HAKİKATE GİDEN EN KISA YOL

125. Sayı Nurdan Ölçüler Risale-i Nur

 

İslâm tarihine baktığımızda dini eğitimin halka, sistematik olarak mektep, medrese ve tekke üzerinden verildiğini görürüz. Buralardaki eğitimde, her yapı kendine has usulleri tatbik ediyordu. Kâmil manada dini eğitimi tamamlamak 15-20 yılı buluyordu. Osmanlı İmparatorluğunda halkın maneviyatında bu üç müessesenin çok büyük hizmetleri olmuştu. İmparatorluğu altı yüz yıl ayakta tutan ve halka iman telkin eden tekke ve medreselerin Cumhuriyet döneminde kapatılmasıyla, memleket sathında bu alandaki faaliyetler neredeyse yok denecek kadar azaldı.

Cumhuriyetle birlikte eğitim modeli tamamen değişmiş, çağa ayak uydurmak gayesiyle yapılan düzenlemeler günümüze kadar devam edegelmiştir. Tekâmül sürecini bir türlü tamamlayamamış yeni eğitim modelinin kalite ve nitelik bakımından Osmanlı’ya yetişemediğini de ifade etmek gerek. Bunun yanında teknolojinin hayatın her alanına girmesi, dünyevi meşguliyetlerin çoğalması, dini hassasiyetlerin gittikçe zayıflaması, itikadi zafiyetlerin etkisiyle dine karşı lakaytlığın artması, maddiyata düşkünlüğün dini ilimleri tahsil etme arzusuna galip gelmesi, dini ilimlerin çok zor şartlarda ve uzun bir zamanda tahsil edilmesi gibi pek çok sebep maneviyata yönelmenin önüne engel koymuş durumdadır.

Bediüzzaman Hazretleri, Osmanlının son dönemleriyle Cumhuriyetin ilk yıllarında toplumun düştüğü bu durumun farkına varmış, sıkıntıyı çözmek için bir çıkış yolu arıyordu.  Allah’ın lütfuyla yeni ve eskiye nazaran daha kısa bir yol keşfettiğini şu sözlerle açıklıyordu: Ve keza, maksud-u bizzat olan ilimlere ulûm-u âliyeyi (Kur’an’ın ve Hadis’in yüksek manalarına çıkmak için tahsil edilen alet ilimleri denilen Sarf, Nahiv, Mantık vs.) okumaksızın isâl edici (ulaştıran) bir yol buldum. Serîüsseyir (çok hızlı ve süratle akıp giden) olan bu zamanın evlâdına, kısa ve selâmet bir tarîki (yolu) ihsan etmek rahmet-i hâkimenin şânındandır.”[1]

Hz. Üstad değişen şartlara ve insanların mevcut ahvaline en uygun bir eğitim modelini Risale-i Nur hizmeti olarak takdim etmiştir. Hakikate ulaşmak için çok uzun yollardan gitmek gerekmiyordu artık. Hem kısa hem de kolayca elde edilen bir ilim modelini ortaya koymuştu. Telif ettiği risaleleri okuyanların bir senede bu zamanın mühim bir âlimi olacağını şöyle iddia ediyordu: Bir sene bu risâleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir.”[2]

Gerçekten de sevgili Üstadımız Risale-i Nurlarla bir çığır açmış ve bu eğitim modeliyle asra damgasını vurmuştur. Bediüzzaman, Risale-i Nurlarla milyonlarca insanın imanının tehlikelerden kurtulmasına vesile olmuştur. Bu durumu şu sözleriyle açıklıyor: “Evet, Risâletü’n-Nûr on beş senede medresede kazanılan kuvvetli iman-ı tahkikiyi, on beş haftada ve bazılara da on beş günde kazandırdığına, yirmi senede yirmi bin zât tecrübeleriyle şehadet ediyorlar.”[3]

Risale-i Nur külliyatı, 1926-1949 yılları arasında yazılmıştır. Bu dönemde dini yaşamak, neredeyse ateşten koru elde tutmaya benziyordu. İnkılapların yapıldığı, bin yıllık geleneğin yıkıldığı, ezanın Arapça aslından okunmasının yasaklandığı, camilerin çeşitli bahanelerle depo, iş yeri veya ahıra dönüştürüldüğü, Kur’an okumanın veya öğrenip öğretmenin yasaklandığı, şapka giymenin zorunlu kılındığı tek parti hükümetlerinin akıl almaz dayatmalarının halkı bunalttığı yıllardı bu zaman dilimi. Risalelerin yazıldığı 23 yıl boyunca karanlık bir dönemden geçiyordu memleket. Dine ve dindarlara prangalar vurulmuş, her türlü dini faaliyet yasaklanmış, aksine hareket edenler en ağır cezalara çarptırılarak insanlar sindirilmişti. Ülke kurtuluş savaşından çıkmış, maddi imkânsızlıklar had safhaya ulaşmış, 2. Dünya savaşının getirdiği külfet halkı ciddi anlamda yoksul bırakmıştı.

Bu şartlar altında Hz. Üstat ve talebeleri, yasak faaliyetler kapsamına alınan hizmetlerinden (!) dolayı hapse mahkûm ediliyor ya da sürgüne gönderiliyordu. Nur talebeleri asayişi ihlal etme ihtimaline (!) binaen defalarca idamla yargılanıyordu. Eskişehir, Denizli, Afyon mahkemeleri, Risale-i Nura gönül verenlerin hayat memat mücadelesi verdiği önemli virajlardı. Bunların yanı sıra Risale-i Nurlar aleyhinde, gazeteler ve diğer kitle iletişim vasıtalarıyla sürekli olarak menfi propagandalar yapılıyordu. Yani gerçek anlamda dini eğitim almak imkânsız hale getirilmişti. İşte böyle bir zamanda Bediüzzaman hazretlerinin ortaya koyduğu yeni eğitim modeli fevkalade tesir icra ediyordu. O, bu modelle her evi bir Nur Medresesine bir İrfan Mektebine dönüştürüyordu. Kanunlar, yasaklar, engeller onu ve talebelerini durduramamıştı. Anadolu’nun köylerine ve kasabalarına varıncaya kadar bu yasak (!) eserler okunuyor, yazılıyordu. Anadolu, İslamiyet’le şereflendiği günden beri en karanlık dönemini yaşarken karanlıkları aydınlatan Risale-i Nurları bağrından çıkarıyordu.

Devam edecek.

 

[1] Mesnevî-i Nuriye, 203. Altınbaşak Neşriyat.

[2] Lemalar, 175. Altınbaşak Neşriyat.

[3] Sikke-i Tasdik-i Gaybî, 178. Altınbaşak Neşriyat.

NİSAN SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,