Ben Bir Afgan’ım

102. Sayı İnsan
Ben Bir Afgan’ım

MOHAMMAD SANJAR NOORL

Size kendi köyümden birkaç manzarayı aktarmak isti­yorum. İnsanları açlıkla mü­cadele veren Afganistan’da, kültür ve doğal yaşamın seyri ne yazık ki Türkiye’deki ya­şamdan çok farklıdır.

Sabah kalktığınızda evden çıkıp 20-30 metre yürüyerek lavaboya gidiyor musu­nuz? Elinizi yıkamak ve abdest almak için dışarıdaki çeşmeden su getiriyor musunuz? Ya da hazır su bulamadığınızda köyün bulanık nehrinden su içer misiniz?

Size kendi köyümden birkaç manzarayı aktarmak istiyorum. İnsanları açlıkla mü­cadele veren Afganistan’da, kültür ve doğal yaşamın seyri ne yazık ki Türkiye’deki ya­şamdan çok farklıdır.

Afganistan’da sabah ezanı okunduğunda ih­tiyacımızı gidermek için evden çıkıp 20-30 metre yürüyerek lavaboya gidiyoruz. Abdest almak ve diğer ihtiyaçları gidermek için suyu 100-200 metre uzaklıktaki nehir veya çeşmeden temin ediyoruz.

Sabah namazını kılmak üzere, sokağın ka­ranlıklarında yürürken kışın buzlu olan kar­ların, yazın da tozlu toprağın çıkardığı ses­lere eşlik ederek, her taraftan gelen gen­ciyle, yaşlısıyla akın eden insanlar, nehirde­ki buz gibi sudan abdest alıp, namaz kılıp dua ediyorlar.

Erkekler sabah camiye gittiklerinde, evin hanımları, namazını kılıp evde erkekler dö­nünceye kadar kahvaltı hazırlamaya ça­lışırlar. Evde elektrik, su ve doğal gazın ol­maması ayrı bir sıkıntı getiriyor. Erkekler eve geldiklerinde kahvaltının hazır olma­sını ister.

Eğer öyle olmazsa işe geç kalırlar. Alt yapısı olmayan bir şehrin her köyünde de okul yok, çocukların okula gidiş dönüş için top­lam iki saat harcaması sıkıntı doğuruyor.

Böyle sıkıntılarla boğuşan bir yerde, kimse çocuklarını okula yollamak istemez. Okula gidenler de öğlene kadar okulda öğleden sonra da dini ihtiyaçlarını gidermek için köydeki camide vakit geçirirler.

Yukarıda söylediğim gibi evde elektrik, su ve doğal gazın olmaması analarımızın, ça­maşır­ları ve bulaşıkları elleriyle yıkamaları gibi zorlukları beraberinde getiriyor.

Kışın kar yağdığında kürekleri elimize ala­­rak odaların üzerine çıkıp karı temizle­me­miz biz gençler için hiç de kolay değildir.

İhtiyacımız olan suyu 45 metre derinlik­te­ki kuyunun dibinden kova ile çekmek için saat­lerce kuyruklarda beklemek ba­zen de eli boş dönmek hiç sürpriz değildir. Kışın da her ta­raftan akan yağmur su­larının ça­mur­larla bir­lik­te nehre ak­ması, insan­ların abdest almasını ve ihtiyaçlarını gi­dermesini zorlaştırıyor.

Bu kadar imkânsızlık ve yoksulluk içinde yaşa­ma­sına rağmen ora­nın insanları hayat­­larından mem­nundurlar.

Peki, Türkiye’de insan­lar sayısız imkân, bol­luk ve varlık içinde yaşa­ma­sına rağ­men neden çoğu hayat­larından memnun değil?

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,