Değerler Eğitiminde Üç Temel Mesele Değerlerin Tesisi, Tespiti ve Model Arayışı

107. Sayı Eğitim
Değerler Eğitiminde Üç Temel Mesele Değerlerin Tesisi, Tespiti ve Model Arayışı

İBRAHİM SARITAŞ

Allah’ın yarattığı en mümtaz varlık olan insan, hem ferdi hem içtimai hayatta kendisi ile irtibatı bulunan her bir şeye bir kıymet, bir değer addeder. Değer tesmiye edilen bu rabıtaların kalplere ve zihinlere tesisini (temelleşip kökleşmesini) temin etmek için, öncelikle bunların yaratıcımızla olan bağına ihtiyaç vardır. Ancak bu şekilde “değer eğitiminin esasları” sağlam bir niyet ile tesis edilecek, “değer membaı” doğru olarak tespit edilecek, “şahsi ve içtimai hayata tesiri altına alan değişime kapı aralayan modellerle” değerlerin inkişafı sağlanacaktır.

“Değer”lerin Tesisinde Doğru Niyet

“ Niyet hayır akıbet hayır”

“Değer erozyonu” tabiri birçok serzenişin, si­temin, şekvanın yansıması olmuştur. Özel­lik­le eğitim sahasında birçok sıkıntının kay­­na­ğında değerlerin yıpranması ve kay­bol­­ması aranmıştır. Fakat kalp ve zihin­lerin de­ğerlerden mahrumiyeti göz ardı edil­miştir.

Değerler, her şeyden önce sağlam temeller ve esaslar üzerine muntazaman ve hikmet­le yerleştirilmelidir. Eğer “değer eğitiminin temelleri” atılırken yaratıcı ile bağ kurulup Allah’ın rızası esas alınabilirse bu yöndeki çalışmalar bir ruh kazanacaktır. Allah rıza­sının esas tutulmasıyla değer tesis edil­me­sine en güzel misal asrısaadettir.

Farklı zamanlarda farklı şekillerde orta­ya çı­kan değer temayülleri özellikle asrı­ saadet­te “Rıza-yı İlahi”nin temerküz ettiği bir çer­çevede şekillenmiştir. Allahın rızasını ka­­zanma niyetiyle harekete geçen kalp ve ruh­­lar, bu doğrultuda olmayan hiçbir şeye iti­bar etmemiş ve kıymet ittihaz etmemiş­tir. Niyet böyle olunca bu kutlu zamanda fiil, sözlerde aranılan mikyas da yine “rıza” mikyası olmuştur.

Günümüzde hayat sahnesinde ekseriyetle dünyalık çıkar ilişkilerine dayalı ölçüler re­vaç bulmuştur. “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz” sözü mucibince niyet ve fikirler­de­ki “fena mührü”, fiillere ve sözlere yansımış­tır. Rağbet hep kırılacak cam parçalarınadır. Menfaatler hep mevt hududunun bir karış berisinde kalmaktadır. Öteye geçememek­tedir. Maalesef hâl böyle olunca zihinler ma­neviyata karşı yabanileşmiş, kalpler dün­ya hayatının keşmekeşliği içinde sersem ol­­muştur. Manevi gıdalardan mahrum ka­lınmış, uhrevi rabıtalar pamuk ipliğine dö­nüş­müştür. Dünya bağları ise sarsılmaz ve kırılmaz halatlara kalb olmuş, nefisler diz­gini ele almıştır.

Hâsılı, eğitim sahasında değerlerin doğru tesisi, çocuklarımızın (fidanlarımızın) eği­tim ortamında (hasat toprağında) yetiş­me­­si (neşvü nema bulması) cihetiyle çok bü­­yük ehemmiyet taşımaktadır. Zira genç ne­sillerin meyil ve arzuları kendilerine eği­­­tim vasıtasıyla sunulan değerler nispe­tinde tah­rik olmakta, “müsbet veya men­fi” renk­lerdeki değerlerle hayat rotası be­lir­lenmektedir.

Allah’ın rızasının bir niyet olarak kuvvetli bir şekilde kalplerde tesbiti ve tahkimiyle şahsi ve içtimai hayat “değerler kazanacak”tır. Gelecek iki dünya saadetini temin edecek rıza-yı İlahi ile ihya olan “değerler”e sahip dimağlar ile tenvir olacaktır.

Dünyaları Cennet Kılacak “Değerler”in Tespiti

“Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fanî dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.”

Her şey değişiyor ama insanın asli ihtiyaç­ları değişmiyor. Dünya yaratıldığından bu yana bedenlerin su, hava ve gıdaya ihtiyacı var. Kıyamete kadar da bu muhtaçlık süre­cek. Aynı beden gibi kalplerin, latifelerin ve ruhların da manevi ihtiyaçları da arz-ı endam etmeye devam edecek.

Değerler eğitiminden bahsediyorsak her bir değerin ilerideki netice ve gaye­sinde bu in­sanî özellik göz önünde bulundurul­malıdır. Değerler, asli ihtiyaçları karşıla­ma­yacak şe­kilde fıtrata muvafık bir tarzda tes­pit ve ter­tip edilmelidir.

