TARİHİ DURDURAN ADAM

132. Sayi Editörden

Seyyah ve yazar Abdürreşid İbrahim, Japonya gezi notlarını anlattığı kitabında, Prof. Takata’nın Japon yazısı ile ilgili konuşmasından bir kısmı da anlatır. Orada dikkat çekici cümlelerden bazıları şunlardır:

“Bugün milyonlarca kitap bizim lisanımızda şu harflerle tab olunmuş. 50.000.000 ahali bu harflerle okuyup yazıyor. Hiç bunu (başka harflerle) değiştirmek kabil olur mu? Bunun mümkün olmayacağını o bedbinler de bilirler; onların maksatları zaten bizi bölmek, bunun için ortalığa bu gibi meseleyi çıkarmışlar. Bizim Avrupa-perest akılsız ahmaklarımız, olup olmayacağım, fayda ve zararlarını düşünmezler, yalnız o bedbinlerin sözlerine kapılır; “Böyle bir şey keşfettim” der, meydana çıkar. Bunlar hep körlerdir, onların bu sözlerine itibar olunamaz. Onlar vatan düşmanlarıdır, zira düşmanların sözüne kapılmışlar. Dost ve dostluk fikrinde olanlar milletin harabına hizmet edemezler, milletin fikirlerini bu gibi ehemmiyetsiz şeylerle bölmek, milletin bir kısmını ayırmak, milletin harabına hizmet demektir.”[1]

Dünyanın her neresinde olursa olsun, bir milleti tahrif ve tahrip etmek isteyenler, öncelikle yazı ve lisana dokunmuşlardır. Önce, kendi olmanın temeli ile millet arasına bir mesafe koymuşlardır. Tarihi ve dini derinliğe açılan kapıyı kapatmışlardır. Bunun yolu olarak da o kapının anahtarına yani yazıya ve lisana ilişmişlerdir.

Kazım Karabekir Paşa’nın o gün net olarak gördüğü de buydu. Şöyle diyordu muhataplarına: “Acaba bu Latince kabul edilebilir mi? Kabul ettiğimiz gün en büyük bir felakette derhal bütün Avrupa’nın eline güzel bir silah verilmiş olacak, bunlar âlem-i İslâm’a karşı diyeceklerdir ki Türkler ecnebi yazısını kabul etmişler ve Hristiyan olmuşlardır. İşte düşmanlarımızın çalıştığı şeytankârâne fikir budur.”

O kadar çok söylendi ki bu vadide, Peyami Safa, benim yazdıklarımı arka arkaya eklesek İstanbul-Ankara tren hattı olur, diyordu. Bununla beraber cereyan eden çok önemli bir hadise daha vardı. O da Bediüzzaman Hazretleri ve Risale-i Nur talebeleri. Yeni ile kadimin köprüsü olmuşlardı. Geçmişle geleceği birbirine bağlayan en önemi bağdı onlar. Konuşmuyorlardı. Var güçleriyle çalışıyorlardı. Bugün tarih ve din şuuru gür bir sadayla söylenebiliyorsa, bunu ikame eden en başta Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur eserleri ve Nur talebeleridir.

Altı bin sayfalık eserleriyle tarih, kültür, medeniyet ve din noktasında kırılmayı yani tarihi durduran büyük insan Bediüzzaman Hazretleri, Rumuzat-ı Semaniye eserinde, konuyla ilgili faaliyete dönük önemli bir cümlesi şöyledir: “Hatt-ı Kur’an’ın ref ’ine (kaldırmaya) çalışanları susturmalıyız. Ve Kur’an’ı unutturmaya niyet edenlerin niyetlerini onlara unutturmalıyız.”

Anlamak için çok düşünmeye gerek yok. Sadece etrafımıza bakmak yeterli olur kanaatindeyim. Onlara sorsanız, sadece şunu söyleyeceklerdir:

“Bu, Rabbimizin fazlındandır.”

[1] Âlem-i İslam ve Japonya’da İslamiyet’in Yayılması, c. 1, s. 386, İşaret Yayınları, 2012

 

↓↓↓ Yazının Tamamı ↓↓↓KASIM SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al


Metin UÇAR

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,