Duvardaki Takvim

119. Sayı Mülâkatlar

Dr. Mirza İnak Mülakat: Metin UÇAR

Kartonlarıyla duvarlarımızı süsleyen, rakamlarıyla ömür sayfalarımızın azalarak değiştiğini ihtar eden, fakat diğer taraftan dünyamıza ışık tutacak malumatları bizlere günlük olarak ve bir çırpıda okuyup istifade edebilecek şekilde önümüze koyan önemli araçlardır duvar takvimleri.

Süeda Basım Yayın da 2007 senesinden bu tarafa Dr. Mirza İnak ve ekibinin muhtevasını hazırladığı, Hayrat Ar-Ge ekibinin tasarımını yaptığı İrfan Takvimlerini bizlerle buluşturuyor. Takvimi yani “bir işin gelişme safhalarını zamana bağlı olarak gösteren program”ı gündemimize taşıyor.

Biz de bu sayımızda takvim üzerinden ömür sermayemizi hatırlayalım istedik. Takvimi konuşalım, bu konu üzerinden ahsen-i takvim üzere yaratılan insana vurgu yapalım istedik.

Dr. Mirza İnak. Diğer yoğun işlerinizin arasında takvim çalışması yürütüyorsunuz. Takvim hakkında öncelikli olarak neler söylersiniz. Neden takvim?

Rabbimiz, Halikımız tarafından imtihan için gönderildiğimiz şu dünyada, ömür sermayemiz mesabesindeki zamanı ve o zaman dilimi içinde bize takdir edilmiş olan sayılı nefesleri hakkımızda en güzel ve en hayırlı bir şekilde değerlendirebilmek meselesi, hepimizin en büyük ve en öncelikli bir meselesidir.

Halbuki içinde yaşadığımız şu belalı asır, insanlara dünyaya gönderiliş gayelerini unutturan, ehl-i imanı Kur’an’ın ahlakından uzaklaştıran, Müslümanları Efendimiz (asm)’ın örnek hayatına yabancılaştıran pek çok tehlikelerle doludur.

 

İşte bu takvim tam bu noktadan hareketle, içinde bulunduğumuz manevi tehlikelere karşı bizleri mukavemetli kılacak ilmi ve imani hakikatleri anlatıp imanımızı sağlamlaştırmaya, en mükemmel rehber ve en güzel örnek olan Peygamberimiz (asm)’ın sünnetlerinin ölçülerini hatırlamaya, dünyanın gündelik fani işleri içinde zedelenen kulluk şuurumuzun tazelenmesine yardımcı olmaya bir nebze de olsa katkıda bulunmak niyetiyle hazırlanmıştır…

Takvim nasıl hazırlandı?

Ayet meallerinin hazırlanmasında, Hayrat Neşriyat Muhtasar Mealinden istifade edildi. Eserin imla tashihi, Türkçemizin doğru telaffuzunu sağlayacak şekilde titiz bir çalışma ile yapıldı. Grafikler, profesyonel bir ekip tarafından özenle hazırlandı.

Bu takvimde neler var, kısaca bahsedebilir misiniz?

Bu takvimin ilmi muhteviyatı hazırlanırken, öncelikle dünyevi ve uhrevi mutluluğa ulaşabilmek için iki önemli rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerden istifade edildi.

Sonra Sahabelerin hayatından, İslam tarihinden, Osmanlı tarihinden ufuk açıcı örnekler ve anekdotlar sunuldu. Hepimizin ekmek gibi, su gibi ihtiyaç duyduğu imani ve Kur’ani hakikatler de unutulmayarak Risale-i Nur penceresinden aktarılmaya çalışıldı.

Hem aile hayatı ve çocuk psikolojisi ile ilgili faydalı bilgiler hem de sağlıkla alakalı ve bazı şifalı bitkilere dair tıbbi bilgiler konunun uzmanlarınca anlatıldı.

İnsanın hem şahsi hem de sosyal hayatında huzuru bulabilmesi için uygulayacağı kişisel ve ruhsal gelişim konuları da takvimde yerini aldı.

