BEŞERİN ZULMÜ, İSRAFI VE KİRLİLİĞİ

110. Sayı İrfan

 

Üstad Bediüzzaman şöyle diyor:

Ey israflı, iktisadsız! Ey zulümlü, adaletsiz! Ey kirli, nezafetsiz bedbaht insan!

Bütün kâinatın ve bütün mevcudatın düstur-u hareketi olan iktisad ve nezafet ve adâleti yapmadığından, umum mevcudata muhalefetinle, manen onların nefretlerine ve hiddetlerine mazhar oluyorsun. Neye dayanıyorsun ki; umum mevcudatı zulmünle, mizansızlığınla, israfınla, nezafetsizliğinle kızdırıyorsun?

Üstad’ın bu sözleri üzerinde duralım:

  1. Beşerin Zulmü

“Demek, siz ‘iş başına gelip yönetimi ele alırsanız’ hemen yeryüzünde fesat çıkaracaksınız öyle mi?” (Muhammed, 22)

“Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.” (Maide, 32)

Batı medeniyetinin bütün Dünyaya yayıldığı 20. yüzyılda dünya tarihinde görülmemiş zulümler ve katliamlar yaşandı.

Birinci Dünya Savaşında 15 milyon asker öldü, 20 milyon kadarı da yaralandı.

Savaş sonrasında İslâm ülkelerinin –bir iki devlet haricinde- hepsi batılı ülkeler tarafından sömürge haline getirildi. Sömürgeci ülkeler hükmettikleri ülkelerde büyük katliamlar ve zulümler yaptılar. Bu hal İkinci Dünya Savaşına kadar sürdü.

İkinci Dünya Savaşı, birincisinden daha feci oldu. 57 devletin katıldığı bu savaş 6 yıl sürdü ve tahminlere göre -sivil asker- 50 ile 70 milyon arasında insan öldü.

Yine bu yüzyılda Faşizm, Nazizm, Komünizm ideolojileri devletleşti, milyonlarca insan bu baskıcı rejimler yüzünden felaketlere duçar oldu. 1917 yılında Rusya’da Bolşevik İhtilalinden sonra, Lenin döneminde 8 milyon; Stalin döneminde ise 25 milyon insan katledildi. Çin, Kamboçya, Kuzey Kore gibi değişik ülkelerde Komünizm adına yapılan katliamlar yaklaşık 60 milyon olarak tahmin edilmektedir.[1]

  1. yüzyılda hiçbir tarihte görülmeyen savaşların ve zulümlerin neticesinde yaklaşık 170 milyon insanın katledildiği tahmin edilmektedir.[2]

Buraya kadar saydıklarımız yalnızca katliamlardır. Bu katliamlara soygunlar, hapisler, işkenceler, yaralanmalar, sakat kalmalar, sürgünler, evsiz kalmalar, açlıklar da eklendiğinde zulmün ne kadar büyük boyutlarda olduğu tahmin edilebilir.

  1. yüzyılda ise, insan haklarından, demokrasiden bahseden batılı ülkeler İslâm’a ve İslâm ülkelerine savaş açmışlardır. Değişik vesilelerle hem bütün dünyada İslâm’ın gözden düşürülmesini sağlamaya çalışıyorlar, hem de İslâm ülkelerinde ihtilafları körükleyerek onları birbirlerine düşürüyorlar, iç savaş çıkarıyorlar, zalim ve despot yönetimleri destekliyorlar.

Dünyada aklı başında olup, hâlâ vicdanını kaybetmemiş insanlar bu gidişata dur demedikleri takdirde, 21. yüzyıl da 20. yüzyıl gibi kanlı bir yüzyıl olacak, belki de ondan daha kanlı olacaktır.

Bütün dünya Allah’ın aşağıda haber verdiği kimseleri beklemektedir:

“Eğer Allah, insanların bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savmasaydı elbette yeryüzü altüst olurdu.”[3]

“Eğer Allah, bir kısım (kötü) insanları diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, içlerinde çokça Allah’ın ismi zikredilen manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi.”[4]

  1. Beşerin İsrafı

“Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz!” (A’raf, 31)

Dünyamızın bir tarafı israf bolluğu içinde yaşayan aşırı kilolu ve bu kiloları nasıl eriteceğini düşünen insanlarla dolu iken, bir başka tarafı da günlük yiyecek ekmek bulamayan, hatta bu yüzden ölen insanlarla dolu. Her iki kısım insanların sayısı milyarla ifade ediliyor.

