ORUÇ VE UZUN YAŞAMA

 

Oruç tutmanın faydalarını ele alan ilk uzun dönemli araştırmaların çoğu kemirgenler üzerinde yapıldı. Orucun faydalarının altında yatan moleküler mekanizmalar hakkında önemli bilgiler bu şekilde elde edildi.

1945 tarihli ilk çalışmalardan birinde, fareler dört günde bir, üç günde bir veya iki günde bir aç bırakıldı. Araştırmacılar, oruç tutturulan farelerin kontrol grubundan daha uzun yaşadığını, hatta kalorileri kısıtlanan farelerin aksine, oruç tutturulan farelerin gelişmesi de gerilememişti.

O zamandan beri sayısız çalışma, en azından kemirgenlerde oruç tutmanın faydasını doğruladı. Peki, oruç tutmak nasıl faydalı oluyor? Hangi mekanizmalardan yararlanarak işliyor?

South California Üniversitesi Uzun Yaşam Enstitüsü’nün yöneticisi Dr. Valter Longo uzun yıllardır oruç tutma üzerine çalışıyor ve aralıklı orucun yandaşlarından biri. Uzmanlık alanı yaşlanma olan Valter Longo, özellikle kanser ve diyabet gibi yaşla birlikte ortaya çıkan hastalıkların gelişmesi riskini azaltmayı hedefleyen yaklaşımlar üzerine çalışıyor.

Cüce fare ya da Laron faresi olarak bilinen ve memeliler arasında uzun yaşama rekoru bu farelerdedir. Bir başka ifadeyle, olağanüstü uzun ömürlüdürler. Sıradan bir farenin ömrü o kadar uzun değildir; belki iki yıl kadar yaşar. Laron fareleriyse bunun iki katı kadar yaşayabilirler. Pek çoğu -kalorileri kısıtlandığında- dört yaşını da geçer. Bu bir insana uyarlandığında, yaklaşık 170 yaşa karşılık gelir.

Laron farelerinin tek büyüleyici özelliği yalnızca uzun yaşamları değil, bu uzun yaşamın büyük bölümünü sağlıklı geçirebilmeleri. Bu farelerde diyabet ya da kansere yatkınlık görülmez, çoğunlukla doğal sebeplerle ölürler. Doktor Valter, otopside farenin ölüm sebebini genellikle bulamadıklarını, öylece düşüp ölüverdiklerini görmüştür.

Bu farelerin bu kadar küçük ve uzun ömürlü olmasının sebebi, genetik olarak değiştirilmiş bedenlerinin IGF-1 yani İnsülin Benzeri Büyüme Faktörü 1’e tepki vermemesidir. IGF-1’in adından da anlaşılacağı üzere, bedenimizdeki her hücre üzerinde büyümeyi destekleyici etkileri vardır. Hücrelerimizin sürekli aktif olmasını sağlar. Gençlikte, büyüme çağında IGF-1 seviyesinin yüksek olmasına ihtiyaç duyarız, fakat hayatın son dönemlerinde hızlı yaşlanma ve kansere yol açtığı anlaşılmıştır. Valter’in ifadesiyle, bu ayağını gazdan çekmeden, aracı sürekli performansa zorlayarak kullanmaya benzer. “Arada bir aracınızı garaja götürüp parçalarını değiştirmek, bakım yaptırmak yerine sürekli kullanmaya devam ettiğinizi düşünün. Bir noktadan sonra aracın bozulması kaçınılmazdır.”

Valter’ın çalışmaları, bir yandan hayattan meşru dairede zevk alırken, diğer yandan aracınızı nasıl mümkün olduğunca uzun süre ve hızlı kullanabileceğinize odaklanıyor. Valter, cevabın aralıklı oruç tutma olduğu fikrinde. Çünkü oruç tutmak, bedeninizin ürettiği IGF-1 hormonunu azaltmanızı da sağlıyor.

IGF-1’in yaşla birlikte ortaya çıkan hastalıkların çoğunda temel rol oynadığını ispatlayan çalışmalar yalnızca Laron farelerini kapsamıyor, insanlar üzerinde de benzer sonuçlar veren araştırmalar yapıldı. Valter, son yedi yıldır Laron sendromu adı da verilen, genetik bir bozuklukları olan bir grup Ekvador köylüsünü inceliyor. Son derece ender görülen bu rahatsızlık, dünya üzerinde 350 kişide tespit edilmiş. Laron sendromlu bireylerin bedenleri IGF-1 ‘e tepki vermiyor görünüyor. Büyüme hormonu reseptörlerindeki özel mutasyon, Laron farelerinde görülene çok yakın bir zayıflığa neden oluyor.

