Sünnet-i Seniyye’de Çocukların Ebeveynleri Üzerindeki Hakları

112. Sayı Aile Mektebi

 

Enes bin Mâlik (ra) şöyle demiştir: “Resûlüllaha (asm) on sene hizmet ettim. Vallahi bana bir kez olsun ‘Öf!’ bile demedi. Herhangi bir şeyden dolayı, ‘Niçin böyle yaptın?’ demediği gibi, ‘Şöyle yapsaydın ya!’ da demedi.”

 

“Muhakkak ki siz kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız. O hâlde (çocuklarınıza) güzel isimler koyun.” (Buhârî, El-Edeb’ül-müfred, 286)

 

Çocukların Ebeveynleri Üzerindeki Hakları

Nasıl ki bir evlat, annesinin ve babasının hakkını hiçbir zaman ödeyemez; aynı şekilde çocukların da anne ve babaları üzerinde bazı hakları vardır. Ebeveynler, sünnet-i seniyye ışığında yerine getirecekleri vazifeleri ile bu hakların karşılığını vermiş olurlar.

Öncelikle anne karnındaki bir bebeğin annesi ve babası üzerindeki hakkı, annesinin ve babasının helâl yiyip içmesi ve helâl dairesinde yaşamasıdır. Ayrıca anne karnındaki bebeğin, annesinin ve babasının davranışlarından madden ve manen etkilendiğini günümüz tıp ilmi de kabul etmektedir. Bu sebeple bir çocuğun yetiştirilmesi ve eğitilmesi, anne karnında başlar. Doğumun ardından ebeveynlerin yapması gerekenleri Hadîs-i Şerîfler ışığında inceleyelim.

  1. İsmini Koymak

Ebû Musa (ra) anlatıyor: “Bir oğlum oldu. Onu Peygamber Efendimize (asm) getirdim. Adını İbrahim koydu ve bir hurmayı ezip yumuşatarak ağzına verdi. Daha sonra (hayırlı ve) bereketli olsun diye dua edip çocuğu bana geri verdi.” (Buhârî, Edeb, 109)

“Muhakkak ki siz kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız. O hâlde (çocuklarınıza) güzel isimler koyun.” (Buhârî, El-Edeb’ül-müfred, 286)

Peygamber Efendimizin (asm) uygulamalarından anlıyoruz ki; ebeveynler dünyaya gelen çocuklarına ilk iş olarak güzel bir isim koymalıdırlar. Bu güzel isim, bir peygamber ya da sahabe ismi olabileceği gibi, din büyüklerinden veya âlimlerinden birinin ismi de olabilir. Ya da dinimizce anlamı güzel kabul edilen bir isim konulması ebeveynlerin ilk görevidir. Ardından yine sünnet-i seniyye gereği, anne ya da baba ezip yumuşattıkları bir hurmayı çocuklarına emdirmekle onun ağzını tatlandırıp, ömrünün bereketli olması için hayırlı dualar etmeleri gerekmektedir.

  1. Kulağına Ezan Okumak

Ubeydullah bin Ebû Râfi’ (ra), babasının şöyle dediğini naklediyor: “Fâtıma, onu dünyaya getirdiğinde Ali’nin oğlu Hasan’ın kulağına Resûlüllahın (asm) namaz ezanı gibi ezan okuduğunu gördüm.” (Tirmizî, Edâhî, 16)

Dünyaya gelen çocuğa ismi, nahif bir sesle, sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamet okunarak verilmelidir. Ezan ve kametin okunması, İslâmî ve imanî ilk telkinin yapılması anlamına gelmektedir. Bu şekilde dünyaya yeni gelmiş bir bebek, kâinatın en yüksek hakikati olan kelime-i tevhîd ile tanışmış olmaktadır.

  1. Akika Kurbanı Kesmek

Selmân bin Âmir ed-Dabbî’nin (ra) işittiğine göre, Resûlüllah (asm) şöyle buyurmuştur: “Çocuk dünyaya gelince onun için bir akîka kurbanı kesilir. Onun adına akîka kurbanı kesin ve (saçını tıraş etmek suretiyle) onu rahatlatın.” (Buhârî, Akîka, 2)

Peygamber Efendimiz (asm), Hz. Hasan (ra) ve Hz. Hüseyin (ra) için birer koç kurban etmiş ve ümmetine bu şekilde akîka kurbanı kesmeyi tavsiye etmiştir. Akîka kurbanının kesilmesi, verdiği evlât nimetine karşılık Cenâb-ı Hakk’a bir şükürdür. Akîka kurbanı, Hz. İbrahim’in (as) ahdini yerine getirmek için oğlu Hz. İsmail’i (as) Allah’a kurban edecekken, onun yerine semadan indirilen bir koçu kurban etmesini de hatırlara getirir.

