Kur’an Müminlere Şifadır

173.sayı İbadet Sağlık SAYILAR
Kur’an Müminlere Şifadır

“De ki, o iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır”

Kur’an-ı Kerim, Allah’ın gönderdiği semavî kitapların so­nun­cusudur ve Hâtemü’l-En­biya (asm)’a indirilmiştir. Yüce kitabımız Kur’an gerek hafızların hafızalarında gerekse yazılmış nüshalarda bir harfi bile değişmeden günümüze kadar korunmuştur. Aslını kaybetmeden de muhafaza edilecektir.1


Allah’ın koruması altındaki Kur’ an-ı Mucizü’l-Beyan, maddi ve manevi şifa kaynağıdır. Sevgili Peygamberimiz (asm)’ın İhlas, Felak ve Nas gibi bazı sureleri şifa niyetiyle okuduğuna dair rivayetler vardır. Bir hadis-i şerif’te (Hazret-i Aişe (ra) vali­demiz anlatıyor:) “Resulüllah (asm) vefatından önce hastalandığı zaman muavvizeteyni2 ve İhlas suresini okuyup kendine üflerdi. Hastalığı şiddetlendiği zaman bu sureleri ben okuyup ona üflerdim.”3 Diğer bir hadis­te, “Bir gün hasta bir adam Peygamberimize (asm) geldi. Vü­cu­dundaki elem ve acıdan şi­­kâ­­yet etti. Resulüllah (asm) ona dedi ki: “Elini vücudunun ağrıyan yerine koy ve üç de­fa muavvizeteyn surelerini oku!”4
Konuyla ilgili Bediüzzaman Hazretleri, “Demek o hurufların okunması ve yazılmasıyla maddi ilaç gibi şifa ve başka maksadlar hâsıl olabilir”5 tespitinde bulunmuştur.
Kur’an-ı Kerim’de geçen şu altı şifa ayeti Kur’an’ın şifa olduğuna açıkça işaret etmektedir:
وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِنٖينَۙ
“(Bu vesile ile Allah) müminlerden bir topluluğun gönüllerine şifa verir.”6
وَشِفَٓاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنٖينَ
“Gönüllerde olana bir şifa ve müminler için bir hidayet ve bir rahmet (olan Kur’an’dır).”7
يَخْرُجُ مِنْ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ فٖيهِ شِفَٓاءٌ لِلنَّاسِ
  “Onların (o arıların) karınlarından renkleri muhtelif bir içecek çıkar ki, onda insanlar için bir şifa vardır.”8
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنٖينَ
“Hem Kur’an’dan öyle şeyler indiriyoruz ki, o müminler için bir şifa ve bir rahmettir.”9
وَ    اِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفٖينِ
“Hem hastalandığım zaman da bana O (Allah) şifa verir.”10
قُلْ هُوَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَٓاءٌ
“De ki, o iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır.”11
Kur’an-ı Kerim Maddi Hastalıklara Şifa Olduğu Gibi Manevi Hastalıklara da Şifadır
Kur’an’ın maddi hastalıklarımıza şifa olmasının yanında, asıl manevi hastalıklarımıza şifa olması daha büyük bir önem arz etmektedir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri Birinci Şua’da zikrettiği Fussılet Suresi 44. ayette geçen
[قُلْ هُوَ لِلَّذٖينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَٓاءٌ]
“De ki, o iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır” ayetinin şifalı bir ayet olduğunu, çok zamandır dertlerinin devası ve ilacı olduğunu söyledikten sonra şöyle devam eder:
“Eczahâne-i kübrâ-yı İlahîye olan Kur’ân-ı Hakîmin tiryakî ilaç­larından Risale-i Nur eczala­rı­nın kavanozlarından alarak belki bin manevi dertlerime bin kudsî şifayı buldum ve Risale-i Nur şakirdleri dahi buldular. Ve fenden ve felsefenin bataklığından çıkan ve tedavisi çok müşkil ve zındıka hastalığına müptela olanlardan çokları onunla şifalarını buldular.”12
