BİN DÜŞÜN, BİR KONUŞ

125. Sayı Editörden

Çinlilere ait olduğu söylenen bir söz var: “İlginç zamanlarda yaşayasın!” Şöyle bakıyorum da, ‘bir asırdır yaşadığımız zamanlardan daha ilginç ne olabilir’ diye sormaktan kendimi alamıyorum.

İslamiyet’in bütün kaleleri yıkılmış, dalaletin şer fikirleri sel gibi üzerimize gelerek ümmeti darmadağın etmiş. İmanı muhafaza etmek, adeta çıplak elde kor ateşi tutmaktan zor hale gelmiş. Bunun farkında olarak mücahede eden bir adam, Bediüzzaman Hazretleri, bu uğurda hayatını feda etmiş. Bütün varlığıyla ve her şeyi göze alarak hak ve hakikat uğrunda mücadele vermiş. Çekmediği cefa, görmediği eza kalmamış.

Fikirlerini, düşüncelerini gerek kalemiyle, gerek eserleriyle, gerek yaşantı ve fiilleriyle müspet şekilde ortaya koymuş. Öyle bir zaman gelmiş ki, “davalar şahıslar üzerine bina edilmez” diyerek sadece telife yönelmiş ve kendisine her türlü zulmü reva gören en gaddarlara bile şahsi hukukunu helal etmiş. Dünyaya ait her şeyden –imana hizmet etmek dışında- elini eteğini çekmiş. Milletin iman selameti için sadece sözle değil, hayatını ortaya koyarak –ki hapisler birer medrese-i Yusufiye olarak- ‘daha yapacak bir şey kalmadı’ denecek dereceye gelene kadar sa’y eylemiştir.

Neden yazıyorum bunları?

Çünkü zaman olur, birileri çıkar, “yiğidi öldür bari hakkını yeme” demeden, aklına estiği gibi yazar, konuşur hale gelir. Toplumun esasına yönelik en ehemmiyetli çalışmaları yapan insanlara karşı olmadık yazı ve sözler sarf eder. Bu günün imkân ve konforu içinde o günlerin şartlarını anlayabilmekten uzak nazarların, Bediüzzaman Hazretleri ve mücadelesi hakkındaki yanlış değerlendirme ve hükümleri bizi, hepimize üzer.

İslamiyet düşmanı insanların yapmakta yarıştıkları şeyde, biz Müslümanlar olarak ne derdimiz ola ki, böyle fütursuz, seviyesiz ve insafsızca hareket eder olduk! Onların yapamadığını bize, birbirimize yaptıran şey nedir?

Bütün hayatı eserlerinde, talebelerinin yanında ve devletin arşivlerinde mukayyed olan bir adam hakkında ne bilmiyoruz ki, nevzuhur meselelerle algı operasyonlarının yemi haline geliyoruz. Ne medet bekliyoruz ki, bize, kendimize olmadık yanlışlıklarla zarar vermeye çalışıyoruz!

Bundan bahisle, hemen tamamı Nur Risalelerinde müellef olan Abdülhamid Han Hazretleri ve Üstad Bediüzzaman Hazretleri arasında geçen malumatı derli toplu olarak nazar-ı dakiklerinize takdim ediyoruz. O gün omuz omuza hizmet eden büyüklerimizin miras bıraktıkları vatan ve millet için, bugün bizler de aynı birlik ve beraberlik anlayışıyla hizmet etmenin derdiyle ve “Müminler ancak kardeştir” anlayışıyla ve inşallah faydası olur düşüncesiyle sizleri dergi ile baş başa bırakıyoruz.

Bediüzzaman Hazretlerinin içini hayatı ile doldurduğu şu cümleyi de hep aklımızın bir köşesinde tutarak ve mukabilinde “âmin” diyerek sizlerle de paylaşmak isterim:

“Eğer biz ahlâk-ı İslamiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını ef’alimizle izhar etsek (hal ve hareketlerimizle göstersek), sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslamiyet’e girecekler; belki Küre-i Arz’ın bazı kıtaları ve devletleri de İslâmiyet’e dehalet edecekler.”

“Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, nev-i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak inşallah. Hakikat-ı İslamiyenin güneşi ile, sulh-u umumî dairesinde hakikî medeniyeti görmeyi, rahmet-i İlahiyeden bekleyebilirsiniz.”

NİSAN SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,