  1. Saçını Tıraş Etmek

Hz. Ali (ra) şöyle demiştir: “Resûlüllah (asm) (torunu) Hasan için akîka olarak bir koyun kurban etti ve ‘Fatıma, onun başını tıraş et ve saçının ağırlığı kadar gümüşü sadaka olarak ver’ buyurdu.” (Tirmizî, Edâhî, 19)

Saçlı olarak dünyaya gelen bebeklerin saçlarının kesilerek, kesilen saçın ağırlığınca gümüşün sadaka olarak verilmesi, yine Peygamber Efendimizin (asm) sünnetleri arasındadır. Bu durum, hem sadaka vermeye bir teşvik, hem de dünyaya gözünü yeni açmış bir bebeği her türlü sıkıntıdan uzaklaştırmak manasındadır.

  1. Sünnet Ettirmek

“İnsanın fıtratı gereği yapması gereken beş şey vardır: Sünnet olmak, kasıkları tıraş etmek, tırnakları kesmek, koltuk altını temizlemek ve bıyıkları kısaltmak.” (Buhârî, El-Edebü’l-müfred, 426)

Sünnet olmak, dünyevî sıhhat açısından da büyük önem arz etmektedir. Bunu Resûlüllah (asm), sünnetin insanın yaratılışının bir gereği olduğunu ifade etmesinden de anlayabiliyoruz. Ve yine Peygamber Efendimizin (asm), yeni Müslüman olanlara; “Sünnet ol!” buyurması da sünnetin tavsiye değil, bir gereklilik olduğunu bize gösteriyor.

  1. Kız Çocuğu Yetiştirmek

Ebû Saîd el-Hudrî’nin naklettiğine göre, Resûlüllah (asm) şöyle buyurmuştur: “Kim üç kız çocuğunun geçimini üstlenir, onları terbiye edip evlendirir ve onlara güzel davranırsa, ona cennet vardır.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 120-121; İbn-i Hanbel, III, 96)

Cahiliye döneminde, kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi ve yine bedenen erkeğe göre güçsüz, fıtraten daha kırılgan ve nazik olan kız çocuklarına yapılan kötü muamelelere karşı Peygamber Efendimiz (asm), onlara iyi davranılması ve güzelce yetiştirilmeleri gerektiğini ifade etmişlerdir. Hatta üç kız çocuğunu güzel ahlakla yetiştirerek, onları hayırlı insanlarla evlendirenleri cennetle müjdelemiştir.

  1. Çocuklara Merhamet

Ebû Hureyre (ra) anlatıyor: Resûlüllah (asm), (torunu) Hasan bin Ali’yi öptü. O sırada yanında Akra’ bin Hâbis et-Temîmî oturmaktaydı. Akra’ şöyle dedi: ‘Benim on çocuğum var ama hiçbirini öpmüş değilim.’ Bunun üzerine Resûlüllah (asm) ona baktı ve ardından şöyle buyurdu: ‘Merhamet etmeyene, merhamet edilmez.’ (Buhârî, Edeb, 18; Müslim, Fedâil, 65)

Bu hadisten anlıyoruz ki; bir insanın çocuğunun ya da torununun yanağından öperek ona sevgisini belirtmesi sünnettir. Bu küçük gibi görünen sevgi gösterisi, bir çocuğun ilerleyen yaşlarında belki de ona merhamet ve yaratılanı sevme kültürünü aşılayacak. O, merhamet gördüğü için etrafına da merhamet edecek. Aynı zamanda biz de merhamet görmek istiyorsak, en başta çocuklara merhamet etmemiz gerekmektedir.

  1. Olumlu Yaklaşım

Enes bin Mâlik (ra) şöyle demiştir: “Resûlüllaha (asm) on sene hizmet ettim. Vallahi bana bir kez olsun ‘Öf!’ bile demedi. Herhangi bir şeyden dolayı, ‘Niçin böyle yaptın?’ demediği gibi, ‘Şöyle yapsaydın ya!’ da demedi.”

Bir çocuğun yetişmesinde belki de en önemli düstur, bu hadisin içinde saklıdır. Çocuk psikologlarının bu düstur üzerinde çokça düşünerek, ebeveynlerin bu düsturu nasıl hayata geçirebileceklerini tespit etmeleri gerekiyor.

  1. Güzel Terbiye

Eyyûb bin Mûsâ’nın babası aracılığıyla dedesinden naklettiğine göre, Resûlüllah (asm) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” (Tirmizî, Birr, 33; İbn-i Hanbel, IV, 77)

Güzel ahlâk ve İslâmî terbiye, bir ebeveynin evlâdına verebileceği en büyük hazine, bağış ve mirastır. Ahlâkı güzel olan bir çocuk, anne ve babası için ömrü boyunca amel defterini salih amellerle dolduracak bir hazine gibidir. Ebeveynler, evlatlarının arkalarından onları hayırla yâd etmelerini istiyorlarsa, evlatlarına İslâmî terbiyeyi vermek zorundadırlar.

 

 

 

 

 

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,