İNSANA YAKIŞAN HEMCİNSİNE YARDIM ETMEKTİR

128. Sayı Nurdan Ölçüler Risale-i Nur

 

İnsan yaratılışı itibariyle medenidir. Yani sosyal bir varlıktır. Kubbeyi oluşturan taşların birbirine dayandığı gibi insan da, hayatının devamı ve ihtiyaçlarının temini için hemcinslerinin yardımına, toplumla birleşip bütünleşmeye mecburdur. Yoksa en basit ihtiyaçlarını temin etmekte bile zorlanır insan. Elbise için terziye, ekmek için fırıncıya, yiyecekler için çiftçilere, ev için usta, mimar ve mühendise, sağlık için doktora, eğitim için her branştan muallime vesaireye ihtiyaç duyarız. Bunlar olmadan tek başımıza bütün bu meslekleri tahsil etmemiz imkânsızdır. İnsanın psikolojik yapısı da yardıma muhtaç bütün varlıklara muavenet etmeye uygun şekilde tanzim edilmiştir. Şefkat ve merhamet hisleri insanı muhtaçların imdadına koşmaya sevk ederler.

Biz müminler, dinimizin emri olan oruçla açlığın ve açlıkla, müptela insanların halini yakinî olarak hissediyoruz. Böylelikle fıtratımızda var olan şefkat ve merhametin galeyanıyla ehl-i iman kardeşlerimizin ihtiyacına cevap vermeye çalışıyoruz. Amellerin sevabının katlanarak değerlendiği üç aylar ve mübarek kurban bayramını fırsat bilip hayır hasenat yapmaya azami gayret gösteriyoruz. Sadaka ve zekâtların ramazanda daha çok verilmesinin bir sırrı da bu aydaki ibadetlerin daha faziletli olmasındandır. Orucun sosyal dayanışmayı tetikleyen bu özelliğinden dolayı her mümin ekonomik durumu ölçüsünde manevi değeri yüksek bu fırsatı değerlendirmelidir. Bediüzzaman hazretleri bu konuda şunları söyler: “Hangi ferd olursa olsun, kendinden bir cihette daha fakiri bulabilir. Ona karşı şefkate mükelleftir. Eğer nefsine açlık çektirmek mecbûriyeti olmazsa, şefkat vâsıtasıyla muâvenete mükellef olduğu ihsânı ve yardımı yapamaz. Yapsa da tam olamaz. Çünki hakîkî o hâleti kendi nefsinde hissetmiyor.”[1]

Müminleri hayır yapmaya teşvik sadedinde bir hadis-i şerifte sadakanın malı eksiltmeyeceği şu şekilde anlatılır: “Hz. Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor: “Resulullah (asm) buyurdular ki: Mal sadaka ile eksilmez. Allah affı sebebiyle kulun izzetini artırır. Allah için mütevazı olan bir kimseyi Allah yüceltir.”[2]

Sevgili Üstadımız da bu hususu şöyle bir hadise ile aydınlatır: “Ben, dokuz sene evvel mübarek bir şehre geldim. Kış münasebetiyle o şehrin menâbi‘-i servetini göremedim. Allah rahmet eylesin, oranın müftüsü birkaç def‘a bana dedi: “Ahâlimiz fakirdir.” Bu söz benim rikkatime dokundu. Beş altı sene sonraya kadar, daima o şehrin ahâlisine acıyordum. Sekiz sene sonra yazın, yine o şehre geldim. Bağlarına baktım. Merhum müftünün sözü hâtırıma geldi. “Fesübhânallâh!” dedim. Bu bağların mahsûlâtı şehrin hâcetinin pek fevkındedir. Bu şehir ahâlisi pek çok zengin olmak lâzım gelir. Hayret ettim. Beni aldatmayan ve hakîkatlerin derkinde bir rehberim olan bir hâtıra-i hakîkatle anladım ki, iktisâdsızlık ve israf yüzünden bereket kalkmış. O kadar menâbi‘-i servetle beraber o merhum müftü “Ahalimiz fakirdir” diyordu. Evet, zekât vermek ve iktisâd etmek, malda bittecrübe sebeb-i bereket olduğu gibi; israf etmek ile zekât vermemek, sebeb-i ref‘-i bereket olduğuna hadsiz vâkıât vardır.[3]

İktisatsızlık, israf, zekât ve sadakanın terk edilmesi malın bereketini kaçırdığı gibi insanı manen mesul de eder. Bununla birlikte Üstad hazretleri: “Hem yüz aç adamın huzurunda kemâl-i lezzet ile fazla yenilmez.”[4] der. Bugün dünya üzerinde açlık ve fakirlik sebebiyle milyonlarca insan ölümle pençeleşirken müminler olarak kemal-i iştahla yemek hele de israfa girmek son derece mesuliyetli bir iştir. Rabbimiz Kur’ân-ı Kerimde şöyle buyuruyor: Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?”[5] Sahip olduğumuz her nimetin bir hesabı vardır. Onu nerede kullandığımız kadar imkân sahibi olduğumuz halde nerelerde kullan(a)madığımız da sorulacak.

Müminleri bir binanın tuğlaları veya bir vücudun azaları gibi gören bir dinin mensupları olarak ihtiyaç sahibi insanlara karşı ilgisiz kalamayız. Özellikle ibadet ayları olan üç ayları ve ardından gelen kurban bayramını fırsat bilerek sadaka ve zekâtlarımızı en muhtaç insanlara ulaştırmalıyız. Bu işi gönüllü olarak yapan yardım kuruluşlarının da yapılan bu hayırları dünyanın dört bir tarafına ulaştırmak için verdiği desteği de unutmamak gerek. Şu anda oturduğunuz yerden göndereceğiniz bir mesajla Afrika’da, Asya’da veya dünyanın başka bir yerindeki müminleri sevindirebilecek imkâna sahipsiniz. Rabbim bizleri hayır hasenat hususunda cömert kullarından eylesin. Âmin.

[1] Mektubat 2, 12.  Altınbaşak Neşriyat.

[2] Müslim, Birr, 69 (2588); Tirmizi, Birr 82, (2030); Muvatta, Sadaka 12, (2, 1000).

 

[3] Lemalar, 253.  Altınbaşak Neşriyat.

[4] Lemalar, 247.  Altınbaşak Neşriyat.

[5] Tekasür suresi, 8.

TEMMUZ SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,