Tarihten Sayfalar

134. Sayı Tarih

AHMED SAİD GÜNDÜZ

Yavuz Sultan Selim Camii ve Külliyesi

Kanûnî Sultan Süleyman tarafından babası Yavuz Sultan Selim adına yaptırılmıştır. Yavuz, vefat etmeden önce caminin inşasının başlamasını emretmiş fakat ömrü vefa etmemiştir. Kanûnî, cami ile birlikte iki tabhâne, Sultan Selim ve Hafsa Sultan türbesi, şehzadeler türbesi, mektep ve imaret inşa ettirmiştir. Yapımına Aralık 1522’de başlanmış, 1529’da bitirilmiştir. Tabhaneli cami örneğinin son temsilcilerinden biri olan bu camii, Edirne camileri örnek alınarak inşa edilmiştir. Cami büyük bir dış avlunun ortasında bulunur ve dış avludan 22 kubbenin dolandığı caminin revaklı iç avlusuna, üç farklı yönde giriş verilmiştir. Bu iç avlunun ortasında, sekiz mermer sütuna sahip sıra dışı bir görünümü olan cami şadırvanı bulunur. Cami kütlesi 24.5 m açıklığa sahip büyük bir kubbe ile örtülüdür. Kubbenin büyüklüğü ve zemine olan mesafesi dikkate alınacak olursa; kubbenin bu şekilde tasarlanarak ana mekâna egemen olmasının sağlanmaya çalışıldığı görülecektir. Cami hariminin sağ tarafında altı ayak üzerine oturtulmuş müezzin mahfili, sol kısımda ise; göze hitap eden bir görünüme sahip, sekiz sütun üzerinde yükselen sultan mahfili yer alır.

“Artık sözümün sana faydası olmaz”

Nakledilmiştir ki, Sehl Hazretleri bir müridinin yanında; “Basra’da velilik derecesine sahip bir ekmekçi var.” diye söz etmişti. Mürid kalkıp Basra’ya gitmiş, ekmekçiyi görmüştü. Ekmekçi, fırıncılarda adet olduğu üzere saçını sakalını ateşten korumak için yüzüne peçe bağlamıştı. Bunu gören müridin aklından; “Eğer bu zat velilik mertebesinde olsaydı ateşten bu kadar sakınmazdı.” diye bir düşünce geçti. Sonra selâm verip bir soru sordu. Ancak ekmekçi; “Başlangıçta beni küçümseyip hor gördüğünden sözümün sana faydası olmaz artık.” demişti. (Feridüddin Attar, Tezkiretü’l-Evliyâ, Sayfa 293)

18 Ocak 1896 X Işını Wilhelm Conrad Röntgen tarafından halka tanıtıldı

X-ışınları 1895’te Wilhelm Conrad Röntgen tarafından Crookes tüpü ile yaptığı deneyler sonucunda keşfedilmiştir. Wilhelm Conrad Röntgen, 8 Kasım 1895 günü laboratuvarında yaptığı çalışmada gözlemlediği verileri, 28 Aralık günü Würzburg Tıbbi Fizik Derneğine “Yeni bir ışın tipi; Preliminer bildiri” başlıklı ilk yazısıyla bildirdi. Yaptığı sunumda ne olduğu bilinmeyen bu ışına “X ışını” adı verildi. Daha sonra bu ışınlara, buluşun sahibine ithafen “Röntgen ışınları” denilmeye başlandı. X ışınının keşfedilmesinden bir sene sonra, röntgen tekniğini bir Fransızca tıp dergisinden öğrenen Askerî Tıbbiyenin son sınıf öğrencisi Esad Feyzi Bey, X ışınlarını elde etmeyi başardı. Esad Feyzi Bey, 1897 Türk-Yunan savaşında yaralanarak cepheden getirilen askerin kolundaki kurşunun yerini X ışınları ile tespit etti. Böylece X ışınları, dünyada ilk kez insan sağlığına yardımcı olmak amacıyla Osmanlı Devletinde kullanılmış oldu.

23 Ocak 1556 Çin’in ?ensi şehrinde, tarihin gördüğü en büyük can kaybına sebep olan deprem meydana geldi

?ensi Depremi veya Hua ilçesi Depremi yaklaşık 830.000 kişinin ölümüne sebep olarak en çok kişinin ölümüne sebep olmuş deprem olarak kaydedilmiş depremdir. 23 Ocak 1556 sabahında ?ensi, Çin’de meydana gelmiştir. 835 kilometre (520 mil) genişliğinde bir alan harap olmuştur ve bazı ilçelerde nüfusun %60’ı ölmüştür. O zamanlarda nüfusun büyük çoğunluğu yapay lös (kül rengi toprak) toprağından uçurumlardaki yapay mağaralarında yaşamaktaydılar, felaket sırasında bu mağaraların birçoğu göçmüştür.

7 Ocak 891 Endülüs Emevî Halifesi III. Abdurrahman doğdu

Kurtuba’da dünyaya gelen III. Abdurrahman, dedesi Emîr Abdullah’ın vefatı üzerine 16 Ekim 912’de Endülüs Emevî tahtına çıktı.

İlk olarak çıkan isyanları bastırdı. Ardından bağımsız hareket eden şehirleri merkeze bağladı ve Endülüs’de birliği sağladı. Avrupa’dan gelen Hristiyan saldırılarına da gereken karşılığı vermiş ve döneminde Endülüs, Batı Avrupa’nın en güçlü devleti olmuştur.

III. Abdurrahman’ın bir diğer özelliği, Fâtı­mî­ler’e karşı girişeceği mücadelelerde Sünnî Müslümanların desteğini sağlamak düşüncesiyle “Halife” unvanını kullanan ilk Endülüs hükümdarı olmasıdır. III. Abdurrahman devri yalnız siyasî ve askerî bakımdan değil, iktisadî, kültürel ve imar faaliyetleri bakımından da Endülüs Emevî Devleti’nin en parlak devridir. Onun yarım yüzyıl devam eden emirlik ve halifeliği süresince ülkenin her tarafında imar faaliyetleri dikkati çekmektedir.

Zamanında Kurtuba batı Avrupa’nın en büyük başşehri idi. Bununla yetinmeyip 936 yılında Kurtuba yakınında, hanımının adına izâfeten Medînetü’z-zehrâ’yı kurdu ve Hilâfet merkezini oraya nakletti. Muhteşem sarayı, devlet daireleri ve bahçeleriyle şehir kısa sürede çok gelişti.

Ayrıca 941 yılında yeni suyolları yaptırarak Kurtuba’ya su getirdi. Yünlü ve ipekli dokumalar, porselen, Abbas bin Firnâs tarafından ilk defa Endülüs’te imal edilen cam eşya, mücevherat, demir ve bakır eşya ile kâğıt başlıca ihraç mallarını teşkil ediyordu. Tarım, hayvancılık ve madencilik çok geliştiği için ithalât ihracatın yanında çok azdı. Bu sebeple halkın refah seviyesi yüksekti. Onun devrinde Endülüs, Avrupa ülkelerinin en gelişmişi idi. III. Abdurrahman 15 Ekim 961’de Kurtuba’da vefat etti.

Şifrenizi mi unuttunuz?