EVLİLİK PAYLAŞMAK DEMEKTİR

115.Sayı Aile Mektebi Rehberlik

 

 

“İşitin ey yarenler, aşk bir güneşe benzer.

Aşkı olmayan gönül, katı bir taşa benzer.”

                                            Yunus Emre

 

Bilinçaltını halıya benzetelim, halının altına benzetelim. İnsanın yüreğinde âdeta bir halı vardır. O halının altı, bilinçaltımızdır. Yaşadığımız özellikle nice problemlerde “içime attım” tabirini kullanırız ya, işte içimize attığımız şeyler yüreğimizdeki halının altında birikir. Bilinçaltımızda zip’lenir. Düşüncelerimizi, acılarımızı, korkularımızı, duygularımızı açıkça dilimizle ifade edemeyince, bunlar yüreğimizin altında birikir. Bazen o kadar yoğun sorun yaşarız ki içimizde atacak yer kalmaz, iyice sıkıştırırız onları. Sonra da içimizden taşar, gözyaşı olarak dökülmeye başlar. Sonra gözyaşları kurur, biter. İçimizdeki sıkışmış duygular komplikasyon üretmeye başlar. Çeşitli semptomlar ortaya çıkmaya başlar. Kalp sıkışmaları, mide spazmları, uykusuzluk, aşırı uyku hâli vs. İfade edilmeyen duygular, size çeşitli ruhsal ve bedeni hastalıklar olarak geri dönecektir.

Tıbbi hastalıkların %80’i psikosomatiktir. Psikoloji temellidir. Olaylara yaklaşım tarzımızla, yorumlama şeklimizle direkt olarak ilgilidir. Bu gerçeği Amerikan ve İngiliz tıp birlikleri, yayımladıkları bir bildiriyle teyit etmişlerdir. Amerikan ve İngiliz tıp birliklerinin yayımladıkları bu bildiriye göre, hastalıkların yaklaşık %80’i zihinsel kökenlidir.

Belediye çöplüklerini hatırlayın şimdi. Belediye, evlerimizin önünden çöpleri toplar ve belli çöp yığma merkezlerine götürür. Biriken bu çöpler çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilir ki doğaya ve çevreye zarar vermesinler. Fakat biriken çöpler eğer kimyasal işlemlerden geçirilmezse, korkunç bir şekilde metan gazı üretmeye başlarlar. Eğer bu metan gazları çeşitli yöntemlerle tahliye edilmezse, patlama meydana gelir. Çöp yığınlarının ürettiği metan gazı, uzaklaştırma bacalarıyla tahliye edilmektedir.

Ümraniye Hekimbaşı Çöplüğü; günde 2.300 tondan fazla çöpün depolandığı, 350.000 m² alan üzerine kurulu, muazzam büyüklükte bir yer. Çöplükte gereken tedbirlerin hiçbiri alınmadığı için, 28 Nisan 1993 sabahı saat 10.00 sularında ardı ardına dehşetli patlamalar yaşandı. Çöplüğün içindeki organik maddelerin bakteriler tarafından çürümesiyle açığa çıkan metan gazı birikerek sıkışmış, sonunda patlamıştı. Çöplüğün üzerine yapılmış olan gecekondular, tonlarca çöpün altında kaldı. Toplam 27 insanın cesedine ulaşılabildi, 12 insan ise kayboldu. Kaybolan bu 12 insanımıza hâlâ ulaşılamadı.

 

Dâhili Problemlerinizi İfade Edin

Sadece yargılama metan gazı üretmez, açıklanmayan ya da açıklanamayan davranışlar da metan gazı üretir.

İşte sevgili okurlarım, hayatın muktezası olarak her bir insan çeşitli dâhili/içsel sorunlarla/problemlerle karşılaşmaktadır. Bu sorunlar, hayatın yüreğimize boşalttığı çöplerdir aslında. Karşı karşıya geldiğimiz bu sorunlarımızı sevdiklerimize ifade etme eğilimindeyiz. Evli çiftler ve aile bireyleri bunun için var. Ben bir sorun yaşadığımda bunu eşimle içtenlikle paylaşmalıyım. Dâhili sorunlarımızı eşimizle paylaşmak demek yüreğimizde, halının altında birikmek isteyen çöplerimizi boşaltmak, temizlemek demektir. Kadın ve erkek olarak yaratılmışız ki sevgiyle ve içtenlikle sorunlarımızı birbirimizle paylaşalım, halının altı hep temiz kalsın. Bilinçaltımızda, içimizde çöp birikmesin. Sorun çöplüğümüz metan gazı üretmesin.

Nasıl ki biriken çöplerin ürettiği metan gazı bir şekilde tahliye edilmelidir, tahliye edilmezse patlama meydana gelecektir… İnsan olarak içimizde biriken sorunlarımızı, sorunlarımızın ürettiği metan gazlarını tahliye etmek demek de sevdiğimiz, en yakınımızdaki kişiye ifade etmek demektir. Dilimizle konuşmaktır.