Açlık

Yapılan bazı araştırmalara göre, günümüzde dünya nüfusunun 925 milyonunun açlık çekmekte olduğu, bu nüfusun sürekli artma eğilimi gösterdiği ve 2011 yılında ise dünya nüfusu 80 milyon kişi artarken 70 milyon kişinin daha açlığa düştüğü ortaya konulmuştur. (…) Ayrıca dünyada yaklaşık 1 milyar kişinin açlık ve mutlak yoksulluk sınırı olarak da tanımlanan 1 dolardan daha az gelire sahip olduğu ve yaklaşık 2,5 milyar insanın da günlük 1 ila 2 $ arasında gelire sahip olduğu tespit edilmiştir.[5]

Açlık çeken nüfusun yaklaşık % 75’i kırsal kesimlerde yaşamakta olup, bunların 120 milyondan fazlası okul çağından küçük çocuklardır. Bu çocuklardan yılda 11 milyonu daha beş yaşına ulaşmadan ölmek­tedir. Yine kırsal kesimde yaşayan ve açlık çeken 530 bin anne her yıl doğum esnasında ölmektedir. (…) Birleşmiş Milletler kurumları tarafından hazırlanmış olan açlık yaygınlığı haritası incelendiğinde; çoğu Güney Afrika ve sahra altı ülkelerinde nüfusun %35’inden fazlasının açlık çektiği, bu oranın Asya’nın güney batı kesimlerinde % 20-34 arasında, Asya’nın güney doğu kesimleri ile Güney Amerika’nın kuzey kesimlerinde ise % 5-19 arasında olduğu anlaşılmaktadır.[6]

Obezite

Dünyada milyonlarca insan açlıktan ölmekle karşı karşıya iken, bir o kadar insan da obeziteden şikâyet etmektedir. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO), Dünya Tarım ve Gıda Teşkilatı (FAO) ve Dünya Gıda Programı (WFP) gibi uluslararası kurumların kayıtlarından Dünyada bir milyar kadar kişi açlık çekerken, bir o kadar kişinin de obezite sorunu ile karşı karşıya olduğu anlaşılmaktadır.[7]

Dünyadaki bu çelişkili durum ister istemez “Dünyadaki açlık ve sefaletin nedeni, yoksulları doyuramamak değil, zenginleri doyuramamaktır” sözüne hak verdiriyor.

İsraf

“Gereksiz yere saçıp savurma. Zira saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridirler.” (İsra, 29)

Peygamberimiz abdest alan birine “Bu israf nedir?” dedi. O sahabi (taaccüble) “Abdestte israf olur mu?” diye sordu. Peygamberimiz “Evet! (Olur). Suları akıp giden bir nehir kenarında bile olsan (suyu fazla kullanırsan israf etmiş olursun)” buyurdu. (İbn Mace)

Dünyada bir milyara yakın aç insan bulunmaktadır. Eğer zenginler israf etmeseler ve fakir insanlara şefkat edip yardım etseydiler, açlık diye bir problemden bahsedilmeyecekti. Çünkü Dünya Bankası’nın raporlarına göre, gelişmiş ülkelerde çöplüklere atılan yiyeceklerin, Dünyada açlıktan ölen insanların 15 katını besleyecek miktarda olduğu belirtilmektedir.

Bir internet sitesinde “Küresel İsrafın Faturası 750 milyar Dolar” başlığıyla dünyadaki israf hakkında şu bilgiler verilmektedir:

Yılda 805 milyon insanın (Dünya nüfusunun % 11,3’ü) yetersiz beslendiği, yaklaşık 10 milyon insanın ise açlık ve yetersiz beslenmeden hayatını kaybettiği Dünyamızda, yıllık 1,3 milyar ton gıdanın israf edildiği tahmin edilmektedir. Bu israfın ekonomik değeri ise 1 trilyon ABD dolarına karşılık gelmektedir.

Dünya Gıda Örgütü verilerine göre israf edilen veya kayba uğrayan miktar, Dünya gıda üretiminin üçte

Dünyadaki gıda kaybı ve israfının dörtte birinin önlenmesiyle bile yetersiz beslenen 805 milyon insanın gıda ihtiyacı karşılanabilmektedir.

Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde kişi başı gıda israfı yıllık 95-115 kg, Sahra Altı Afrika’sı ve Güney-Güney Doğu Asya’da ise 6-11 kg. arasındadır.

