ŞİİR GÖZLÜĞÜYLE HAYAT VE KÂİNAT KİTABINI OKUMAK

İne gönül, kalka gönül
Hep doğruya baka gönül
Hak vergisi… Hakk’a gönül
Vermeyene anlatılmaz.

İlk ne zaman bir şiir mısrasıyla karşılaştık?
Şairin hayal dünyasının sınırları ve sırları ne vakit açıldı gönül dünyamıza?
İlk şiirimiz hangisi?
İlk fark ettiğimiz şair kim?
Bilinmez ama şiirle yakınlaşmalarımızın vakti galiba okumayı ve yazmayı tahsilimizden hemen evvelki sözlü hayat safhamız –ilk çocukluğumuz- olsa gerek.
Söylemem odur ki çok erken tanışılan ve hayatın ileriye yürüyen devirlerinde sıkça muhatap olunan iki kelimedir; şair ve şiir.
His dünyalarımızdaki coşkunluk sebebiyle, özellikle çocukluk ve gençlik zamanlarımızda genel-kabul ile sahiplendiğimiz bu iki kavrama nasıl yak(ın)laşmalıyız?

Öncelikle bilmeliyiz ki…

Şair, kendi dışındaki âlemdeki varlıkları ve hadisatı hayalindeki şekliyle sunandır. His köprülüğüyle söz ve yazının güzelliğini istimal ederek kendi dışındakileri enine boyuna yansıtır ve duyurur.

Eğer ki…

Mesleğini icra ederken imani yeterliliğe ve nazara sahip değilse vay muhatabının haline. Laf ustasından bir dolu boş ve batıl söz ve sanat canbazlığı. “Estetik de estetik!” çığırışı.

İman bilgisinden uzak, müminin idrak ettiği hayattan nasibi olmayan, “şiir” tesmiye edilmiş satırlardaki felsefi hezeyanların sirayet ettiği bir gri fikir ve his dünyası… Yazık! Mezbeleden ahenk ve şiirimsilik devşirme uğraşında olanlara…

Oysaki…

Şair, iman şuurunun tesiriyle söz inşasını mananın hakikatine perde yapmaktan kaçınma inceliğine vakıf olmalıdır. Şairliğin, kem sözü kabul etmeyen kelam erbabı olmak olduğunun farkında olmalıdır. Şiirini ve sözünü, hakikati ifade etmekte araç, vasıta kabul etmelidir.

Fikir ve his dünyasını ardına kadar, nuruyla baktığı hakikatlerin emrine amade etmek; oku emrinin muktezası ile kendisinin, hayatın, kâinatın hakikatlerini incitmeden güzel ve etkili bir biçimde, şiirce ifade etmek… Büyük bahtiyarlık! İman ile nurlanan sözünü ve fiilini şiiriyle bakileştirme gayretinde olanlara, hakikate misal sunanlara…

Elbette ki…

Şairlerimiz var bizim de…

Hakikat işçileridir onlar ve sadece baş gözüyle bakmaz, sadece ağızdaki dil ile söylemez mısralarını.

Onların her biri; aynı oluktan aldığı nurlu dersle bizlik şuurunu aşılayan, böylelikle Müslüman kalpleri tevhid eden “biz” hizmetkârı…

Zikr ile sırdaştır bizim dilimiz / Dünya ve ahiret iki elimiz / Hu diye çağıran ırmak selimiz / Hazret-i Kur’ân’la dost olanlarız / Biz yaran isteriz canan isteriz / Biz Huda uğrunda yanan isteriz

Onların her biri; hakikati arama mesleğinde karşımıza çıkan, şuurlu örnek birer hakikat seyyahı…

Musa ol! Hakk’a yüksel! Tecelli et de Tura / Zulmet yıkılsın gitsin! Cihan gark olsun nura! / İstiyorum yeniden bir hilkat istiyorum / Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum / Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!..

Onların her biri; kâinat kitabından istifadesi ölçüsünde sanatın ve sanatkârın sırrına muvaffak olan, tefekkürden şuura şiir köprüleri inşa eden sanat erbabı…

Bin ders-i maarif okunur her varakında  / Ya Rab ne güzel mekteb olur mekteb-i âlem

Onların her biri; imanla bezeli ahlakıyla, hayatı hikmetle yorumlayan fazilet ehlidir…

Hoştur bana senden gelen / Ya hil’at ü yahut kefen / Ya gonce gül yahut diken / Lütfun da hoş kahrın da hoş

Onların her biri; hisler aynasında, Rabbini görebilen basiretli birer göz…

Kaybolur kederim, kaybolur ahım / Gözümden yaş olur, akar günahım / Bana daha yakın olur Allah’ım / Mavi gecelerin seher vaktinde

Onların her biri; kelime gömleğine giydirilen tevhidî manayı, bütün saflığı ve çıplaklığıyla aktarabilmenin mücadelesinde olan idrak hizmetkârı…

Önümüzden geçer, gider / Bir siyah tesbih geceler / Bu tesbihi bir çeken var

Mademki…

Şairlikte; kalbindeki imanı tüm aza ve hislerine sapasağlam bir şekilde yansıtmak, inandığı her esasının idrakinde ve şuurunda olmak elzemdir. O vakit şiirin de hakikati ortaya çıkacaktır. İşte şairu’l-a’zamın lisanından şairlik mesleğinin sırlı tarifi:

Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış / Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış…      

Dua niyetine:

Bende sıklet, sende letâfet…
Allah’ım, affet!

Lâtif’ten af bekler kesâfet?…
Allah’ım, affet!

Etten ve kemikten kıyâfet…
Allah’ım, affet!

Âcize imdadın şerâfet…
Allah’ım, affet!

Sen mutlaksın, bense izâfet…
Allah’ım, affet!

Ey kudret, ey rahmet, ey re’fet!
Allah’ım, affet!

 

NİSAN SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,