MÜNAZARÂT EKSENİNDE SİYASÎ VE SOSYAL TAHLİLLER (12)

125. Sayı Risale-i Nur

İslâm Âlimlerinin Aralarındaki Müthiş İhtilâfların Sebepleri

Âlem-i İslâm, intizamı bozulmuş bir vekiller meclisine veya bir istişare kuruluna benzemektedir.

Bir şer’î hüküm için fıkıh kitaplarında “Müçtehit imamların çoğunun görüşü budur, fetva bunun üzerinedir” şeklinde ifadeler geçmektedir. Bu durum, bir konu hakkında istişare yapılan bir mecliste, çoğunluğun ortak görüşüne benzer. Çoğunluğun görüşünün (fetvanın) dışında kalan görüşler ve sözler ise hakikat ve özü bozuk olmamak şartıyla farklı istisnaî kabiliyetlerdeki insanların reylerine bırakılır. Böylece, her bir farklı istisnaî kabiliyet, kendi terbiyesine uygun olan görüşü (içtihadı) kabul etmiş olur. Fakat burada iki nokta çok önemlidir.

Birincisi; farklı kabiliyetlerdeki insanlarca tercih edilen, özünde bir derece hakikat bulunan ve azınlığa ait olan bir görüş ve fetva, işin hakikatinde umumî değil sınırlı ve o kabiliyetteki insanlara mahsus olduğu halde, o görüş ile amel eden şahıs tarafından ihmal edilip hususi olmaktan çıkarıldı. O şahsa tâbi olanlar da o görüşü kabul edip yaydılar ve umumileştirdiler. O şahsın taklitçileri de körü körüne bağlılıklarından dolayı o görüşün korunması için muhalif görüşte olanların susturulmasına ve yıkılmasına çalıştılar. Bundan dolayı görüşü kabul edenler ve etmeyenler arasında öyle bir fikrî çarpışma, birbirini çürütme ve reddetme çalışmaları meydan aldı ki ayakları altından çıkan toz ve ağızlarından fışkıran öfke dumanı ve lisanlarından püsküren şimşekler, İslâm güneşinin tecellisine perde çekti.

İkincisi; azınlığa ait olan görüş ve fetvadaki hakikat ve öz, eğer o fetvayı tercih eden farklı istisnaî kabiliyetlerdeki insanların heveslerine, hevâlarına ve taklitçilerinin mizacına galip gelmezse, o söz ve görüş büyük bir tehlikede kalır. Şöyle ki: O görüşü tercih eden kabiliyet, o fetvanın boyasıyla boyanıp amel etmesi gerekirken o, o fetvayı kendi hevâ ve hevesleriyle boyar ve kendine göre bir şekil vererek taklitçilerine miras bırakır. Böylece, o fetvayı kendi emri altına almış olur. Bunun sonucu olarak hüdâ, hevâya (hidayete vesile olacak hakikat, nefsin hevâ ve heveslerine) dönüşür ve mezhep dahi o kabiliyetten beslenerek ortaya çıkar.

Arı su içer bal akıtır, yılan su içer zehir döker.

Bediüzzaman Hazretleri, her ne kadar âlem-i İslâm’ın hâl-i hazırdaki durumu için, ‘intizamı bozulmuş bir vekiller meclisi’ benzetmesi yapsa da gelecekten ümitlidir ve mealen şöyle demektedir: İman ederim ki; umum âlem-i İslâm, bütün insanlık âlemi içinde bir mukaddes vekiller meclisi hükmüne geçecektir. Önceki ceddimiz ve sonraki neslimiz, asırlar ötesinden birbirlerine bakıp, aralarında bir istişare meclisi teşekkül edeceklerdir. Fakat birinci kısım olan ihtiyar babalar, sessizce ama medh ü senâlarla sonraki torunlarını dinleyeceklerdir.

Çok Evlilik-Kölelik-Esaret

İslâm’da çok evlilik, esirlik ve kölelik gibi bazı meseleleri, özellikle de yabancılar dillerine dolayarak, güya İslâm’ın gayr-ı medenî bir din olduğu evhamını ve şüphesini yaymaktadırlar.

