Tarihten Sayfalar

136. Sayı Tarih
Tarihten Sayfalar

AHMED SAİD GÜNDÜZ

Ticaret Ahlakı

Ümmü Benî Enmâr diye bilinen Kay­le (ra), ti­caret ile uğraşan yaşlı bir ha­nım sahabe idi. Alışveriş yaparken uy­guladığı bir yöntemin doğ­ru olup ol­madığını öğrenmek istiyordu. Konuyu Resûlullah’a (asm) sormaya karar ver­di. Bastonunu eline alıp Peygamber Efendi­miz (asm) ile görüşmeye gitti.

O’nu (asm) um­re için sa’y yaparken gördü. Merve Tepesi civarında O’na (asm) yaklaştı ve sordu: “Ya Resûlallah! Ben ticaretle uğraşan bir kadınım. Bir şeyi satın almak istediğim zaman ve­re­bileceğim miktardan daha düşük bir fiyat teklif ediyorum. Sonra yavaş yavaş artırarak düşündüğüm fiyata çı­kıyorum. Bir şeyi satacağım zaman da, önce satabileceğim fiyattan daha yüksek bir fiyat teklif ediyor, sonra yavaş yavaş inerek arzuladığım fiyata geliyorum, bu uygulamaya ne dersin?” Resûlullah (asm): “Kayle, böyle yapma. Bir şey satın almak istediğin zaman, sana verilse de verilmese de, düşündüğün fiyatı söyle” diye karşılık verdi ve sözlerine şöyle devam etti: “Bir malı satmak istediğin zaman, versen de vermesen de yüksek fiyat değil satmak istediğin fiyatı söyle.” (İbn-i Mâce, Ticaret, 29)

Mimar Sinan Türbesi

Mimar Sinan Türbesi, Fetva yokuşuyla Mimar Sinan caddesinin kesiştiği köşede yer almaktadır. Mimar Sinan, 1556 senesinde Süleymaniye Külliyesinin inşaatının bitmesinin ardından bu türbeyi yaptırmıştır. Türbenin yanında yer alan Mimar Sinan’ın eviyle sıbyan mektebi günümüze ulaşamamıştır. Mimar Sinan, türbesini kendine ait olan arsasının en uç noktasına inşa ettirmiştir. Türbe yontma küfeki taşı ile mermerden imal edilmiştir. Mimar Sinan caddesinde yer alan avlu duvarında on bir, Fetva yokuşunda da geometrik şebekeli beş adet mermer penceresi vardır. Türbe içinde üç mezar daha yer almaktadır. Bunlardan ikisinin kimin olduğu bilinmemektedir. İbrahim Hakkı Konyalı, soldaki mezarın Mimar Sinan’ın ikinci karısı Gülruh Hatun’a, sağda bulunanın ise torunu ve aynı zamanda vakfının mütevellisi Derviş Çelebi’ye ait olduğunu tahmin etmiştir. Türbe içinde yer alan üçüncü mezar ise neo klasik devrin öncülerinden olan Mimar Ali Talat Bey’e aittir. Ali Talat Bey, 19 Ekim 1922’de öldüğü zaman arkadaşları onu hayranı olduğu Mimar Sinan’ın yanına defnetmişlerdir.

15 Mart 1922 Mısır’da Hıdivlik Kaldırıldı

Osmanlı tarihi boyunca yaşanan en büyük ihanetlerden birisi de Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın İngilizlerle bir olarak çıkardığı isyandır. Yeniçeri Ocağının kaldırıldığı döneme denk gelen ve Osmanlı ordusunun nispeten zayıf düştüğü bir sırada içeriden kendi devletine saldıran Kavalalı Mehmed Ali Paşa, tabir-i caizse Mısır’ı İngilizlerin eline altın tepside sunmuştur. Kurulmasına sebep olduğu hıdivliğin ömrü ise 80 sene sürdü. 19 Aralık 1914’te İngiltere, Mısır’ı himayesine aldığını açıkladı ve o sırada hıdiv olan Abbas Hilmi, hıdivlikten azledilerek yerine ailenin en yaşlısı olan Hüseyin Kâmil getirildi. 15 Mart 1922’de ise Hüseyin Kâmil’in yerine “kral” unvanıyla Fuad getirildi ve hıdivlik kaldırıldı. Son hıdiv Abbas Hilmi, 20 Aralık 1944’te Cenevre’de öldü. Türkiye, Mısır üzerindeki haklarından Lozan Antlaşması ile vazgeçti.

