen kalitede ürün bulundurmak, Üretim ve tüketim dengesini sağlamak1 esasları üzerine oturtulmuştur.

Said Nursi ve İngilizler

ALİ SEMERCİ William Gladstone 1882 Avam kamarasında ise; “Bu Kur’an Müslüman­ların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ya bu Kur’an’ı onların elinden almalıyız yahut Müslümanları Kur’an’dan soğutmalıyız” ifadelerini kullanmış; “Bu kitabın takipçileri oldukça Avrupa’ya barış gelmeyecektir”2 demiştir. 1898’da Van’da Tahir Paşa Konağında bu haberi okuyan Said Nursi Hazretleri, “Kur’an’ın Sön...

Osmanlı – İngiltere İlişkileri Kronolojisi

ALİ SEMERCİ Uzun ve yoğun bir maziye sahip olan iki devletin ilişkilerini burada detaylıca ele almak elbette mümkün değil. Fikir vermesi açısından, olayları kronolojik sırayla ele almaya çalışacağız.

Ahde Vefa

ALİ SEMERCİ Ahde vefa; verdiği sözde, ettiği yeminde, yaptığı anlaşmada durmak manasına gelmektedir. Sözünde durmanın, ettiği yeminini yerine getirmenin ve yaptığı anlaşmaya uymanın önemi pek çok ayette[1] önemle vurgulanmıştır.

İlk TBMM ve Bediüzzaman (Kasım 1922 – Mayıs 1923)

ALİ SEMERCİ Dergimizin Ağustos sayısında Milli Mücadele Döneminde Bediüzzaman Hazretlerinin yaptığı faaliyetlerden ve katkılardan bahsetmiştik. İstanbul’u Anadolu’dan daha tehlikeli gören Üstad mücadelesine İstanbul’da devam etmişti. Bu mücadele sırasında Mustafa Kemal, eski Van Valisi Tahsin Bey olmak üzere on sekizin üzerinde davetle Ankara’ya çağrılmıştı[1].  Bu davetler üzerine Kasım ayın...

  • 1
  • 2

Şifrenizi mi unuttunuz?