Gıda kayıp ve israfının ekonomik karşılığı, gelişmiş ülkelerde 680 milyar ABD $, gelişmekte olan ülkelerde ise 310 milyar ABD $’dır.

ABD’de gıda üretimi için su kaynaklarının % 80’i, toplam arazilerin % 50’si ve enerji bütçesinin % 10’u kullanılmasına rağmen üretilen gıdanın % 40’ı israf edilmekte veya kayba uğramaktadır. Son 40 yılda gıda israfı % 50 oranında artış göstermiştir.

Her 6 Amerikalıdan 1’i gıdaya erişimde sıkıntı yaşamaktadır.

İsrafın % 15 oranında azaltılması halinde, ABD’de açlıkla karşı karşıya olan 25 milyon insanın gıda ihtiyacı karşılanabilecektir.

Kanada’da tarladan sofraya kadar uzanan gıda zincirinde kayba uğrayan veya israf edilen gıda miktarının ekonomik karşılığı 27 milyar ABD $’dır.

Bu değer toplam gıda üretiminin yaklaşık % 40’ına, Kanada Gayrı Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) ise % 2’sine denk gelmektedir.

Bu değer, aynı zamanda en fakir 32 ülkenin GSYİH toplamından fazladır. Avrupa Birliğinde her yıl 89 milyon ton gıda (kişi başı 176 kg) israfı yapılmakta olup bunun ekonomik karşılığı 11,4 milyar €’dur.

Bu miktarın 2025 yılına kadar % 50 oranında azaltılması hedeflenmektedir. Tüm gıda israfının % 42’si evlerde, % 39’u üretim safhasında, % 14’ü yiyecek/içecek hizmeti sektöründe (catering), % 5’i toptancı veya perakendeciler tarafından yapılmaktadır. AB Komisyonunun 2010 yılı bulgularına göre; AB’nin yıllık ekmek üretimi 32 milyon ton civarında olup toplam tüketim 22,5 milyon tondur (kişi başı ortalama tüketim 50 kg).

Bu veriler ışığında AB’de üretilen ekmeğin yaklaşık % 30’u israf edilmektedir.

İngiltere

İngiltere Çevre Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (DEFRA) tarafından yayımlanan 27 Temmuz 2010 tarihli rapora göre; 2008 yılında satın alınan tüm gıda ve içeceklerin % 15, ekmeğin ise % 32 oranında israf edildiği belirtilmektedir.

İngiltere Atık ve Kaynaklar Eylem Programı (WRAP) verilerine göre yıllık unlu mamuller israfının 680.000 ton, maliyetinin ise 1,1 milyar Pound (yaklaşık 1,8 milyar ABD $) olduğu hesaplanmıştır. İngiltere’de toplam gıda ve içecek israfı ve kaybı 8,3 milyon tondur. Bu miktarın 5,3 milyon tonu önlenebilir düzeydedir.

Avusturya

Avusturya’da bir yılda üretilen ekmeğin % 10’u (yıllık 70 bin ton) israf edilmekte olup bu israf 1 milyon Avusturyalının yıllık tüketimine karşılık gelmektedir.

Almanya

Alman Tarım Bakanlığı verilerine göre Almanya’da her yıl 11 milyon ton gıda israf edilmektedir. İsrafın % 60’ı hane halkı, % 20’si satış yerleri, % 17’si ise restoran ve kafelerde gerçekleşmektedir. Her yıl kişi başına yaklaşık 81,6 kg. gıda israf edilmekte olup bunun 53 kg. önlenebilir israftır.

İtalya

İtalya’da hububat ürünleri üretimi kişi başı yıllık 158 kg, fiili tüketim ise 94 kg. olarak gerçekleşmektedir. Yani üretimin yaklaşık % 40’ı israf edilmekte veya kayba uğramaktadır.

Gelişmiş Ülkeler

Gelişmiş ülkelerde çöpe atılan gıdaların % 40’ı, aslında yenebilecek durumdadır. Gelişmiş ülkeler yılda yaklaşık 222 milyon ton yenebilir ürünü heba etmektedir. Bu miktar, neredeyse Sahra Altı Afrika ülkelerinin yıllık toplam gıda üretimine karşılık gelmektedir.

Gelişmekte Olan Ülkeler

Gelişmekte olan ülkelerde yılda 150 milyon ton buğday heba olmaktadır. Bu kayıp, tüm fakir ülkelerdeki açlığı ortadan kaldırabilecek buğday miktarının altı katını oluşturmaktadır.[8]

Bütün bunlardan çıkarılacak sonuç şudur: Eğer İslâm’ın emrettiği israf etmeme, diğer insanlara şefkat, merhamet etme ve zekât, sadaka emirleri yerine getirilmiş olsa, yeryüzünde aç insan kalmayacaktır.

