ÖZGÜRLÜK (DUYGUSAL BAĞIMSIZLIK)

128. Sayı Aile Mektebi

 

Özgürlükten kastım, olumsuz duygulardan kurtulmaktır. Bu anlamda özgürlük, gelişmemizi ve kapasitemizi gerçekleştirmekten bizi alıkoyan engelleri aşmamızı sağlar.

Özgürlükten bahsediyorum. Yıllarca, sevilen birinin kaybından duyulan üzüntüden veya öfkeden, hayal kırıklıklarından ya da diğer olumsuz duygularla dolu olumsuz hatıralardan kurtulmaktan bahsediyorum.

İlaçları kullanmanıza, diğer insanlarla ilişkilerinizi kısıtlamanıza neden olan endişeden veya diğer bütün olumsuz duygulardan özgürlüğü kastediyorum.

Sevgiyi kolaylıkla ifade edebilme ve hayat boyunca incelikle ve güvenle yürüme özgürlüğünü kastediyorum. Şiddetli korkulardan veya fobilerden, endişeden, panik ataklardan veya travma sonrası stres bozukluğundan (TSSB), bağımlılık yapan tutkulardan, depresyondan veya suçluluktan ve bunlar gibi şeylerden özgürlüğü kastediyorum.

***

Bazen çok zor gibi görünen sorunların aslında çok kolay ve işe yarayan etkili ve kalıcı çözümleri varken her zaman kalıplaşmış inançların ve düşüncelerin etkisinde kalarak ‘zor sorunun zor cevabı vardır’ diye düşünürüz.

Gerçekte var olan yaşanılan problemlerin çözümünün zorluğundan ziyade, bizim probleme ya da problemlerimize atfettiğimiz sınırlayıcı inançlarımız (şemalar) yüzünden bu olumsuz inançlara ya da düşüncelere trajik bir şekilde bağımlı kalmaktan yani özgürleşememekten bahsediyorum.

Bireyler olarak hayatımızda en az bir kere hayal kırıklığı yaşamış ve en az bir kere kandırılmış ve yine en az bir kere suçluluk duygusunu yaşamışızdır.

Ancak burada asıl değinilmesi gereken nokta, ‘bu olumsuz duygu yüklerinden kurtulmak için ne yapıyoruz ya da ne yapmıyoruz’ sorusunun cevabıdır sanırım.

Şahıs ya da şahıslar olarak problemlerimizin çözümünde farklı yol ve yöntemler deneme ihtiyacı hissederiz veya öğrenilmiş çaresizlik içinde yaşadığımız travmaların ortaya çıkardığı olumsuz duygu yükleriyle yaşamak zorunda olduğumuzu düşünür ve sadece boyun eğeriz.

Bu durum da bizim sağlıklı bir hayat sürmemizi engeller ve üç tarafımıza (fizyoloji, psikoloji, sosyal hayat) olumsuz bir şekilde yansır.

Toplumumuzda yaygın bir söz vardır: Gençken para kazanmak, mal mülk edinmek için çalışırız; yaşlandığımızda kazandıklarımızı sağlığımız için harcarız. Biz, bu sözdeki gibi yaşayanlardan olmamak için öncelikle beynimizde kayıtlı olan, bedenimizi ve sosyal hayatımızı etkileyen olumsuz duygu yüklerinden kurtulmak zorundayız.

Peki, ama nasıl?

Farkındalık ve motivasyon. Evet, bir problemin çözümünde olmazsa olmazlardır bu iki kavram. Ancak yaşadığımız problemlerin temelindeki sebepleri tespit etmek de bir o kadar manidardır.

Şahıslar olarak fizyolojik-psikolojik ve sosyal tarafımız var ve bu üç taraf birbirinden bağımsız değildir. Yani geçmişte yaşadığımız travmatik bir yaşantı bizde olumsuz bir duygu yükü oluşturabilir ve bu durumda bizim fizyolojimizi olumsuz etkileyebilir. Örneğin kökeni psikolojik olan psikosomatik olarak ifade edilen baş ağrıları, mide ağrıları, bel ve boyun ağrıları, alerjik reaksiyonlar vb.

Zihin ve beden ayrılmaz bir parça ve zihnimizde yaşanan olumsuz bir durum şimdi veya daha sonra bedenimizi etkiler. Bu duruma birçok defa şahit olmuş, birebir yaşamışızdır. Bu durumun farklı örnekleriyle ifade edilmesinde fayda görüyorum.

