Tezhip (Hüsn-i Hat’tın süsü veya elbisesi)

123. Sayı İslam Medeniyeti Kültür

Tezhib kelimesi, Arapça “zehebe” kökünden türemiş olup, “Altınlamak” anlamına gelmektedir.

Tezhip günümüzde daha çok sanat değeri olan İslâmî kitap, levha ve murakkaaların ezilmiş varak altın ve çeşitli renklerin kullanılmasıyla uygulanan süsleme ve bezeme sanatlarına verilen isimdir.

Tezhip sanatını icra eden erkeklere “Müzehhib” bayanlara ise “Müzehhibe” adı verilir. Tezhipte kullanılan motifler diğer süsleme sanatlarında görülen motiflerden daha küçük ve sadedir.

Tezyinî sanatların bütün dallarında olduğu gibi tezhip sanatında da desen bezeme maksadıyla yapılan tasarımın çizgilerle ifadesidir. Sanatkârın hayal gücünün sınırlarını ve erişebildiği zenginliği, sahip olduğu zevki, görgü ve bilgi birikimi eserin sanat değerini belirler.

 

 

Erken dönemde yazılan mushaflarda müslümanlar vahyin dışında hiçbir işaret ve söze yer verilmemesine büyük özen göstermiştir. Fakat zamanla sûre başlarına sûre adının yazılması ve bezenmesi, âyet sonlarına işâret konması, mushafın cüz, hizip ve aşırlara ayrılarak altınla bezenmesi hoş karşılanmıştır. XIII. yüzyıldan itibaren gelişmeye başlayan tezhip sanatı Timurlular, Safevîler ve Osmanlılar zamanında en güzel örneklerini vermiştir. Türk tezhip sanatının en eski örnekleri, Türklerin tarih sahnesine çıktıkları ilk devirlerden itibaren görülmüş, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş devrinde motifler ve renkler açısından olağan gelişmesini yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim tarafından zaferle sonuçlanan Çaldıran Savaşı’ndan(1514) sonra Tebriz’den İstanbul’a getirtilen sanatçılarla bu sanatta önemli ilerlemeler ve yenilikler gözlenmeye başlanmıştır.

Kânûnî Sultan Süleyman dönemi, tezhip sanatı açısından zirvede olan bir dönemdir. Bu dönemde, Zahriye, Serlevha, Sûre başları ve Hâtime sahifelerinde zengin işçilik görülmeye başlanmış, altın çok kullanılmış ve lâcivert renk dönemin önemli rengi olmuştur.

El yazması kitapların Zahriye, Serlevha, Ünvan sayfası, Sûre Başı, Bahir Başı, Hâtime bölümleri; hüsn-i hat levhalarının, murakkaaların durak, koltuk, satır arası, iç ve dış pervaz bezeme sahaları, yazının içinde veya dışında kalan zemin boşlukları; kitap kabı bezemeleri ve minyatürlerin ayrıntılarındaki zeminler tezhip sanatının değişik teknik ve üslûplarıyla bezenmiştir. İslâm medeniyetinde Kur’ân-ı Kerîm’e gösterilen saygının sonucu hattın yanı sıra onu en güzel şekilde bezeme isteği ve heyecanı tezhip sanatının ortaya çıkmasına vesile olmuştur.

Yazma kitap ve mushaflarda Hâtime tezhibi (Ketebe veya ferağ kaydı) El yazması kitaplarda bitiş bölümüne yapılan bezemelerdir. Eserin özeti ve neticesi durumunda olan bu bölüm son sözdür. Mushaflarda Nâs sûresinin devamında, hattat bitiş duasıyla birlikte imzasını içeren ibareyi, kitabın yazılış tarihini, nerede yazıldığını belirtir (Buna Ferağ Kaydı ismi verilmiştir). Son sayfada bulunan yazı, âyet veya hattatın imzası da olsa (Ketebe) bitişi genellikle ya ikizkenar yamuk veya üçgen şeklinde bir yazı sahası içine yazılır.

Yazı satırları yanlardan eşit miktarda kısaltılarak bitirilirken kenarlarda meydana gelen üçgen veya yamuk alanların içi tezhip edilir. Dikdörtgen ve kare biçiminde yapılan Hâtime tezhibi sık görülen örneklerdir. Hâtime tezhibinin kitabın Zahriye ya da Serlevha tezhibi gibi karşılıklı tam sayfa tezhipli örnekleri de yapılmış ve değişik konulardaki el yazması kitaplarda aynı usulde uygulanmıştır.

ŞUBAT SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,