AİLEDE VE HAYATTA FEDAKÂRLIK YASAKLANMALI

123. Sayı Aile Mektebi

 

İrfan Mektebi Dergimizin değerli okurları, okurlarımız, çocuk eğitimi ve aile içi iletişimde hatta sosyal hayatta bir fedakârlıktır almış başını gidiyor. Bu yazımızda fedakârlık kavramını tartışacağız. Nedir, nasıl bir şeydir, doğrusu nedir, onun üzerinde duracağız.

İlk önce fedakârlığı yasaklayarak başlasam diyorum, ne dersiniz? Bugünden sonra hiç kimse için lütfen fedakârlık yapmayınız. Çünkü fedakârlık yapan kişi, birisine iyilik yaptıktan sonra zımnen bir ücret beklentisine giriyor. Neden böyle yapıyor olabilir dersiniz? Çünkü fedakârlık yaptığında aslında o kişi için kendisini FEDA ettiğini düşünüp, maddi ya da manevi KÂR beklentisine giriyor. Önce FEDA edip, sonra KÂR bekliyor.

Fedakârlık kelimesi Arapça “feda” ve Farsça “kâr” kelimelerinin birleşmesinden oluşan bir kelimedir. Eş anlamlısı “özveri”dir. Türk Dil Kurumu’nun 2009 yılında basılmış Büyük Türkçe Sözlüğü’nde özveri, “Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçme” anlamında kullanılmaktadır.

Eşiniz, çocuğunuz, arkadaşınız, her kime yönelik olursa olsun, yaptığınız bir davranıştan ya da bir fedakârlıktan sonra kesinlikle bir beklenti içine girmeyiniz. Daha doğrusu hiçbir zaman hiç kimse için FEDAKÂRLIK yapmayınız. Peki, ne yapınız? Sadece ve sadece birisine bir iyiliği Allah rızası ve KENDİ MUTLULUĞUNUZ İÇİN yapınız. “Ben bunu sana, ben mutlu olduğum için yaptım, bu iyiliği yaparak kendim mutlu oluyorum” tarzı geliştiriniz. İnanın, çok mutlu olacaksınız.

Herkes herkese fedakârlık yaptığı için güya insanlar sürekli birbirinden şikâyet etmiyorlar mı? Bu tür durumlarla siz de karşılaşmıyor musunuz? Bundan böyle kim için ne yaparsan yap, kendi mutluluğun için yap, geriye dönüp KÂR bekleme. İşte o zaman daha mutlu olacaksınız. Siz hiç KÂR beklemeden yapın, eğer teşekkür edilirse ne âlâ, edilmezse de zaten beklemediğiniz için mesele yok.

Fedakârlık sadece ve sadece kamu hizmetlerinde ve dinî hizmetlerde yapılabilir. Çünkü karşılığını alacağınız kesindir. Siz kendinizi feda edersiniz arkasından kâr gelecektir. Ama ikili ve sosyal ilişkilerde fedakârlığı yasakladık bile, haydi hayırlısı…

Çocuğuna bir ürün aldığında, komşuna bir iyilik yaptığında, sakın ha bir kâr bekleme. Çocuğuna yaptığın bir iyilikte bir kâr beklentisi, tüm pedagojik gerecekleri alt üst ediyor. Sağlıklı davranış geliştiremeyen, minnet altında ezilen bir birey ortaya çıkıyor ki, asla sağlıklı değil. Hatta tek çocuğunuz ya da komşunuz değil, her kime bir katkın olursa, iki temel refleksin olsun. Başka hiçbir şeye gerek yok. O da şu;

  • Bunu kendi mutluğun için yap. Öyle ya, çocuğumuza ya da insanlığa bir katkı öncelikle bizi mutlu edecektir, etmelidir. Bir annenin çocuğuna yaptığı tüm iyilikler, kesinlikle hiç bir beklenti karşılığı olmayan ama yapanın kendisini mutlu eden bir davranış olduğunu herkes biliyor.
  • Bir teşekkür gelirse gelir, oh ne ala. Gelmezse, zaten bir karşılık beklemiyordun ki, problem yok. Allah’tan bekle, hatta Allah’ın bildiğini bilmek bile yetecektir.

Aslında yaptığımız her bir güzel davranış, hiç kuşku yok ki, maddi cebimizden alıp manevi cebimize koymaktır. İyilik yapmak öncelikle bize kendimizi iyi hissettiren bir davranıştır. Bunun altını çiziyorum: İyilik yapmak öncelikle bize kendimizi iyi hissettiren bir davranıştır. Kendimizi iyi hissetmek ne işe yarıyor diye sormayın ne olur? Zaten hayatın özeti budur. İnsanlar kendini iyi hissetmek için neler yapıyorlar neler de, bir türlü iyi hissedemiyorlar ne yazık ki. Kendini iyi hissetmek yaşamaktır.

Kendini iyi hissettiren bir maddi yardım davranışı, bir kediye peynir vermek, bir kuşa suluk temin etmek, bir çocuğa helalinden kek ikram etmek, karşılığı bizim kendimizi iyi hissetmemiz olarak yeter de artar bile aslında.

Sonuç olarak, iyilik yap denize at. Balık bilmezse Hâlık bilir, vesselam…

Tüm bunlarla beraber kendimizi iyi hissetmemiz yetmez mi?

Yetti bile…

Selam ve dua ile…

 

ŞUBAT SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,