Bediüzzaman Hazretleri hiz­met-i imaniye ve Kur’aniyeye ilk başladığı ve sürgün edildiği Barla’da saff-ı evvel talebelerinin Nur Risalelerinin Kur’ânî eczahanesinden aldıkları ilaçları nasıl kullandıklarını şöyle anlatır:
“Ben kendi nefsimde tecrübe ettiğim ve eczahâne-i mukaddese-i Kur’âniye’den aldığım ilaçları onlar da (Hulusi ve Sabri Efendiler) kendi yaralarını hissedip o ilaçları merhem suretinde tecrübe ediyorlar, aynı hissiyatımla mütehassis oluyorlardı. Ve ehl-i imanın imanlarını muhafaza etmek gayretini en yüksek derecede taşımaları ve ehl-i imanın kalbine gelen şübehât ve evhamdan hâsıl olan yaraları tedavi etmek iştiyakını yüksek bir derece-i şefkatte hissetmekteydiler.”  13
Ahirzamanda dinsizliğin şiddetli hücumu karşısında ehl-i imanın kalbi gerçekten evham ve şüpheler içerisinde kalmıştı. Müslümanları düştükleri bu şüp­he ve tereddüt kuyularından kurtarıp tahkiki iman sahibi yapmak niyetiyle telif ettiği ri­sa­leler hakkında Hazret-i Üstad şunları söyler:
“Esrar-ı Kur’âniye’ye ait yazılan Sözler (Risale-i Nurlar), şu zamanın yaralarına en münasip bir ilaç, bir merhem ve zulümatın tehacümatına maruz heyet-i İslamiyeye en nâfi bir Nur ve dalalet vadilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu itikadındayım (…) Ce­nab-ı Hak şu zamanda i’caz-ı Kur’an’ın manevi lem’aâtından olan malum Sözleri, şu dalalet zındıkasına bir tiryak hasiyetini vermiş tasavvurundayım.”14
Kur’an’daki Tekrarât Şifa İçindir
Kur’an kalplere kuvvet ve gıdadır, ruhlara şifadır. Gıdanın tekrarı, ilaçtaki tekrar ve düzen kuvveti artırır. Tekrar etmekle daha me’luf ve daha me’nus olduğundan lezzeti artar. İnsan maddi hayatında her an havaya, her vakit suya, her gün gıdaya ve her hafta ziyaya muhtaçtır. Hem cismanî ihtiyaç gibi manevi hâcât dahi muhteliftir. Bazısına insan her nefeste muhtaç olur; cisme hava, ruha hüve gibi. Bazısına her saat Bismillah gibi ve hakeza… Demek tekrar-ı ayet, tekerrür-ü ihtiyaçtan ileri gelmiş.15
Tekrarat ile şifa arasında şöyle bir münasebet vardır: Nasıl ki bir ağrı kesici, ateş düşürücü iki hafta süre ile günde üç kere kullanılır. Ta ki ilaçlardan elde edilecek maksat ve fayda hâsıl olsun. Aynen öyle de manevi hastalıklarımıza şifa, dertlerimize deva ve ruhî yaralarımıza merhem olacak Kur’an ayetleri ihtiyaca binaen tekrar edilmiş, kalbî hastalıklarımızdan şifa bulmamız murat edilmiştir.
Sonuç olarak müminler için bir hidayet ve rahmet olarak gön­derilen mukaddes kitabımız Kur’ an-ı Kerim, maddi ve ma­nevi hastalıklarımız için bir şifadır.
Kaynaklar:
1- “Muhakkak ki o Zikr’i (Kur’ân’ı) biz indirdik ve muhakkak onu ko­ru­yucu olanlar da elbette biziz!” (Hicr, 9)
2- Kur’ân-ı Kerîm’in Felak ve Nâs olarak adlandırılan 113 ve 114. surelerine “Muavvizeteyn” (Mu­av­vi­zetân) denilmiştir. Koruyan anlamındaki Arapça “muavviz” kelimesinin tesniyesidir.
3- Buhari, Müslim
4- Sahih-i Buharî, 2964
5- Lem’alar, 28. Lem’a, s. 292
6- Tevbe, 9/14
7- Yunus, 10/57
8- Nahl, 16/69
9- İsra, 17/82
10- Şuara, 26/80
11- Fussılet, 41/44
12- Bediüzzaman Said Nursî, Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 73
13- Bediüzzaman Said Nursî, Barla Lahikası, s. 18.
14- Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat-1, 5. Mektup, s. 16
15- Bediüzzaman Said Nursî, Zülfikar, 19. Mektup, s. 329

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,