HELAL GIDANIN MANEVİYATA TESİRLERİ

103. Sayı Sağlık

HELAL GIDANIN MANEVİYATA TESİRLERİ

Ali BELLİKLİ | GİMDES Denetçisi

Helal; dinen yapılması ve yenilip içilmesi yasak olmayan şey demektir. Haram kelimesi ise, dinen yapılması ve yenilip içilmesi kesin olarak yasaklanmış şeylerdir. Allah u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de Müslümanlara helal olan şeyleri yemelerini ve haramlardan uzak durmalarını emrediyor.  Nitekim bu husus Kur’an-ı Kerim’de şu ayetlerle ifade edilmiştir: “O halde Allah’ın sizi, helal ve temiz olarak rızıklandırdığı şeylerden yiyin ve siz kendisine inanan kimseler olduğunuz Allah’tan sakının.” (Maide, 88). Başka bir ayeti kerimede ise,  “Öyle ise Allah’ın sizi rızıklandırdığı helal ve temiz şeylerden yiyin; eğer yalnız O’na kulluk ediyorsanız, Allah’ın nimetlerine şükredin.” (Nahl, 114)  buyurulmaktadır.

Yiyecek ve içeceklerin helal olması, insanlığın en önemli imtihanlarındandır. Hatta ilk insan Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın imtihanı da helal gıda ile olmuştur. Hz. Âdem ve Hz. Havva cennette yaşamaya başlarlar. Cenab-ı Hak onlara cennetin her türlü nimetinden yararlanabileceklerini emreder. Ancak bir ağaca yaklaşmalarını yasaklar. Kur’an-ı Kerim’ de bu husus şöyle ifade edilmiştir: “Ey Âdem sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.” (Bakara, 35). Hz. Âdem ve Hz. Havva uzun yıllar boyunca bu ağaçtan uzak durur. Bir gün şeytan onlara bu meyveden yerlerse ölümsüz olacaklarını söyler ve onları kandırır. Hz. Havva ve Hz. Âdem meyveden yer ve sonrasında cennetten çıkarılırlar.

İşte Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın cennetten çıkmasına sebep olan helal gıdayla olan imtihan, günümüzde daha şiddetli bir şekilde devam etmektedir.  Haram olan şeyler gıdalarımızın içine girmekte ve haberimiz olmadan bunları tüketebilmekteyiz. Küreselleşmenin getirdiği yeniliklerle Avrupa’da üretilen bir ürün, aynı içerikle ülkemizde de üretilebilmekte ve maalesef Müslümanların hassasiyeti dikkate alınmamaktadır. Örneğin; bazı gıdalarda jelatin kullanılmaktadır. Jelatinin neredeyse tamamı Müslüman olmayan ülkelerden ithal edilmekte ve üretiminde domuzların veya helal yollarla kesilmeyen hayvanların kemikleri kullanılmaktadır. İşte bu jelatinin kullanıldığı gıdalar helal olmaktan çıkmakta ve bu gıdaları tüketmemiz bizi Allah katında mesul etmektedir.

Bizler helal olmayan gıdalardan titizlikle kaçınmalıyız. Çünkü vücudumuza giren her bir haram lokma bizim ibadetlerden tam lezzet alamama, günahlardan kaçamama ve duamızın kabul olmamasına sebep olabilir. Ebu Hureyre (ra)’dan rivayet edilen bir hadiste Resûl-i Ekrem (sav) şöyle buyuruyor: “Öyle bir devir gelecek ki insanoğlu aldığı şeyin helalden mi haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak. Böylelerin hiçbir duası kabul edilmez.” (Buhari, Büyü, 23).  Yine başka bir hadis-i şerifte Peygamber (sav): “Allah yolunda sefer yapmış, üstü başı tozlanmış bir adam ellerini göklere uzatarak ‘Ya Rab! Ya Rab!’  diye yalvarıyor. Hâlbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır. Böylesinin duası nasıl makbul olur?” (Müslim, Zekat 65, 1015; Tirmizi, Tefsir, Bakara (2992)) diyerek duanın kabul olması için vücuda giren lokmanın helaliyetinin ne derece önemli olduğunu vurgulamıştır.

Yine İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerinin babası Sabit Hazretlerinin başından geçen hadise, helal gıdanın insanın maneviyatına etkisini anlamamız açısından güzel bir kıssadır.  Sabit Hazretleri gençliğinde bir ark kenarında abdest alıyordu. Abdeste başlayacağı zaman ark sularına kapılıp gelen bir elma gördü. Elmayı, nereden geldiğini ve haram veya helal olup olmadığını düşünmeden bir defa ısırdı. Hemen hata ettiğini ve mutlaka elmanın sahibini bulup helal ettirmesi gerektiğini düşündü. Bahçenin sahibini buldu ve ona meseleyi anlatıp elmayı yanlışlıkla ısırdığını söyledi ve hakkını helal etmesini istedi. Onun bu hareketi, elma sahibinin dikkatini çekmişti. Hakkını helal edemeyeceğini, helal etmesi için bazı şartları olduğunu söyledi. Sabit Hazretleri ne isterse yapacağını,  yeter ki hakkını helal etmesini isteyip şartının ne olduğunu sordu. Elma sahibi, hakkını helal etmesi için iki yıl bahçesinde çalışması gerektiğini söyleyince, Sabit Hazretleri, ahirette ceza çekmektense bu dünyada bir şahsa iki sene hizmet etmek daha iyidir diyerek şartları kabul etti.

Elmanın sahibine iki yıl hizmet etmiş ve adamın işinde canla başla çalışmıştı. İki sene sonra, zamanın dolduğunu ve artık hakkını helal etmesini istediğini söyleyince, adam; “Yine helal etmiyorum, benim bir kızım var onunla evlenirsen ancak o zaman helal ederim” dedi. Hz. Sabit bu teklifi de kabul etti ve bahçe sahibinin kızıyla evlendi.

Seneler geçip bu evlilikten İmam-ı Azam (ra)  dünyaya geldi. Annesi İmam-ı Azam’ı hocaya okuması için teslim etmişti. Daha sonra İmamı Azam unvanına kavuşan, o zaman henüz üç yaşında bulunan Numan, üç günde Kur’an-ı Kerim’i hatmettiği zaman annesi, “Ah oğlum, baban o elmayı ısırmasaydı, sen bir günde hatmedecektin” demişti.

İşte bu kıssada da anlatıldığı gibi, vücuda giren haram bir lokma, sadece bizim maneviyatımızı değil, çocuklarımızın da maneviyatını etkiliyor. Rabbimizin razı olduğu kullardan olmak ve hayırlı nesiller yetiştirmek istiyorsak, bu noktada titizlikle davranmalı ve haramın vücudumuza girmesine izin vermemeliyiz.  Ve Rabbimizden her zaman helal rızık ve salih amel istemeliyiz.

اللهمَّ ارزقنا طيباً واستعملنا صالحاً

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,