Çok Geç Olmadan

112. Sayı Editörden

Çok Geç Olmadan

Çanakkale bir savaştan daha fazlasıydı.

Bir çağı açıp diğer çağı kapatmış olmasa da bütün dengeleri alt üst etmişti Çanakkale. Muhalif devletlerin niyetleri kursaklarında kalmış, emellerini ertelemek durumunda kalmışlardı. Aynı zamanda Hilafetin kapısı Çanakkale’den geçiyor olması, ters bir durumda bütün âlem-i İslam’ı zora sokacak bir durumdu.

Çanakkale bir savaştan çok okuldu.

Yüzbaşı Hilmi’nin notlarından okuduğumuza göre, en zor şartlar altında da olsa, eksik olanla tam bir iş yapılamıyordu. Yani askeri eğitim kadar, imani ve İslami bir eğitim de aynı zamanda cephede devam ediyordu. Son dönemlerde başta namaz olarak ibadetlerde gevşekliğin varlığı her türlü zayıflığı da taşımıştı içimize. Ne zaman ki namaz ve sair ibadetlerini yapmaya başladı asker, bundan sonra dengeler değişti. Seyyid’in fevkalbeşer ateşlediği toplar, düşmanı can evinden vurdu!

Ve Çanakkale dünyaya şöyle sesleniyordu:

İMAN VARSA İMKÂN VARDIR. “İSTİKBAL İNKILABATI İÇİNDE EN GÜR SADA –siz istemeseniz de- İSLAM’IN SADASI OLACAKTIR.”

DİKKAT!

Çanakkale Muharebesine para göndermek için yavrusunu hizmetkâr olsun diye para karşılığı konağa veren Pakistanlı anne, “Neden böyle yaptın?” diye soran konak sahibine şöyle diyordu:

“Şimdi sen diyorsun ki; Çanakkale’ye gönderilecek bir silah için koklamaya doyamadığın yavrunu niye sattın, öylemi? Osmanlı zayıf düştüğünden beridir, yanı başımıza kadar gelen İngilizlerin yaptığı zulümler ortada. Bu gün Muhammed İkbal dedi ki; ‘Eğer Osmanlının son kalesi olan Çanakkale de geçilirse, Hilafet kalmaz ve iyi bilin ki sıra sizdedir.’ Eğer İngiliz buraya da gelir, namusumuza el uzanır, bayrak iner, vatan toprağı düşmanın pis çizmeleri altında çiğnenirse, çocuğum olsa ne olur, olmasa ne olur. İşte bu yüzden hiç tereddüt etmeden sattım yavrumu. İngilizlere köle olacağına size hizmetkâr olsun.”

Ya şimdi?

“Çanakkale müdafaası yapılmış ve kazanılmıştır. Lakin vazife, yalnız askerler ve kumandanlar için bitmiştir. Bizim için bitmemiş, hatta başlamamıştır bile. Herkes bilsin ki, burada kanlarını akıtanlar hep bu tarih, bu namus ve fazilet için öldüler. Onların kan borcunu ödemek lazımdır. Şairler destanlarını yazsınlar, ressamlar levhalarını çizsinler, muharrirler hikâyelerini yazsınlar, sağ kalanlar da rahmet okusunlar…” böyle sesleniyordu, Darülfünun Müderrislerinden İsmail Hakkı Bey.

LAKİN bir şey daha var ki

O da, şimdiki halin o günkü halden farklı olmadığıdır. Dolayısıyla bilmeliyiz ki bileğimizin gücü, imanımızdandır. Milletimizin gücü bir ve beraber olduğundadır. Ve düşman hala uyanıktır ve ayağımıza dolanıp durmaktadır. Gün, birlik olma ve damarlarımızın bağlandığı kalbe bedel manevi kalbde imanı hissetme zamanıdır. Yoksa her şey için çok geç olabilir, Allah muhafaza.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,