Eğitim Sevgiden İbarettir

119. Sayı Aile Mektebi Eğitim

Mutlu çocuklar, anne baba tarafından sevgi ile doyurulan çocuklardır. Çocukluğunda anne sevgisini yeterince alamamış çocukların ileri yaşlarında “sevgi açlığı” çektiklerini söylersem şaşırmayın. Objektif gözlemler bunu gösteriyor. Anne sevgisi ile yeterince beslenmeyen çocukların, yetişkin yaşlarında hangi sevgilerin peşinde koşacakları son derece ürkütücüdür.

Bir zaman hâli vakti yerinde olan bir adam evine akvaryum satın almış. Akvaryumu evinin bir köşesine koymuş. Hani bilirsiniz, evlerde akvaryum huzur verir insana, saatlerce izlemek ne kadar da hoştur… Bu ev halkı da böyle yapıyormuş. Akvaryumu pek sevmişler ve her gün doyasıya akvaryuma bakıyorlarmış. Bakmasalar da onun evdeki varlığı ve su sesi insana zaten bir rahatlama hissi veriyormuş. Bu hoş sada aylarca, yıllarca devam etmiş. Sonra bir gün evin hanımı akvaryumda bir gariplikler olduğunu fark etmiş. Balıklar cansızlaşmışlar, eskisi gibi çevik yüzemiyorlarmış. Akvaryum içine atılan besinleri de iştahla yiyemez olmuşlar. Ve evin reisi beyefendi, balıkları bir kavanoza koyup balık hastanesine götürmüş. Hastanede balıkların röntgen filmleri çekilmiş, kan tahlili vs. yapılmış. Ama hiçbir bulguya rastlanamamış. Hastane başhekimi, balıkların sahibi olan beyefendiye şöyle bir rapor sunmuş: “Bu balıkların hiçbir şeyi yok. Suyunu değiştirmeniz yeterli olacaktır.”

font-infography-2

Sokrates; “Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin faturasının farkında değilsiniz demektir” diyor.

Bu hikâyede de belirtildiği gibi, evlerimiz bir akvaryumdur. Bu ev akvaryumunda yaşayan anne, baba ve çocuklar da bu akvaryumun balıklarıdır. Burada yaşayan sakinlerin mutluluğu, başarısı, sağlığı vs. tüm durumları, bu akvaryum suyunun kalitesine bağlıdır. Bu suyun kalitesi demek; evdeki ortam, evdeki iletişim kalitesi, samimiyet kalitesi, kültür kalitesi, özveri kalitesi, empati/duygudaşlık kalitesi gibi daha birçok insani hâlleri kapsar.

Tıp dilinde “patofizyoloji” diye bir tabir vardır. Patofizyoloji, hastalanma sürecidir. Öyle ya, her bir hastalığın bir varoluş süreci vardır. Her hastalığın bir ortaya çıkma serüveni vardır. Bir hastalık bir günde oluşmaz. Bir ayda oluşan hastalıklar olduğu gibi, bir ömürde oluşan hastalıklar da vardır. Kimi hastalığın ortaya çıkma süreci iki aydır, kimilerinin de üç beş yıl olabilmektedir. Hatta otuz senede oluşan hastalıklar bile olabilmektedir.

Bir bataklık düşünün lütfen, kocaman bir bataklık. Yaz aylarında bir günde milyonlarca sivrisinek üreten bir bataklık. Şimdi bir de belediye başkanlığı düşünün isterseniz. Bir belediye, şehri istila eden bu milyonlarca, hatta belki milyarlarca sivrisinekle mücadele için şehir içinde araç gezdirip havaya bir nevi sivrisinek öldürücü zehir sıkıyorlar. Bu metoda İstanbul’da da rastladım, gençlik yıllarımda Adana’da da çok rastlamıştım.

Belediye başkanı her ayın sonunda çıksa, dese ki: “Sayın basın mensupları, geçtiğimiz ay 27 milyar sivrisinek öldürdük.” Ne kadar tuhaf değil mi? Akıllı bir belediye başkanı ne yapar? Elbette gidip bataklığı kurutur.

Eğer bu belediye başkanı sivrisinekleri her gün gaz sıkarak öldürmek yerine gidip de bataklığı kurutursa, bu beladan çok çok daha ucuza kurtulacaktır. Her yıl sivrisinek öldürmek için harcadığı parayı harcamaktan artık kökten kurtulacaktır. Bu iş için araç ve personel istihdam etmesine gerek kalmayacaktır. Vatandaş da kötü gaz kokularına katlanmak zorunda kalmayacaktır. Hem de gaz sıkma metodu sivrisinekleri tamamen yok etmiyor, sadece o gece sabaha kadar biraz rahatlama sağlıyor bizim için.

Sivrisinekten kurtulmak için teknik yolları bilmiyorum. Buradaki sadece öyküleme tekniği için bir örnektir.