Yüreğinizdeki bir acıyı, içinizde hissettiğiniz bir sorunu (belki gerçekte sorun bile olmayabilir, fark etmez) eğer sevdiğinizle paylaşmazsanız ne olur biliyor musunuz? Derdinizi içinize atarsınız. İçinize attığınız derdiniz, biriken çöpler gibi metan gazı üretmeye başlar. Bu metan gazı inanılmaz iç acılardır. Ölü gibisinizdir. Ya çok yemek yer ya da ekmekten kesilip bir deri bir kemik kalırsınız. Ya çok uyursunuz ya da uykularınız kaçar. Antidepresanların biri gelir biri gider. Ya çok konuşkan olursunuz ya ağzınızı bıçak açmaz. Bu arada halının altındaki çöpler, yani içinize attığınız dertleriniz metan gazı üretmeye devam etmektedir. Eğer aylar, yıllar geçmesine rağmen hâlen daha içinizi dökmediyseniz, korkarım siz de yakında patlayacaksınız. Metan gazı üreten çöplük, ürettiği metan gazı tahliye edilemeyince patlamıştı ya, işte siz de aynen bu durumdasınız. Patlamanız yakındır. Bu patlama, üzgünüm ki intihar eylemi olarak bile karşımıza çıkabilmektedir ki, Allah korusun!

Bir kadın kocasına ya da bir erkek karısına düşünce ve duygularını rahatça ifade ediyorsa oh ne güzel. Bu sohbettir efendim. Bu muhabbettir efendim. Sohbetiniz ve muhabbetiniz güzel olsun. Bir kadın ve erkek aşk tadında paylaşımcı bir ilişki yaşıyorsa, cennettesiniz demektir. Kadın ve erkeğin cenneti, evlilik yuvasındaki aşk dolu muhabbettir zaten. Bu çok özel ilişkiniz güzel yaşanıyorsa mutlusunuzdur. Değilse, kesinlikle mutsuzsunuz. Evli bir kadın ile erkeğin ilişki problemleri varsa mutlu olamazlar, sadece mutluluk oyunları oynarlar.

Mutlu olmayan kadın ve erkeğin dudağındaki tebessüm sahtedir. Gözlerindeki ışık sönmüştür. Yüreklerindeki coşku kaybolmuştur. Yaşam sevinci uzaklaşmıştır. Bu durumdaki kadın bunlardan kurtulmak için çoğunlukla alışveriş yapıyor, cicili bicili elbiselerle dışını mutlu etmeye çalışıyor. İç dünyasındaki acılardan bu şekilde kaçmaya çalışıyor. Süslenerek içindeki tahribatı tamir etmeye çalışıyor. Yanmak üzere olan motoru görmezden gelip kaportayı boyayarak, ele güne karşı bir nevi “yıkılmadım ayaktayım” mesajı vermeye çalışıyor.

Bu ne biliyor musunuz? Eskiden tembel gelinler varmış, büyüklerimiz anlatırlardı. Ne tembelmiş onlar ne tembel, bilemezsiniz. Evi süpürürlermiş ama nereye? Halının altına süpürürlermiş. (Şimdi o tembel gelinlerden kalmadı çok şükür, teknoloji firmaları tembel gelin sorununu çözdüler.) Çocukluğumun geçtiği Çukurova’da kullanılan bir tabir vardır, “cıncık gibi” diye. Bu tembel gelinler evi süpürürlermiş ya halının altına, ev görünürde cıncık gibi olurmuş tabii. Ama zaman ilerledikçe evden bir pis koku yayılmaya başlarmış. Ev tertemiz, cıncık gibi olduğundan bu pis kokuların nereden geldiğine anlam veremezlermiş. Oysa ev temiz görünse de aslında halının altındaki çöplerden gelen koku evi sarıp sarmalarmış. Şimdi lütfen bugünden itibaren aynaya bakmaya devam edin ama daha çok içinize bakın lütfen. İçiniz güzel olursa dışınız da güzel olur. İçiniz cıncık gibi olursa dışınız da cıncık gibi olur.

Bir kadın ya da erkek bu hâle nasıl gelirler? Duygularını, dertlerini neden paylaşmazlar karşılıklı? Yargılanıyorsa paylaşmaz tabii ki. Siz bir sorununuzu eşinizle paylaşmak istediğinizde eğer eşiniz yargılıyorsa, bir daha onunla asla hiçbir şeyinizi paylaşmazsınız. İçinize atmaya başlarsınız. Bu yargılama devam ederse, içine atma işi devam eder. Sonunda konuşmayan bir eş yaratmış olursunuz. Sizi uyarıyorum: Konuşmayan ve paylaşmayan eş hayra alamet değildir.

Dua ile kalın..

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,