Değerlerin tespiti için bu nazarla fıtratımıza baktığımızda Halık-ı Zülcelal tarafından yerleştirilen “sonsuz yaşama (ebed) isteği” dikkatimizi çeker. Eğer bu fıtrî özellik sukut ederse geçici istek ve arzular bünyeleri is­tila edecek, o zaman değer addedilen her bir şey “fena patenti” ile sarmalanacaktır. Dün­yanın fani ve çirkin yüzü, herkesin ken­di özel dünyasına aksedecek, tehlikenin far­kına varılamayacaktır. Her bir fert gerek şah­si gerek içtimai hayatta kendi yapmacık dünyasının büyüklüğünde bir zarar ve hüsranla karşılaşacaktır.

Hâsılı, tespit edilen her bir “değer” insanın tahkiki ihtiyaçlarına cevap verebilmeli, fıtrî isteklerini tatmin edebilmeli, “dünyasını cen­net kılacak” desteği sağlayabilmelidir. He­deflenen “değerler” dünya ve ahiret ha­ya­tına uzanmadıktan sonra, ömre mana kazandırmadıktan sonra bad-ı hevadır. De­ğerin “değer kazanması” arzu edilen ve ihtiyaç duyulan şeylerin “beka” ile irti­batını sağlayacak mahiyette olmasıyla, in­sanı en iyi tanıyan ve bilen yaratıcısı ile bağ kurmasıyla mümkündür. Elbette çapı ve tesiri “iki dünya saadeti” olan değerler silsilesinin; genç nesli fert fert, fevc fevc ellerinden ve gönüllerinden tutarak düş­tüğü yerden kaldıracağı muhakkaktır.

Bunu sağlayacak olan müessir ve müessis ise Kur’ân’dır. Onda, her biri elmas kıy­metinde olan -değerini hiçbir zaman yi­tir­­meyen- iman ve Kur’ân hakikatleri mev­­­­cut­tur. Bu hakikatlerin meyveleri olan ah­­la­ki değerler fert ve cemiyetin hayatını cen­nete çevirmeye kâfidir.

“Değer Eğitimi”nde Model Olarak Önem­li Bir “Değer”

“Sünnet-i seniye, saadet-i dâreynin temel taşı­dır ve kemâlâtın ma‘deni ve menbaıdır.”

İnsan sevdiğine fıtraten benzemek ister, onun gibi konuşmak ve yaşamak ister. “Güzelliklerin taşınması” ve aktarılması için doğ­ru modeller ortaya konulması bu bakımdan önemlidir. Şahsiyetlerin gü­zel teşekkül etmesi tahribatın kapısını kapamak için de şarttır.

Değerlerin hayat sahnesinde teşhis edil­mesine imkân sağlaması, güzel ahlak ve kötü ahlakı tefrik etmesi, değerleri tanzim ve tertip etmesi cihetleriyle de “model” çok önemlidir. “Değerler eğitiminin” inkişafı yö­nünden “sağlam ve yeterli model/mo­deller” ortaya koymak elzemdir.

Doğru nazarla bakıldığında “fertlerin ha­yat­larının ihyası”nın dinin ihyası ile mümkün olduğu hakikati ve dini tebliğ eden Resul-i Ekrem Efendimizin (asm) hayat tarzının bir model ve rehber olarak gerekliliği he­men hissedilecektir. Zira yaşadığı asrı cehalet asrından saadet asrına çeviren, insanların akıl ve kalplerini iman nuruyla tenvir edip onları beşeriyete muallim eyleyen “nebevi terbiye” ve “yaptığı büyük inkılab” güneş gibi ortadadır. Kalp, ruh ve aklı büyük ve derin yaralar alan insanlık elbette bu “Değer”e (asm) her zamankinden daha muhtaçtır. Hiç şüphesiz değer eğitimi “kalplerin sevgilisi, nefislerin terbiyecisi ve akılların muallimi” (asm)’dan nasibini alabildiği ölçüde muvaffak olabilecektir.

Hâsılı, “değer eğitimi”yle çocuk ve genç yaştaki öğrencilere istenilen vasıflara sahip “değerler” sunulabilmelidir. Eğitime tabi olan dimağların kendileri de bir “değer” ola­rak kazanılabilmelidir. Asırları çiçek bahçesine çeviren, binlerce örnek şahsiyeti meyve veren Hidayet güneşi (asm), elbette tüm güzelliklerin kendisinde temerküz etti­ği yegâne model ve rehberdir. Muhammed Mustafa’nın (asm) siret ve suretinin “dem ve damarlara işlercesine” talim edildiği “değer mektebinin” mezunlarının her birinin de “değer” olarak asrımızı gül bahçesine çevire­cekleri muhakkaktır.

Hulasa

Hâlihazırda mevzu bahis olunan “değerler eğitimi”nin zahirde masum ve güler yüzlü olmasına bakılmamalıdır. Günümüz “de­ğer eğitiminde” takip edilen usuller ve muh­te­viyat cihetiyle sıkıntılar olduğu gibi “modelleme” anlayışında da problem var­dır. Ne kadar arzu edilse de kemiyeten ve keyfiyeten istenilen netice elde edile­memektedir.

Değerler eğitimi tesisinde “Allah rızası” niyetinin esas alınması, Kur’ân ve iman ha­ki­katlerinin değer tespitinde kaynak ve dayanak kabul edilmesi ve İki Cihan Serveri Efendimizin (asm) hayatının yegâ­ne değer hazinesi olarak itikad edilmesi bizim reçetemizdir.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,