Ülkemizin 30 yıldan fazla bir sürede yaşamak zorunda kaldığı Güneydoğu terörü, aynı bunun gibi üzücü bir örnektir. 30 yıldır her gün terör avı yaptı bu ülke. Bunun için 30 yılda 400 milyar dolar para harcandı. Bu rakam gerçekten de inanılmaz bir miktar. Oysa terör bataklığını kurutma yoluna gidilseydi, çok daha az para harcanacaktı. Daha da önemlisi, gencecik insanımız ve yörenin güzel insanları harcanmayacaktı.

Bataklık                                  : Süreç
Sivrisinek                               : Sonuç
Terörü Üreten Nedenler      : Süreç
Terör                                      : Sonuç

Arabanın benzin göstergesi yanıp sönüyor, biz ise arabayı sağa çekip ışıklı ledi söküp tamir etmeye çalışıyoruz. Bir düşünün, yolda seyir hâlinde araba kullanıyorsunuz. Arabanın benzin göstergesi yanıp sönmeye başladı. Bu ne demek oluyor? Arabanın benzini bitti demek oluyor. Ne yapılması lazım? En yakın akaryakıt istasyonuna gidip benzin almanız gerekir. Eğer benzin almak yerine arabayı sağa çekip, konsolu söküp, yanıp sönen ledli ışığı tamir etmeye çalışırsanız çok ağır bir bedel ödemek zorunda kalınır.

Benzin ikaz lambası yanıp sönüyor    : Süreç/Neden
Arabanın benzini bitti                        : Sonuç

Hayat Düz Mantıkla Anlaşılamaz

Sevgili okurlarım, karşılaştığım sorunlarda hiçbir zaman için sonuçlarla uğraşmadım. Hemencecik sürece yönelirim. Çünkü öyle yapınca sorunun ana kaynağına inip sorunu kökten çözebilirim. Süreçle değil de sonuçlarla uğraşan insanlar ne yazık ki sorunu hiçbir zaman çözemezler.

Zihinsel düzeyi düz mantık bir bakış seviyesinde olan milyonlarca insan her zaman sonuçlar üzerinden hareket eder. Bir sonucun sürecini göremezler. Hayatları da vaveyla ile geçer gider ne yazık ki.

Midenizde ülser hastalığı oluştuysa bu bir sonuçtur. Bunun belki 1-10 yıllık süreci de yoğun stres altında kalmak, dengesiz ve yanlış beslenmek, aşırı acı yiyecek tüketmek vs. gibi nedenlerdir.

Tıp biliminin babası olarak bilinen, adına yeminler edilen Hipokrat, bakın tıp doktorlarına nasıl bir tavsiyede bulunuyor:

“Hastalıklarla değil, nedenleri ile ilgilenin.”

Çocuk Eğitiminde Süreç-Sonuç

Sevgili okurlarım, eğitim sorunlarını çözmek, pişmiş yemekten tuz ayıklamak gibidir. En güzeli, en zahmetsizi, en doğrusu; yemek henüz pişerken tuzunu yeteri kadar eklemektir. Yemek pişerken tuzuna suyuna dikkat etmezseniz, sonradan ya su katacaksınız ya da tuzunu ayıklamak zorunda kalacaksınız. Bu ise kimyasal olarak neredeyse imkânsızdır. Ayrıca zor, zahmetli ve masraflıdır.

Sokrates; “Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin faturasının farkında değilsiniz demektir” diyor.

Yukarıda verdiğim bataklık kurutma örneği burada da geçerli. Eğer eğitim için 10 lira harcamaktan kaçınırsak, eğitimsizliğin sonucu olan arızaları çözebilmek için 1000 lira harcamak zorunda kalırız.

Mutlu çocuklar, anne baba tarafından sevgi ile doyurulan çocuklardır. Çocukluğunda anne sevgisini yeterince alamamış çocukların ileri yaşlarında “sevgi açlığı” çektiklerini söylersem şaşırmayın. Objektif gözlemler bunu gösteriyor. Anne sevgisi ile yeterince beslenmeyen çocukların, yetişkin yaşlarında hangi sevgilerin peşinde koşacakları son derece ürkütücüdür.

Yine çocukluğunda babasından yeterince “güven duygusu” alamamış çocuklara, hiçbir “yaşam koçu” yardımcı olamıyor. Baba tarafından yüreklendirilmeyen çocuklar pasif kişilikli ve özgüven yoksunu olmaktadır. Hele hele aşağılanan ve hata yaptığında yargılanan çocuklar, hayatları boyunca asla özgür olamıyorlar ve girişimci ruhu kazanamıyorlar. Nice yetişkinin yaşamları incelendiğinde, çocukluk yıllarına ait böylesi duygusal yaraların olduğu ortaya çıkacaktır.

Selam ve dua ile…

 

EKİM SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,