  1. İnsanların Dünya’nın Dengesini Bozması ve Kirletmesi

“İnsanların elleriyle işledikleri yüzünden kara(lar)da ve deniz(ler)de fesat çıktı; Allah da belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını böylece (ceza olarak) onlara tattırır.” (Rum, 41)

Amerikalı deniz bilimci Roger Revelle ve arkadaşı Hans Suess 1957’de birlikte yayınladıkları çalışmada şöyle diyorlardı:

İnsanlık büyük ölçekli bir deneyi icra etmekle meşguldür. Bu geçmişte benzeri vuku bulmamış bir hadisedir ve bir daha da tekrarlanması mümkün olmayacaktır. Birkaç asırdan beri atmosfere ve denizlere milyonlarca yılın mahsulü olan konsantre karbon çökeltilerini geri döndürmekteyiz. Atmosferdeki dengeyi tersine çevirmekle meşgulüz ve bu durumun gezegenimiz üzerindeki hayat ve iklim üzerinde gelecekte ne gibi tesirleri olacağını da bilemiyoruz.[9]

Bu sözlerin üzerinden 50 yıldan fazla bir zaman geçti. Bugün bu deneyin neticelerini ve zararlarını bütün insanlık âlemi çok pahalı bir şekilde görmüştür. İnsanların –bilhassa zengin ülkelerin- yaptıkları sorumsuz faaliyetler neticesinde atmosferde ve denizlerde kirlenmeler olmuş, ormanlar azalmış, pek çok bitki ve hayvan türleri yok olmuş, doğanın dengesi bozulmuştur.

Konuyla ilgili olarak Tüketici ve Çevre Vakfı sitesindeki  “Dünyada Doğa ve Çevre” başlıklı yazıda şunlar söylenmektedir:

Dünya nüfusu 150 yıl önce 1 milyardı. Şimdi 7 milyar. 2050 yılında 9 milyar olacağı hesaplanıyor. Nüfusla beraber dünya ekonomisi son 50 yılda 5 kat büyüdü. Nüfus ve ekonomi büyüdükçe doğa ve çevreye verilen tahribat katlanarak büyümeye devam ediyor.

Dünya nüfusunun % 20’sini oluşturan kalkınmış ülkeler, dünya kaynaklarının % 80’ini kullanıyor ve bu oranda da dünyayı kirletiyor. Dünyamız hızlı bir şekilde kirleniyor.

Biyolojik çeşitliliğimiz gittikçe azalıyor. Dünya ormanları 8 milyar hektardan 3,6 milyar hektara düştü. dünyada her yıl 20 milyon hektar orman alanı yok oluyor. Yağmur Ormanları neredeyse kalmadı.

Bitki ve hayvanlar

Doğal kaynakların üçte ikisi tehlikede. Dünyadaki 10 bin kuş türünün % 12’si, 4500 memeli türünün % 11’i, balıkların dörtte biri, bitkilerin dörtte biri yok edilmek üzere. Tarımsal genetik çeşitliliğin dörtte üçü, tarım alanlarının üçte biri yok edildi. Kimyasal gübre ve zirai ilaçlar doğal dengeyi bozdu, tarım topraklarını kirletti. Dünya topraklarının üçte biri çölleşti. Son 40 yılda biyolojik çeşitlilik küresel ölçekte % 30 azaldı.

Atmosfer 

Petrol, gaz, kömür gibi fosil yakıtlar ile metan, azot oksit ve diğer sera gazlar atmosferi kirletmeye devam ediyor. Son elli yılda fosil yakıtların tüketimi 9 kat arttı. Bunun neticesinde küresel ısınma tehlikeli boyutlara ulaştı. Böylece son yüz yılda Dünya 0,7 derece ısınarak okyanuslar 20 cm yükseldi.

Buzullar

Buzulların % 20’si eridi, % 40’ı inceldi ve Türkiye büyüklüğünde buzul yok oldu. Dünya 18.yy da küçük buzul çağı yaşadı. Buzullar azaldı çoğaldı ama şimdi toparlayamıyor. Antarktika tamamen eridiğinde denizlerin 60 metre, Grönland eridiğinde denizlerin 7 metre yükseleceği hesaplanıyor. Şimdiden Avustralya’nın kuzey doğusunda bir adalar ülkesi olan Tuvala’nın dörtte biri su altında kaldı, nüfusunun dörtte biri göç etti.

