BAĞIMSIZ ERGENLER ve YETERSİZ EBEVEYNLER

126. Sayı Aile Mektebi Eğitim

 

Geçen ay Kadıköy ofisime gelen bir evli çift, yanlarında 15 yaşındaki kızlarını da getirmişlerdi. Ofise gelmeden önce telefonda şikâyetlerini belirtirken, 15 yaşındaki kızlarından mustarip oldukları açıkça belliydi. Zaten bana gelme nedenleri de kızlarının kontrol edilemez tutumları, tahammül edilemez davranışlarıydı. Tabi ki bu dediklerim onların gözünden böyleydi, gerçek ise ofiste yapacağımız analiz işle belli olacaktı.

Ofise geldiklerinde tam olarak resmen muhteşem bir mucize ile karşı karşıya gelmiştim. Babası mühendis, annesi öğretmen olan evli çiftin bahsi geçen 15 yaşındaki şirin kızları, inanılmaz sağlıklı, zeki, akıllı hatta çok iyi birisiydi. Çoğunlukla danışmanlığa gelen kişilerin ruh halleri cidden acı verici cinsten ve de üzücü oluyordu.

Bu kızımız ise, olması en muhtemel sağlık seviyelerinden birisinin en üst düzeyinde bulunuyordu. Anne baba, artık çıkar yol bulamadıkları için bana gelmişlerdi güya ama oysaki çocuğu henüz kaybetmemişler, kaybetmek üzereyken gelmişlerdi.

***

Çocuklar ergenliğe geçerken ebeveynlerle çatışma yaşarlar, bu çatışma iyi yönetildiğinde sağlıklı bir iletişim ve sağlıklı bir gelişim olması elbette çok mümkündür. Ama ne yazık ki çoğunlukla bu çatışma süreci ailelerin çocuklarını kaybetme sonucunu doğurmaktadır.

Peki neden? Çünkü anne babalar çocukluk yıllarında iyi ilişkiler kurabildiği, onlara yetebildiği halde, ergenlik sürecinde yetersiz kalmaktadırlar.

Bu yaş çocukları genellikle asi davranış sergilerler. Bireyselleşme ve kişiliklerinin oluştuğu ve oturduğu sürece doğru hızla ilerleyen ergen, kendini ispat etme refleksi ile anne babalara karşı asi davranışlar sergilemektedirler. İnanın ergenlik sürecinde yaşanan bu tür haller son drece normal hatta fıtridir. Fıtri ve normal olmayan şey, ebeveynlerin bu süreci abartmaları, yönetememeleri ve yetersiz kalmalarıdır.

***

Peki, ne yaptım dersiniz? Anne babayı üç aylık eğitime aldım. İlk başta komik gibi gözüken bu tablo, aslında benim için ilginç ve de önemliydi. Çünkü çocukluk yıllarında başarılı bir anne babalık sergileyen bu evli çiftimiz, aslında başarılı birer anne babaydılar ama bunun farkında değillerdi. Kendilerinde var olan iki durum ile yüzleştiler. Birincisi, aslında iyi ve başarılı anne baba olmaları ve bunun farkında olmamaları. İkincisi, bu denli bir doğru yoldan sonra ergenliğe geçiş sürecindeki başarısızlıkları.

Çocuklar, anne babasının sevgisini kazanmak için ilk çocukluk yıllarında anne babaya itaat refleksini tercih ederler. Ergenlikte ise bağımsızlık açılımı nedeniyle asi refleks gösterirler. Bunun farkında olan anne babalar, bu bağımsızlık ilanının kendi içerisinde kabul eder, aile içinde özerk bir bayrağa izin verirler. Zaten doğru olan da budur. Farkında olmayan anne babalar ise, çatışmayı yönetemezler ve ergen de bağımsızlık bayrağını aile dışında bir yere diker.

Bu durumda ergen, göz göre göre kaybedilmiş olur. Oysa aile içi sıcaklığın vermiş olduğu avantaj ile ve Şartsız Sevgi sergilenseydi, sonuç çok daha doğru bir yere yönelecekti.

***

Annenin en çok söylediği cümle şuydu: “Hocam, ben istiyorum ki, kızım şöyle olsun böyle olsun, şunu düşünsün, bunu yapsın” Hoppalaaa, değerli okurlar. Vallahi Hoppalaaa…

Yok böyle bir şey. Eğitim bilimlerinde, pedagojide böyle bir şey yok. Bu tür bir yaklaşım, aslında bir nevi istibdattır. Elbette ki bir istibdat varsa, orada başkaldırının olması da beklenmelidir.

Doğrusu ne? Her çocuk özeldir. Bilirsiniz, işte öyledir. Her çiçek kendi renginde açarsa gür olur, gürbüz olur, parlak olur, neşe verir, şenlik olur.

Aksi halde; özgüveni düşük hatta hiç olmayan bir nesil yetişir. Eyvah eyvah!

İnanılmaz üst düzey diplomaları olan ama özgüveni olmayan birey mi? Şu modern dünyada artık “yok” hükmündedir.

Bilmem anlatabildim mi?

Selam ve dua ile…

 

 

MAYIS SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

 

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,