21 Mart 1899 İngiltere ile Fransa, Orta Afrika’yı Sömürmek Üzere Paylaştılar

Afrika’da en erken sömürgecilik faaliyetine baş­layan ülke Fransa’dır. 1830’da Cezayir’i işgal eden Fransa 1845’lerden itibaren Senegal, Gi­ne ve Batı Afrika kıyılarından içerilere doğ­ru iler­lemeye başladı ve ilerlemesini batı-doğu is­ti­kametinde Büyük Sahra’nın kuzey ve güneyinde sürdürdü. 1881’de Tunus’u işgal ettikten sonra bugünkü Mali, Çad, Nijer ve Orta Afrika Cumhuriyeti topraklarını ele geçirdi. Avrupa devletlerinin kıyılardan içerilere doğru ilerlemeye başlamaları ile hızlanan sömürgeleştirme hareketi sırasında, sömürgeci güçler arasında çeşitli anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Bunun üzerine sömürgeci Avrupa devletleri, aralarında çıkan anlaşmazlıkları görüşmek üzere 1884-1885’te Berlin’de toplandılar. Toplantı sonunda imzalanan Berlin Senedi ile daha önce sürtüşmelere sebep olan sömürgecilikte “fiilî işgal” prensibi ve “hinterland” teorisi hepsi tarafından benimsendi. Bu prensibe göre, kıyıda yerleşim alanı bulunan bir ülkenin bu yerin arka bölgelerine de sahip olmaya hakkı vardı ve bunun için toprakları fiilen işgal etmesi gerekiyordu. Bu gerekçeyle Avrupalılar Afrika’yı fiilen işgale ve daha çok yeri sömürgeleştirmeye yöneldiler. Kıtanın hızla sömürgeleştirilmesi sırasında çıkan anlaşmazlıklar çeşitli ikili antlaşmalarla halledilmeye çalışıldı. Orta Afrika’nın İngilizlerle Fransızlar arasında paylaşılması, 21 Mart 1899 tarihli Fransız-İngiliz antlaşması ile gerçekleştirilmiş ve her iki ülkenin egemenlik alanları kesin sınırlarla belirlenmiştir.

19 Mart 1755 Teşrifatçı Abdullah Nâilî Paşa, Sadrazam Oldu

İstanbul’da dünyaya gelen Abdullah Nâilî Paşa, tahsilini tamamladıktan sonra 1713’te Divan-ı Hümâyun Kalemi’ne mülâzım olarak girdi. 1736 senesinde teşrifatçılığa getirildi. Teşrifatçılık, Osmanlı Devletinde resmî protokol hizmetlerinin yapıldığı birimdi. Abdullah Nâilî Paşa, teşrifatçılığı döneminde hükümdarın emriyle, çok karışık ve dağınık durumda olan teşrifat kanunlarını yeniden düzenledi. 1745’te teşrifatçılıkla birlikte kendisine beylikçilik verildi. İki yıl sonra reisülküttap, 1754’te baş defterdar oldu. Hekimoğlu Ali Paşa’nın azli üzerine 19 Mart 1755’te sadrazamlığa getirildi. Sadarette üç ay kadar kaldı. 1758’de kendi isteği üzerine Cidde valiliğine gönderildi. Hac için Mekke’ye giderken hastalanarak yolda vefat etti. Naaşı Medine’de Hz. Hatice’nin (ra) kabri yanına defnedildi. En önemli eseri olan Mukaddime-i Kavânîn-i Teşrîfât, kendi türünde en kıymetli derlemelerden biridir. Açık ve anlaşılır bir dille kaleme alınan eserde, Osmanlı Devleti’nde çeşitli vesilelerle yapılan merasimler, tarihleriyle birlikte ayrıntılı olarak verilmektedir.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,