Dârülaceze

172. Sayı Kültür ve Medeniyet SAYILAR

Sultan 2. Abdülhamid, 30 Mart 1890 tarihinde bir irade ile sokaklarda dilenmekte olan kimsesiz çocukları, sakat erkek ve kadınları hem dilenme zilletinden kurtarmak hem de eğitim ve bakımlarını sağlamak üzere bir yer ayrılmasını, bu hususta alınacak tedbirlerin ve yapılacak projelerin en kısa zamanda kendisine bildirilmesini istemiştir. Sadaret’in konu ile ilgili çalışmaları devam ederken Padişah, 7 Nisan 1890 tarihinde çıkardığı ikinci bir iradede kurulacak müessesenin adının “Dârülaceze” olacağını bildirmiştir. 1890-1892 yılları dârülacezenin kurulacağı yer, planlarının yapılması ve inşaat masraflarının teminiyle geçti. Sultan 2. Abdülhamid, sakin ve havadar bir yer bulunmasını istedi. Bunun üzerine Kâğıthane sırtlarındaki bugünkü yer tesbit edilerek kamulaştırıldı. Binaların planı seraskerlik inşaat dairesine sipariş edildi. 10 Kasım 1892’de Dahiliye Nâzırı Halil Rifat Paşa tarafından binaların temeli atıldı. Üç yıldan fazla süren inşaat devresinden sonra Dârülaceze, 2 ?ubat 1896 günü hizmete açıldı. İlk önce 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın sokakta bıraktıklarından artakalan ve Haseki Hastahanesi’nde barındırılan 150 kadar kadın buraya nakledildi. Bu müessese bir idare binası, ikisi erkeklere, ikisi kadınlara ait olmak üzere birbirinden bağımsız dört aceze bölümü, 200 yataklı bir hastahane, bir yetimhane, çamaşırhane ile hamam gibi hizmet binaları ve el sanatları ile ilgili imalâthaneler, fırın ve mâbedlerden (cami, kilise ve havra) oluşan bir kompleksti. Dârülaceze’de 0-7 yaş grubu çocuklar için bir de süt emzirme yeri (ırda‘hâne) açıldı. Terkedilmiş çocuklar burada büyütülüyordu. Yedi yaşına basanlar ise erkek veya kız yetimhanesine konuluyordu. Yetimhanedeki çocukların eğitimi için Dârülaceze’de bir de okul açılmıştı. İstiklal Marşı’nın kabûlü 12 Mart 1921 1920 yılının son aylarında Erkân-ı Harbiyye Riyâseti’nin isteğiyle Maarif Vekâleti millî marş güftesi için bir yarışma açtı. Yarışmaya 700’den fazla şiir gelmesine rağmen nitelikli bir manzume bulunamayınca konulan maddî mükâfat sebebiyle yarışmaya katılmayan Mehmed Âkif’in de bir marş yazması ısrarla istendi. Mükâfat şartının kaldırılması üzerine Âkif şiirini tamamlayarak teslim etti. Meclisin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda okunan şiir ittifakla İstiklâl Marşı güftesi olarak kabul edildi. Ancak meclis kararı olduğu için kazanana verilmesi zaruri hale gelmiş bulunan nakdî mükâfat Âkif tarafından alınıp Dârü’l-mesâî adlı bir hayır cemiyetine bağışlanmıştır. Ali Seydi Bey doğdu 24 Mart 1870 Ali Seydî Bey, Erzincan’da dünyaya gelmiştir. Babası süvari kumandanlarından Üzeyir Paşa idi. İlk olarak Erzincan’daki askerî rüşdiyede, ardından da mülkiye idadîsinde eğitim aldı. 1901 senesinde Padişahların husûsî servetlerinin idaresi için kurulmuş olan Hazîne-i Hassa’ya tahrirat kalemi mümeyyizi olarak atandı. 1904’e gelindiğinde başmümeyyiz olmuştu. 1907’de ise müfettiş olarak atandı. 1913 senesinden itibaren önce Bolu ve Çatalca sancaklarında mutasarrıflık, daha sonra da Elaziz’de valilik görevlerinde bulundu. 1919’da valilik görevinden alınınca daha çok eğitim alanındaki çalışmalara yönelecekti. 1933’e kadar Mülkiye Mektbi’nde hocalık yaptı. 1933 Nisan’ında Trabzon’dan milletvekili seçildi. Aynı senenin Ekim ayında hastalanarak hayatını kaybetti. Ali Seydî Bey, içlerinde çok sayıda ders kitabının da bulunduğu 90’a yakın eser telif etmiştir. Yazdığı kitapların başında sözlükler gelmektedir. Harput’un fethi 26 Mart 1516 Diyarbekir’i Safevî kuşatmasından kurtarmak amacıyla harekete geçen Karaman Beylerbeyi Hüsrev Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetleri, yol üzerinde bulunan ve çevresi daha önce Çerkez Hüseyin Bey tarafından ele geçirilen Harput’u üç gün süren bir kuşatmadan sonra fethetti.Arkasından şehir, aynı adla kurularak Diyarbekir eyaletine bağlanan sancağın merkezi oldu ve sancağın ilk tahriri 1518 Eylül’ünde tamamlandı. Bu tahrire göre Harput on üç mahalleden meydana geliyordu ve bunların dokuzunda Müslüman, dördünde gayrimüslim halk oturuyordu.1834’te doğu eyaletlerini ıslah etmek üzere görevlendirilen Reşid Mehmed Paşa ovada yer alan Agavat mezraasını merkez haline getirince daha sonra teşkil edilen Ma‘mûretülazîz (Elazığ) vi­lâ­yetinin merkezi Harput’tan buraya taşınmıştır….

Yazının devamı abonelere özeldir. Abone olunuz veya giriş yapınız.
Online Abonelik
Abone Girişi
Basılı Abonelik ve Dergiler

Şifrenizi mi unuttunuz?