BESİN ALERJİLERİ VE BESİN DUYARLILIKLARI

119. Sayı Aile Mektebi Sağlık

Beslenme; büyüme, yaşamın devam ettirilmesi ve sağlığın korunması için besinlerin vücuda alınması ve kullanılmasıdır. Halk arasında genellikle beslenme, bir hastalık olması durumunda dikkat edilecek bir durum olarak algılanmaktadır. Kişisel beslenme alışkanlıkları ve yapılan yanlış uygulamaların düzeltilmesi, hastalıkların ortaya çıkmasını önlemektedir.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de, tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi besin alerjilerinin yaygınlığı da gün geçtikçe artış göstermektedir. Değişen hayat tarzıyla beraber geleneksel beslenme alışkanlıklarından uzaklaşıldığı ve beslenmedeki bu değişimin alerjik hastalıkların görülme sıklığındaki artışı desteklediği görülmektedir.

Besin alerjileri anne karnından başlayarak, bebeklik ve çocukluk dönemleri de dâhil olmak üzere, insan hayatını olumsuz etkilemektedir. Besin alerjisi saptanan bireylerin beslenme alışkanlıkları ve besin tüketimleri, ortaya çıkan belirti ve bulguları en aza indirgeyecek şekilde planlanmalıdır. Burada önemli olan bir diğer noktada, bireylerin alerjilerinden kaynaklı olarak diyetlerinden çıkardıkları besinlerin yetersiz ve dengesiz beslenme durumuna yol açmaması sağlanmalıdır.

Besinlere karşı olan “alerjik reaksiyonlar” ve “besin bileşenlerine karşı gösterilen aşırı hassasiyet” arasında farklılık bulunmaktadır. Ve bu iki kavram birbiriyle karıştırılmaktadır. Besin alerjisi, besin proteinlerine karşı gösterilen spesifik İmmunoglobulin E (IgE) antikorları aracılığı ile ortaya çıkan Tip I aşırı duyarlılık reaksiyonu olarak tanımlanmaktadır. Spesifik ıgE antikorları dışında farklı alerjik mekanizmalar da besin alerjilerinden sorumlu olabilmektedir. Besin alerjisinde, vücudun savunma sistemi, besinlerin bileşiminde bulunan proteinleri “yabancı”  maddeler gibi algılayarak aktif hale geçmektedir. Tolere edilemeyen besinlerin en ufak miktarı bile alerjik bir reaksiyona sebep olabilir. Bu durum, anaflaksi olarak adlandırılır ve bazı durumlarda ölüme kadar giden ciddi sonuçlara neden olabilmektedir.

Besin bileşenlerine karşı gösterilen aşırı hassasiyet durumunda ise, vücudun savunma sistemi devreye girmez. Ancak, ortaya çıkan belirtiler alerjik tepkilere benzeyebilir. Belirtiler oldukça yavaş şekilde ortaya çıkar, daha az tehlikelidir. Ve tüketilen besinin miktarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Aşırı hassasiyet durumu boş bardağın dolması, sonrasında taşması olarak da düşünülebilir.

Besin alerjilerinde en sık alerjik olan besinler inek sütü, yumurta akı, fındık, fıstık, ceviz,  buğday, balık ve kabuklu deniz ürünleri, baklagiller, et türleri, sebzeler ve meyvelerdir.

İnek Sütü

Çocuklarda en sık rastlanılan besin alerjisidir. 1-4 yaşlarında en yüksek oranda görülür. 8 yaşında %80 tolere edilebilir. İnek sütü, keçi sütü ve koyun sütlerinin hepsinde alerjik reaksiyon görülebilir.


Yumurta

İlk 1 yılda en sık olarak görülür. 3 yaşına geldiklerinde %50, 5 yaşta %66 oranında kendiliğinden tolere edilebilir. Yumurtanın beyazı sarısına göre daha alerjeniktir. Yumurtanın beyazının bir yaşından önce verilmemesi, başlandığında ise yavaş yavaş artırılması gerekmektedir. Alerjik belirtiler ortaya çıktığında en az 6 ay ara verilmelidir. Erişkinlerde yumurta alerjisi yumurta sarısına bağlı olarak ortaya çıkar.

Yer Fıstığı

Yer fıstığı alerjisi erken dönemde ortaya çıkar. Hayat boyu devam eder. 6-24 aylık çocuklarda görülür. En küçük miktarı bile şok oluşturabilir.


 

Buğday

Buğday ve mısırdaki proteinlere karşı ortaya çıkar. Alışveriş yaparken bu gruptan olmayan ve bu grubu içermeyen ürünlerin alınmasına dikkat edilmelidir.

 


Balık Ve Kabuklu Deniz Ürünleri

Çocukluk ve adölesan dönemde rastlanır. Tüm balıklara ya da belirli türlerine karşı çıkabilmektedir. Balık alerjisi olan bireyler balık yağını saflaştırılmış olarak tüketebilmektedir.


Baklagiller

Özellikle bezelye, fasulyeye karşı ortaya çıkar. Bir çeşit baklagile duyarlılık görülür. Birden fazla baklagile duyarlılık nadiren görülür.

 

Et Türleri

Beyaz ya da siyah ete karşı duyarlılık gösterilebilir. Çok iyi pişirilerek tolere etme durumu bazı hallerde sağlanabilmektedir.

Sebzeler

Sap kerevizi, soğan, kabak, domates, patlıcan, patates ve havuç tüketimi çocuk ve erişkinlerde alerjiye neden olabilmektedir. Solunum, deri reaksiyonları şeklinde görülebilir.

 

 

Meyveler

Özellikle çocuklarda armut, çilek, elma, kavun, karpuz ve kiraz, vişne, kayısı, şeftali gibi sert çekirdekli meyveler alerjiye neden olurlar. Klinik belirtiler pişmiş, konserve ya da reçelinden ziyade çiğ olarak tüketildiğinde ortaya çıkmaktadır. Avakado, anaflaksiye neden olabilir. Aynı zamanda muz, karpuz ve kivi çapraz reaksiyona girerek anaflaksiye neden olabilir.

Besin alerjisi olduğu anlaşılan durumlarda öncelikle sorumlu olan besinler diyetten çıkarılmalıdır. Besin alerjisi tanısı ile izlenen ve tıbbi beslenme tedavisi alması gereken çocuklarda dikkatli bir büyüme ve gelişme izlenmesi yapılmalı, gerekli görülüyorsa eksik besinlerin yerine farklı besinlerle gıda takviyesi yapılmalıdır. Besin alerjisi problemi yaşayan kişiler bu konuda bilgilendirilmelidir. Satın alınan hazır gıdaların içerikleri konusunda dikkatli olunması gerektiği uyarısı yapılmalıdır. Etiket okuma doğru şekilde öğretilmelidir. Alerjik olan besin maddeleri restoran ve benzeri yerlerde sorgulanmalıdır. Besinler hazırlanırken bulaşan olamamasına dikkat edilmelidir.

 

 

EKİM SAYIMIZ
Bu Sayıyı Satın Al

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,