Laron sendromlu köylüler genellikle kısa boylu, çoğu 1, 20’nin altında. En şaşırtıcı olan, Laron fareleri gibi bu kişilerde de diyabet veya kanser gibi olağan hastalıkların görülmemesi. Hatta Valter’ın aktardığına göre, uzun yıllardır gözlemlenen Laron sendromlulardan hiçbiri kanserden ölmemiş. Aynı köyde yaşayan fakat Laron sendromlu olmayan akrabalarıysa herkes gibi kansere yakalanabiliyor.

Oruç Ve Onarım Genleri

Dolaşımdaki IGF-1 seviyesinin düşürmenin yanında, oruç tutmanın bir dizi onarım genini harekete geçirdiği de anlaşılıyor. Bunun sebebi tam olarak anlaşılamadı ama açıklama şimdilik şöyle: Bol yiyeceğimiz olduğu sürece, bedenlerimiz daha çok büyümeye ve üremeye odaklanır. Hayatımızın bizim için planları vardır. Yaşlılık yıllarımıza yatırım yapmaz, Üredikten sonra artık elden çıkarılabilir hale geliriz.

Peki, oruç tutmaya karar verirsek ne olur? Bedenin verdiği ilk tepki şoktur. Beyne giden sinyaller aç olduğunuzu hatırlatır, gidip yiyecek bir şeyler bulmanızı talep eder. Ama direnirsiniz. Bedeniniz bu sefer eskisi kadar çok ve sık yememenizin bir kıtlık durumuyla ilişkili olduğuna karar verir. Geçmişte bu oldukça sıradan bir durum olacaktı. Çünkü eskiden bu kadar çok yemek yoktu.

Açlık söz konusu olduğunda büyümeye veya üremeye enerjinin anlamı yoktur. Bunun yerine bedenin yapabileceği en bilgece şey, kıymetli enerji deposunu onarıma ayırmak, güzel günler yeniden gelene kadar sizi ayakta tutmak olacaktır. Sonuç olarak, bedeniniz hem ayağını gazdan çeker, hem de kendini hücresel bazda korumaya alır, garaja çeker. Burada, bütün küçük gen mekanikerleri şimdiye dek ertelenen acil onarım işlerini yapmaya koyulurlar.

Kalori kısıtlamasının yaptığı şeylerden biri, örneğin, otofaji denen bir süreci başlatmaktır. Otofaji, “kendini yeme” anlamına gelir ve bedenin eski, yorgun hücreleri parçalama ve yeniden dönüştürme sürecidir. Tıpkı bir arabada olduğu gibi, her şeyin düzenli çalışması için zarar görmüş veya yaşlanmış parçalardan kurtulmak önemlidir.

Valter kilo problemi olan insanların çoğunun oruçtan faydalanabileceğini düşünüyor. Valter’ın araştırma alanlarından biri de, oruç tutmanın kanser üzerindeki etkileri ve bunun için uygun olanın, aralıklı oruçtan ziyade uzun süreli oruç olduğu görüşünde.

Oruçla ilgili bilimsel yapılan çalışmalardan bahsettik. Oruç tutmanın kanser, yaşlanma, Alzheimer, diyabet, kalp hastalıkları gibi pek çok hastalığı önlediği hatta tedavi ettiği ispatlanmıştır.

Oruç tuttuğumuz günler ve bu günlerdeki beslenme durumumuz, orucun olumlu sonuçlarını elde etmek için önemlidir. Oruç tutmanın bu etkilerini görmek için, orucumuzu Pazartesi, Perşembe günleri yani haftada iki gün aralıklarla tutacağız. Dikkat edilecek en önemli nokta: Oruç tutulan günlerde erkeklerin 600 kalori, kadınların 500 kalori alması gerekmektedir. Bu kalorileri iftar ve sahur olmak üzere ikiye bölebiliriz. Bu şekilde oruç tutup, haftanın 5 günü dilediğiniz gibi yemek yiyerek kilo kaybı sağlayabilirsiniz. Aynı zamanda sağlık parametrelerinizdeki düzelmeyi de görebilirsiniz.

Mübarek üç ayların içinde bulunduğumuz şu günlerde oruç tutarak sıhhat bulmanızı temenni ediyorum.

“Allah’ım! Recep ve Şaban ayını bize bereketli kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır!” Âmin

Kaynak: Haftada iki gün yete r(Dr. Michael Mosley)

 

 

 

NİSAN SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,