Zaman zaman zekâ sorularına zaman zaman da kudret mucizesi olan canlılarla alakalı bazı bilgilere yer verildi.

Namaz vakitleri nasıl ve ne şekilde düzenleniyor?

Namaz vakitleri, T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan alınan saatlere göre düzenlendi. Namaz vakitleri hususi bilgisayar programlarıyla sayfalara hatasız olarak kodlandı.

Bu takvim sadece Türkiye değil, yurt dışındaki vatandaşlarımız için de hazırlanıyor. Oralardaki meseleleri nasıl hallediyorsunuz?

Yatsı ve imsak vakitleri

Malum olduğu üzere namaz vakitlerinin giriş ve çıkışı güneşin doğup batması, şafağın kaybolup zuhur etmesi gibi hadiselere göre tesbit edilmektedir. Fakat Avrupa’nın orta ve kuzeyinde yer alan şehirlerde yaz mevsiminde yatsı vaktinin giriş alameti olan şafak kaybolmadığı, imsak vaktinin alameti olan şafak da doğmadığı için bu iki vaktin girişi normal yollarla tesbit edilememektedir.

Vakitlerin giriş alametleri Kur’an-ı Kerim’de genel ifadelerle hadis-i şeriflerde ise daha ayrıntılı olarak bildirilmiş, vakit alametlerinin bulunmadığı yer ve zamanlarda vaktin takdir edilerek ibadetlerin ifa edilmesi gerektiği Deccal hakkında varid olan hadis-i şerifin beyanından anlaşılmaktadır.[1] Ancak nasıl bir usul ile takdir edilmesi hususu Kitap ve Sünnet’te açıkça bildirilmemiş olduğundan, bu takdir âlimlerin ictihadına kalmıştır.

Hicri altıncı asırdan beri ulema arasında mevzu tartışılmış, özetle, vaktin alameti olmayan yerlerde “vaktin oluştuğu en yakın beldeye kıyas” edilerek vakitlerin tesbit edilmesi gerektiği beyan edilmiştir.2[2]  Nasıl bir kıyas ile tesbit edilmesi hususunda ulemanın bir kısmı normal beldedeki vakitlerin aynen alınmasını, bir kısmı da Nisbi Kıyas usulünü tavsiye etmişlerdir.3[3]

Vakit probleminin tartışıldığı ilk devirlerde kutuplara yakın bölgelerde güneşin bazen doğup batmaması gibi özel durumlar fennen bilinmiyor, bu bölgede Müslüman nüfusu da bulunmuyordu. Kendileri bu bölgede yaşamamış olan o ulemanın verdiği “en yakın beldeye kıyas” fetvası müşahade imkânı olmadan, fennen de tam olarak bilinmeyen bir hususta nazari olarak verilen umumi bir fetva idi.

Yakın ve mutedil beldeye nisbi kıyas usulü

En yakın beldeye kıyas fetvası, kutba yakın bölgelerin özel durumlarının ilim ve müşahade ile vuzuha kavuştuğu bu devirde, ilim ve müşahade çerçevesinde ele alındığında “en yakın belde” yerine “yakın ve mutedil bir beldeye kıyas” tarzında ele alınmasının daha isabetli olacağı anlaşılmaktadır. Kıyasta esas alınacak beldenin kıyasa kābil olması için elbette yakın olması lazımdır. Fakat aynı zamanda mutedil olması lazımdır ki ibadetlerin ifasında müşkilata sebeb olmasın.

Yatsı ve imsak problemi mekân bakımından yaklaşık 49. enlemden itibaren başlamaktadır. Yakın bir belde olarak 48. enlemin kıyasta esas alınması mümkün ise de burada ibadetlerin ifasında yazın zorluk vardır. O takdirde buradaki müşkilat kıyas edildiği diğer yerlere de teşmil edilmiş olacaktır. Fakat 45. enlem, kıyas edilebilecek kadar problemli bölgelere yakın ve ibadetlerin müşkilatsız ifa edilebileceği kadar mutedil bir belde olduğu için kıyasta esas alınmaya daha elverişlidir.