Bediüzzaman Hazretleri, buna karşılık, ilerleyen süreçte detaylı bir risale telif etmek arzusunda olduğunu söyler. Şimdilik ise detaya girmeden kısa ve öz olarak bir kaide beyan ederek bu evham ve şüphelere mealen şöyle cevap verir:

İslâmiyet’in hükümleri iki kısma ayrılır.

Şeriat, bir kısım hükümleriyle müessistir, yani tesis edicidir. Bu hükümler, hakiki güzelliği ve mutlak manada hayrı ortaya koyan ve tesis eden hükümlerdir. Namaz, tesettür, zekat ve oruç gibi hükümlerdir.

Şeriatın diğer bir kısım hükümleri ise tadil edicidir. Yani beşerin gayet vahşi ve gaddar bir kısım kökleşmiş âdetlerini ve hükümlerini;

  • O gaddar ve vahşi suretlerinden çıkarıp, ehvenü’ş-şerre dönüştürmek için (iki şerden daha az zararlı olana dönüştürmek için),
  • Tadil etmek için,
  • Beşer fıtratına tatbiki mümkün bir hale getirmek için,
  • Tamamen hakiki güzelliğe ve mutlak hayra geçirebilmek için,

zamana ve zemine uygun bir başka şekle dönüştürür. Çünkü insanlık âleminin umumunda hükmeden ve yerleşmiş olan bir hükmü birden kaldırabilmek, ancak beşer tabiatını tamamen ve birden değiştirmekle olur. Bu da mümkün değildir.

İşte bu sırra binaen, esaret ve kölelik sistemini tesis eden şeriat değildir. Tam aksine şeriat, esaret ve kölelik sistemini en vahşi şeklinden, tamamen hürriyete yol açacak ve geçebilecek bir surete indirmiştir, yani tadil etmiştir.

Hem de şeriatın dört kadınla evliliğe izin vermesi insan tabiatına, akla ve hikmete uygun olmakla beraber; şeriat, bir taneden dörde çıkarmamış, sekiz-dokuzlardan dörde indirmiştir. Özellikle de çok evliliğe öyle şartlar getirmiştir ki o şartlara uymakla hiçbir zarara sebep olmaz. Bazı noktalarda şer cihetleri olsa da ehvenü’ş-şerdir. Ehvenü’ş-şer ise bir adalet-i izafiyedir. Yani çoğunluğun menfaati için ferdin hakkının zayi edilebileceğini öngören bir göreceli adalettir.

“Heyhât! Âlemin her halinde hayr-ı mahz (mutlak manada hayır) olamaz.

“Allah’ın İndirdiği İle Hükmetmeyenler Kâfirlerin Ta Kendileridir” Ayetinden Murat Nedir?

Cenab-ı Hak Mâide Suresi 44. ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.”

Ümmet-i Muhammed’in (asm) istikametli yolu olan Ehl-i Sünnet çizgisinden uzaklaşarak, görüşlerinde aşırılığa kayan ve kendilerine ‘ehl-i ifrat’ denilen bir kısım insanlar, bu ayeti delil göstererek, anayasa hazırlayanları veya beşerî yasaları çıkaranları dalâlete düşmekle suçlamaktadırlar. Hâlbuki bu bîçareler ayette geçen “her kim hükmetmezse” ifadesinden kastın “her kim tasdik etmezse” olduğunu bilmemektedirler.

Ehl-i tefrit denilen ve görüşlerinde Ehl-i Sünnet’in istikametli çizgisinin çok altında kalan bir kısım insanlar da dini bilmemektedirler. Bundan dolayı da Müslümanlara insafsızca itiraz etmektedirler. Bu itirazlarına, Müslümanların taassup hallerini delil göstermektedirler. Bu kısım insanlar, kendi millî kültürlerini terk ederek, tam anlamıyla Avrupa’ya temessül etmek (sıkı sıkıya yapışmak) fikrinde olanlardır.

 

NİSAN SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,