1- Utandığımızı hissettiğimiz bir anda yüzümüzün kızarması. DUYGU-UTANMAK, BEDENİN TEPKİSİ-YÜZÜMÜZDE KIZARMA

2- Öfkelendiğimizde midemizde bir yanma veya boynumuzdaki damarların şişmesi. DUYGU-ÖFKE, BEDENİN TEPKİSİ-DAMARLARIN ŞİŞMESİ YA DA MİDEDE YANMA

3- Topluluk önüne çıktığımızda kendimizi ifade edemeyeceğimizi düşünüyorsak veya korkuyorsak terlemeye başlamamız ya da titreme. DUYGU-KORKU, BEDENİN TEPKİSİ-TERLEME, TİTREME

4- İşyerinizde yaşadığınız mobbing (psikolojik baskı) sonucunda yaşanılan çaresizlik duygusu ve midenin asit salgılaması ya da baş ağrısının yaşanması. DUYGU-ÇARESİZLİK, BEDENİN TEPKİSİ-MİDENİN ASİT SALGILAMASI, BAŞ AĞRISI

Bahsettiğim örnekler, gün içinde ya da her hangi bir zamanda ve çok da yakından tanıdığımız yaşantılar. Bu ve buna benzer yaşantılara çocukluktan itibaren sürekli maruz kaldığımızda, bedenimizdeki etkileri kronikleşir ve hayatımızın maalesef bir parçası haline gelir.

Geçmişte yaşanan olumsuz duygu yükleri (öfke, kızgınlık, üzüntü, hayal kırıklığı, suçluluk, nefret, değersizlik vs.) bedenimizin enerji sistemini etkilemekte ve bu durum bizde psikolojik ya da fizyolojik rahatsızlıklara sebep olmaktadır.

Geçmişte yaşanan travmatik hatıralar, bunların arasında mesela yıllarca devam eden aile içi şiddet sonucu eşe duyulan öfke ve arkasından gelen depresif semptomlar ya da bu yaşantıların sonucu olarak bu duruma fizyolojik rahatsızlıklar eşlik edebilir. (Şiddet, fiziksel ya da psikolojik olabilir.) İşte bu ve buna benzer travmatik yaşantılar şahıslarda olumsuz duygu yüklerini oluşturur.

Olumsuz duygu yükleri ne kadar fazlaysa bizim özgürlüğümüzü de bir o kadar kısıtlar ve hayatımızdan lezzet almamızı engeller.

***

Bastırılmış duyguların şahıslar üzerinde trajik sonuçları olduğu gibi, duygu yükleri başlangıçta bedenin belli bir bölümünü etkilerken gerekli tedbirler alınmaz ise bedenin farklı bölümlerinde kendini ifade edecek yerler arar. Örneğin depresyon tanısı konulmuş bir kişi, eğer depresyonum var diye yalnızca ilaç tedavisine bağımlı kalırsa, zihninde ve bedeninde hissettiği semptomları bastırmaktan öteye gidemez ve bedensel semptomlar bastırıldığında bedenimizin farklı yerlerinden patlak verir. Bu durum da kişinin kısır bir döngü içine girmesine sebep olur.

Öyle de yalnızca depresyon için değil, psikolojik rahatsızlıklar ile kökeni psikolojik olan fizyolojik yani psikosomatik rahatsızlıkların iyileştirilmesinde yalnızca eğer doktorunuz öneriyorsa ilaç desteği almak yeterli olmayabilir. İlaç desteği ile birlikte asıl önemli olan, mevcut semptomun altında yatan sebebi ortaya çıkarmaktır.

Bizim toplumumuzda psikolojik destek deyince bireyler arasında olumsuz anlamlar yükleme davranışları oldukça yaygın ve bu durum kişilerin problemlerinin çözümünde çaresizlik duygusunu ortaya çıkartabiliyor ve çaresizlik duygusu da kişinin harekete geçmesini sağlayacak motivasyona engel teşkil ediyor.

Neyse ki son yıllarda bu durum çok daha iyi durumda ve şahıs psikolojik bir problem yaşadığında psikiyatristten ve psikologdan destek alabileceğini biliyor.

Ne zaman bu duygu yüklerinden kurtulmaya karar verdik, işte o zaman duygusal bağımsızlığımızı kazanır ve özgürlüğün tadını çıkartırız.

Özgürlüğünü elde etmiş, duygusal bağımsızlığını kazanmış hayatından lezzet alan şahıslar olmanızı diliyorum. Allah’a emanet olun.

 

TEMMUZ SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,