Titanik mi, Nuh’un Gemisi mi?

102. Sayı Aile ve Çocuk Eğitim İnsan
Titanik mi, Nuh’un Gemisi mi?

ANNE: AYBUKE TANRIKULU

Önümüzde çocuklarımız için bir hayat gemisi var. Karşımızda ise iki seçenek bulunuyor. Teşbihte hata olmaz, o gemilerden birinin namı Titaniktir ki, içinde her türlü eğlence ve ihtişam bulunur. Diğeri Nuh (as)’ın gemisidir. Yolcuları mütevazidir. Onlar ki Allah uğruna yola çıkarlar. İçindeki her biri O’na tesbih ve tahmid ederler. Sadece iman edenler o gemiye binebilir.

Baba özellikle anne olmak mesaisi çok ve zor bir meslektir. Veledinin dünya hayatının rahatlığını sağlamak ve en önemlisi ebedi hayatını kurtarmakla meşgul olmak ciddi bir gayret ister.

Evladının daha küçücükken kalbine Al­lah sevgisini yerleştirmek ve ahlakını ahlak-ı Kur’aniye ve sünnet ile techiz etmek, do­nat­mak çok mühimdir. Meşhur bir ata­sözü vardır; “Ağaç yaş iken eğilir”. Bir çocuğun da en verimli çağı 0-6 yaş arasıdır. Bu dönemde beyni adeta bir sünger gibi herşeyi çeker. Bu yüzden çocuğumuzu ne ile meşgul ettiğimiz çok önemlidir.

Eskilerde 4 yaşındaki çocukların hafız ol­duğunu duyuyoruz. Günümüzde de mi­sal­leri var. Bu demek ki; bir çocuğun beyni gördüğü, duyduğu herşeyi zihnine yazıyor.

Şimdilerde başımızda kendi elimizle illete çevirdiğimiz teknoloji var. Çocuklar tv’ye, tablete, bilgisayar oyunlarına, telefona ade­ta uyuşturucu gibi bağlanmışlar. Evet UYUŞTURUCU… Beyninin temizliğini, saflığını kirleten, malayani şeylerle dol­duran en etken uyuşturucu…

İlk 3 yaşta çocuk konuşamaz, fakat gördü­ğü her şeyi inceler. İkinci 3 yaşta konuşur ve gördüğü, duyduğu herşeyi sorgular. İşte çocuğun bu sorgulama döneminde -yani 3-6 yaş aralığında- hususan imani ve ahlaki bilgileri çocuğa vermenin tam zamanıdır. Zira çocuk Hazret-i İbrahimvari sorularıyla aslında Rabbini aramaya başlar. Buna bağlı olarak neden doğduğunu, ne için yaşadığını düşünür. Ve bunun üstüne ço­cukça fakat fıtri hayaller kurar. Eğer an­ne baba çocuğun suallerine düzgün cevap verirse; yahut ona Allah’ı hatırlatacak veya düşündürecek şeylere yönlendirirse evladı için imanın ilk tohumları atılmış demektir.

Çocuk, anne ve babadan ne gördüyse ve ne öğrendiyse, doğrusuyla yanlışıyla uygu­lamaya başlar. Hatta bazen ebeveyninin söy­lediği ve uyguladığı birbirini tutmuyorsa sorgular. Ve bazen tersini uygular. Mesela; anne namaz kılmayıp çocuğuna namaz kılmasını söylese, çocuk çocukluğuyla bir­likte annesinin neden kılmadığını sorgular ve neticede gördüğünü uygular. Yani zıd­dını yapar ve namazı terk eder.

Evet, gelmek istediğimiz esas şudur ki; bir çocuk anne ve babası ne yapıyorsa, nasıl yaşıyorsa onu uygular. “Kendi nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez.” Bu de­mektir ki; ebeveynin ilk önce eğiteceği ve ıslah edeceği kişi kendisidir. Eğer kendini düzeltse evlatları da düzeltir, torunları da…

Hususan annenin çocuğu üzerinde çok etkisi vardır. Bediüzzaman Hazretleri bu hu­susta kasem ederek der ki; seksen sene­de seksen zattan ders aldığım halde, annemin bana öğrettiği her an dersini tazeler gibi vücüdumda çekirdekler hükmünde yerleş­miş. O zatların öğrettikleri annesinin attığı temele bir bina olmuş.

Yine Bediüzzaman Hazretleri Hanımlar Reh­beri isimli eserinde annelerin şefkat kah­ramanları olduğunu söylüyor, fakat şef­katin bazen yanlış kullanılması ile ilgili önemli bir konuya da dikkat çekiyor. Mealen: Evladım rahat yaşasın, iyi maaş alsın diye gerekirse kendi yemez, içmez evladını en iyi okullarda, en kıdemli ders­hanelerde okutur. Kafası karışmasın, çocuğum yorulmasın diyerek Kur’an kur­su­na göndermezler. Gençliğinin en önem­li devresinde onu Kur’an’dan Sünnetten uzaklaştırır. Yavrusunun tehlikede olduğu­nu düşünemezler. Yahut hava soğuk üşü­mesin, uykusu bölünmesin, yaşı daha kü­çük diyerek sabah namazına kaldırmaz. Ebedi hayatını ateşe atar. Haşa, Cenab-ı Hak’tan daha mı şefkatliyiz ki buluğa er­miş bir çocuğa namaz farzken biz izin kağıdını imzalayıp, şimdi kılmasın ileride alışır diyebilelim.

Peygamber Efendimiz (sav), “Çocuğa 7 ya­şına geldiğinde namaz kıldırın, 10 yaşına geldiğinde hala kılmıyorsa hafifçe dövün” buyuruyor. Namaz bir teslimiyettir. Secde ise itaattir. O yaşta bir çocuk namaza alışırsa ömrü boyunca teslim ve taat yani Kur’an ve Sünnet üzere yaşar, inşaallah.

Önümüzde çocuklarımız için bir hayat gemisi var. Karşımızda ise iki seçenek bulunuyor. Teşbihte hata olmaz, o gemi­lerden birinin namı Titanik’tir ki, içinde her türlü eğlence ve ihtişam bulunur. Di­ğeri Nuh (as)’ın gemisidir. Yolcuları mü­tevazidir. Onlar ki Allah uğruna yola çıkarlar. İçindeki her biri O’na tesbih ve tahmid ederler. Sadece iman edenler o gemiye binebilir.

Titaniğin sonu malumdur. Ona binenler bu gemi asla batmaz. Her türlü eğleniriz, keyf ederiz. Her istediğimizi yer, herşeyi yaparız derler de, sonunda suların altına gömülürler, boğulurlar.

Amma Nuh (as)’ın gemisine binenler bir dava üzeredirler.. Bu gemide boğuluruz yahut kurtuluruz diye bir şey iddia et­mezler. Sadece o geminin sahibine teslim olurlar. Yükünü gemiye bırakıp vazifelerini icra ederler. Onca fırtınaya, tufana rağmen sahil-i selamete çıkarlar.

Evet, tercih iki görünüyor. Bizler anne ve baba olarak çocuğumuza hangi geminin biletini alacağımızı iyi düşünmemiz gere­kir. Biri, göz göre göre tufana sürüklemek. Diğeri ise, sahil-i selamete çıkarmak. Tercih biz anne ve babaların…

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,