Arayan Bulur, Bulan Sevinir

182. Sayı Kültür ve Medeniyet

Allah’a hamd olsun, Avrupa’da her sene kadın erkek her yaştan birçok insanın imanla şereflenmesine şahidlik ediyoruz. Birçoğuyla müslüman olduktan sonra da irtibatımız devam ediyor. İlk günkü halleri ile müslüman olduktan sonraki halleri arasındaki değişim çok dikkat çekici. Bu büyük farkı kendileri de fark edip değişik şekillerde itiraf ediyorlar.

Bir gün yanımıza Sascha isimli bir genç gelmişti. Karamsarlığı daha ilk bakışta yüzünden okunuyordu. Tedirgin, huzursuz, mutsuz bir ruh hali ile başladığımız o ilk sohbette siması yavaş yavaş rahatladı, açıldı, üzerindeki o gerginlik gitti. Üç saat sonra yanımızdan gülümseyerek ayrıldı. Sascha, Musa olunca tedirginlik tebessüme döndü.
Dr. Koster yaşadığı bazı problemler dolayısıyla hem bir derece hayata küsmüş hem o karamsarlıkla eski dini hristiyanlığa olan inancını da büsbütün kaybetmişti. Müslüman olduktan sonra halini sorduğumda: “Dün­yada cenneti ya­şı­yorum!” ifa­de­sini kullanır ol­muştu. Çün­kü o da saadeti imanda bul­muş, artık Abdurrah­man Said olmuştu.
Thomas varlıklı bir iş adamıydı. Sonraki görüşmelerimizde itiraf ettiği üzere, kendi hayatını renkli ve eğlenceli bulup iftihar eder, müslümanların hayatını monoton ve sıkıcı zannederek bizlere acıyarak bakarmış. Müslüman olduktan sonra: “Anladım ki asıl neşe ve içhuzur sizde, asıl dert ve keder bizdeymiş. Ama ne yazık ki bunu kimse bilmiyor, ben de İslam’ı öğrendikçe, sizleri tanıdıkça fark ettim” dedi. Çünkü Thomas artık Yasin olmuş, keder huzura dönmüştü.
Harry yaşını sorduğumuzda, müslüman olduğu tarihten itibaren hesab ederek cevap vermişti bir defasında. Öncekini yaşamış saymıyordu. Çünkü o artık bir Ahmed idi…
Raphael her bir iman hakikatini idrak ettikçe içinde nasıl bir ferahlık meydana geldiğini, “Her hakikat kendi karanlık dünyamdan güneşe açılan bir pencere oldu. 4 senedir her dersimizde yeni pencereler açıldı, içimde hiçbir karanlık nokta kalmadı” diyor.

İsrafil kardeşimizin içindeki ferahlık simasına yansıyor, tebessüm yüzünden eksik olmuyor.

Alicia isimli hanım kardeşimiz müslüman olup Aliye olduktan sonra, “Ne diyeceğimi bilemiyorum, sevincimi tarif edecek kelime bulamıyorum” demişti.
Julia kelime-i şehadet getirip Elif olduktan sonra, kendisini İslam’ı tanıması için camimize getiren abiye, “Siz benim manevi babamsınız” diyerek sevincinden ona sarılmak istemişti.
Daha bunun gibi pek çok itirafları dinledik, ihtida merasiminde sevinç gözyaşlarına şahidlik ettik. Bu gibi müşahadelerimiz şöyle bir hakikati teyid etti: Huzur imanda, keder küfürde…
Huzurun asıl sebebi maddi imkanların varlığı olmadığı gibi, kederin asıl kaynağı maddi sıkıntıların çokluğu değildir.
Öyle olsa zenginler strese girip de psikolog desteğine muhtaç kalmazlar; peygamberler de o kadar sıkıntılar içinde herhalde çıldırmaları icab ederdi. Halbuki hikmetli sözleri ve olgun davranışları onlarda stresin zer­resi bile bulunmadığının gös­­tergesidir. Bedenleri binler bat­man meşakkat altında da olsa ruhlarında bir dirhem stres yoktur.
Demek iman kimde, huzur ondadır. Yeni müslüman olanların sevinç gözyaşları da bunun birer şahididir.

Şifrenizi mi unuttunuz?