Avrupa’daki yatsı ve imsak problemi zaman bakımından, 21 Haziran zirve olmak üzere, bunun onar yirmişer gün öncesi ve sonrası veya birer ikişer ay öncesi ve sonrasında, hulasa yaz mevsiminde yaşanmaktadır. Problemin başlangıcından hemen bir gün önce ve bitişinden hemen bir gün sonra şafak kaybolsa da çok kısa sürdüğü için ibadetlerin ifasında müşkilat vardır. Problemli günlere yakın ve her yer için en mutedil zaman ise 21 Mart ve 23 Eylül’dür. Takdir muamelesinin başlangıç ve sonu olarak bu tarihleri esas almak daha elverişlidir.

Şafağın hiç tesbit edilemediği zamanlarda vaktin girişinin tesbit edilebilmesi için, çok geç kaybolduğu zamanlarda ise ibadetlerin ifasındaki zorluğu gidermek için takdir yoluna gidilmelidir. Ancak vakitlerin hem kolaylıkla tesbit edilebildiği, hem de müşkilatsız olarak ibadetlerin ifa edilebildiği kış mevsiminde hakiki vakitlerle amel edilmesi esastır.

İrfan Takvimleri’ndeki namaz vakitleri bu tesbitler ışığında hazırlandı. Yani ulemanın “en yakın beldeye kıyas” metodu ilim ve müşahade çerçevesinde “yakın ve mu‘tedil bir beldeye kıyas“ tarzında değerlendirildi. 45. enlem yakın ve mutedil bir belde olarak kıyasta esas alındı. Buradaki yatsı ve imsak vakti gecenin yüzde kaçında giriyorsa yukarı enlemlerdeki yatsı ve imsak vakti buna nisbet edilerek tesbit edildi.

Takvimde gösterilen yatsı ve imsak vakitleri 21 Mart ile 23 Eylül arası yaz mevsiminde “yakın ve mutedil beldeye nisbi kıyas” tabiri ile özetlenen takdir muamelesi neticesi elde edilen ‘itibari’ vakitlerdir. Kış mevsiminde ise şafağın kaybolup zuhur etmesine göre tesbit edilen ‘hakiki’ vakitlerdir.

21 Mart’ta hakiki vakitlerden itibari vakitlere, 23 Eylül’de itibari vakitlerden tekrar hakiki vakitlere geçildiği ilk günde yatsı ve imsak vaktinde ani bir değişiklik oluşmaktadır. Fakat sırf bu iki güne mahsus ani değişiklikten kaçınmak için, vakitlerin problemsiz olarak tesbit edildiği ve ibadetlerin ifasında müşkilat olmadığı kış mevsiminde de hakiki vakitleri bırakıp, sene boyunca itibari vakitlerle amel etmek isabetli görülmemektedir.

Cenab-ı Hak amellerimizi rızasına muvafık surette kabul buyursun, tevfikini bizlere refik eylesin!

[1] Müslim, Kitabu’l-Fiten ve Eşratu’s-Saat, 20

[2] Şerhü Fethü’l-Kadir, Kemal Bin Hümam, c. 1, s, 156; Haşiyetü Reddü’l-Muhtar, İbn-i Abidin, c. 1, s. 242, Bab: Fekadü’l-vakt ke ehl-i Bulgar; Şerhu Müslim li’n-Nevevi, c.  1, s.  401; el´Mecmu‘ li’n-Nevevi, c. 3, s. 43; Ravdatü’t-Talibin, c. 1 s. 182, Tab‘u’l-Mektebü’l-İslami

[3] el-Haşiyetü ale Şerhi’l-Emir, c. 1, s. 135; Zadü’l-Muhtac ila Şerhi’l-Minhac, c. 1, s. 128; Haşiyetü’ş-Şarkavi, c. 1, s.  341

 

EKİM SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,