Küresel ısınma        

Küresel ısınmayla birlikte Dünyanın dengesi bozuldu. Mevsimler değişti, bitkiler erken çiçek açmaya, hayvanlar erken doğurmaya başladı. Kuşların göç zamanı değişti, kış uykusuna yatan hayvanlar uykuyu unutmaya başladı. Susuzluk, kuraklık, açlık, iklim göçleri, başta kasırgalar olmak üzere doğal afetler, salgın hastalıkları kapımızdadır.

Atmosfer

Atmosferin % 36’sını ABD, % 15’ini Çin kirletmektedir. Bu ülkeleri sırasıyla Rusya, Japonya, Hindistan takip etmektedir. AB ülkelerinin kirletme oranı % 14 tür. Türkiye’nin kirletme oranı %  0.40 civarındadır. Fakat en hızlı kirleten ülkeler içinde bulunuyor.

İklim değişikliği ile mücadele için oluşturulmuş Birleşmiş Milletler Çerçeve sözleşmesine ülkemiz 2004 yılında taraf olmuştur. Bu sözleşmeye dayanarak hazırlanan sera gazı emisyonunun azaltılması ve sınırlandırılmasına yönelik KYOTO protokolüne Türkiye 2009 yılında taraf olmuştur. Fakat KYOTO protokolüne Dünyayı en çok kirleten Amerika Birleşik Devletlerinin imzalamaması dikkat çekmektedir.

Su

Küresel ısınmanın en çok su kaynaklarını etkilediği bilinmektedir. Suyun yanlış yönetimi ve yanlış kullanımından dolayı Dünya nüfusunun % 40’ı susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadır. Bir milyar insan sudan mahrum.1,5 milyon çocuk her yıl kirli sudan ölüyor.

2050 yılında 9 milyar olacağı hesaplanan Dünya nüfusu için % 70 daha fazla gıda üretilmesi gerekiyor. Bu oranda da üretim için su tüketilecek. Günümüzde bir insanı besleyecek gıda üretimi için yılda 2 ile 5 ton su harcanıyor. Böyle giderse 2025 yılında Dünya nüfusunun üçte ikisi susuzluk ile ilgili sıkıntı yaşayacağı hesaplanıyor.

Ayrıca gıdaların % 30’u çöpe gidiyor. Böylece bu kadar da su kaybı oluyor. Dünyadaki insanların % 18’i temiz su bulamıyor. Denizler, akarsular, göller, yer altı suları kirlendi. Su dengesini ve doğal dengeyi sağlayan Dünyadaki sulak alanların yarısı kurutuldu. Son 40 yılda Dünya kullanılabilir sularının neredeyse yarısını kaybetti.

İnsanların mevcut yaşama ve tüketim alışkanlıklarını devam ettirmek için 1,5 gezegene ihtiyaç olacağı hesaplanmaktadır. Kızılderili Reisin 19. Yüzyılda söylediği “KENDİ ÇÖPLÜĞÜNÜZDE BOĞULACAKSINIZ” sözü adeta bu günleri anlatmaktadır.

Biyolojik çeşitlilik üzerinde muazzam bir baskı oluşturan bu hoyratça yaşama tarzı Dünya’daki tüm canlıların geleceğini tehdit etmektedir.[10]

[1] Zbigniew Brezezinski, Kontrolden Çıkmış Dünya, İş Bankası Yayınları, 1994, s. 12, 15, 18.

[2] Zbigniew Brezezinski, age. s. 20.

[3] Bakara, 251.

[4] Hac, 40.

[5] Mustafa ERBAS, Sultan ARSLAN, Açlığın Önlenmesi ve Gıda Güvencesinin Sağlanması, Gıda Mühendisliği Dergisi 36. Sayı, s. 51, 54.

[6] Mustafa ERBAS, Sultan ARSLAN, a.g.m., s. 54

[7] Mustafa ERBAS, Sultan ARSLAN, a.g.m., s. 52

[8] http://www.esk.gov.tr/tr/11821/Kuresel-israfin-faturasi-750-milyar-dolar.

[9] Yılmaz Muslu, Ekoloji, Yeni Asya yayınları, 1987, s. 43.

[10] http://www.tukcev.org.tr/faaliyetlerimiz/dogal-yasam/dunyada-doga-ve-cevre

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,