Bir Ruhsal Gelişim Yazısı / Kendine Getirir

101. Sayı Aile ve Çocuk İnsan
Bir Ruhsal Gelişim Yazısı / Kendine Getirir

AİLE VE EĞİTİM UZMANI: SELAHATTİN YAYLAMAZ

İrfan Mektebi dergimizin çok değerli okurları, okurlarımız. Merhaba. 2015 Nisan ayı sayımızdan da sizi en güzel ve içten hislerimle selamlıyorum. Nasılsınız görüşmeyeli? Ben mi? Gerçekten nasıl olduğumu soruyor musunuz? Hadi canım:)Hımm, çok şükür bin şükür iyiyim. Sizin de iyi, sağlıklı ve huzurlu olmanızı Cenab-ı Hakk’tan niyaz ederim. Fazla gevezelik yapmadan bu ayki hasbihalimize başlayalım derim, ben. Sizce de uygunsa buyurunuz sohbete efendim.

Biliyor musunuz, her şeyin bir anlamı var. Yaşam sırlarla dolu bir serüvendir ve bu sırlar her yerde. İnsan, kafasındaki soru işaretlerine cevap buldukça gelişir. Her yeni cevaptan sonra bu sefer yeni bir soru oluşur zihnimizde. Ve tabi ki yeni bir cevabı aramaya koyuluruz farkında olmadan. Ve çoğu kez yaşam sırlarını en ummadık yerlerde buluruz. Benim gibi. Kendi hayatımdan küçük bir örnekle söze başlayayım isterseniz.

2012 yılında bir program için Hollanda’ya gitmiştim. Yaklaşık bir haftalık program boyunca Lahey’de bir otelde konakladım. Bir sabah otelde kahvaltımı yapmış, mihmandarımı beklerken, kafamın içinde iki üç yıldır cevabını asla bulamadığım bir sorunun vaveylası yine içimde çığlık atıyordu. Onca kitaplar okuyan ben, onca seminer ve eğitimler veren ben, onca akademik toplantıda bulunan ben, onca yüksek ruhlu ve kafalı zat-ı kiramla hemhal olan ben, inanılmaz derecede kolay bir içsel soruma bir türlü cevap bulamamıştım. Meğer içinde sırlar gizliymiş.

Otel lobisinde mihmandarımı beklerken, lobi­nin duvarındaki büyük ekran tele­viz­yondaydı gözüm. BBC World News ka­nalı canlı yayındaydı. Bir alt yazı dik­ka­timi çekti. Bu altyazı içimi coşturmuştu. Ama tam okuyamadım çünkü son anda fark ettim. Hatta cümlenin yarısını belki ancak okumuştum. Alt yazı tekrardan geçinceye kadar, beni almaya gelmiş olan mihmandarımın da geldiğini fark edememiştim.

Yıllardır içimi kemiren sorunun cevabını bulmuştum hem de en beklenmedik yerde. Sorumun ve cevabının ne olduğu benim özelimde kalsın. Konu bu değil. Konu; içimizdeki her soruya mutlaka cevap verilir, sadece her saniyenin bir önemi var, lütfen bunu anlayalım. Ve elbette başıboş değiliz, soruyu veren Allah cevabı da veriyor, adeta bizimle hoş sohbet ediyor…

İşte İrfan Mektebi dergisi masanızın üze­rinde duruyor. Belki de bir yerde sıranızı beklerken, içindeki yazılar boş işler değil. Her şeyin bir anlamı var. İrfan mektebi dergisini dikkatlice karıştırın. İllaki sizi ilgilendiren bir dosya ya da yazı sizi bekliyor olabilir. Yukarıda anlattığım hatıramdan sonra artık ben de her şeye dikkatlice bakıyorum.

Belki de bu yazının devamı, sizin pek çok sorunuza cevap olacak, bir derdinize derman olacaktır. Belki de benim gibi nice ruhsal marazınıza merhem bulacaksınızdır. Hiç­bir şey bulamazsanız şunu bulacağınızdan eminim; “kendinizi”.

Evet, bereketin ruhunu anlatmak istiyo­rum. Önündeki blokajlardan sıyrılmanın bir yolu var ama o yolda bereketin önünü tıkayan bizden başkası da değil.

Bu yazının devamı, biraz yüzleşmeden iba­rettir. Lütfen sakin olunuz. Ve yavaş yavaş, tane tane, sabırla okuyunuz. Hatta burasını tekrar dönüp bir daha okuyunuz. Amma okumadan söyleyeyim ki; “yüzleşen gürleşir, yüzleşmeyen güzleşir.”

Bir insan bir maddi varlığa ya da sosyal makama kavuştuğunda, maddi olarak ka­zancı arttığında onu kıskanmak Allah’a kafa tutmaktır. Ne kadar vahim ve ne kadar hazindir! Bir insanın elde ettiği maddi varlık, sosyal ve bürokratik kazanımları kıskanmak, Allah’a iş öğretmeye kalkış­mak demektir. Allah’ın kime ne vereceğini bilmediğini beyan etmektir. Tüm bu dav­ranışlarımız aslında Yaratıcıyı yargıla­mak ve O’na karşı güvensizliğimizi beyan et­mektir. Adeta kaderi yargılamaktır. Allah’a iş öğ­retmeye kalkışmaktır. Sanki Allah, -haşa-, kime ne vereceğini bilmiyor da, onu O’na öğretmektir. Sanki yaratıcı bizmişiz gibi davranmaktır. Haddimizi aşmaktır, kendi ipimizi çekmek, idam sehpamızı hazırla­mak, ruhsal ölüm fitilimizi ateşlemektir.

Bu neye benzer biliyor musunuz? Tıpkı Peygamberimiz zamanında müşriklerin “Peki ama neden Muhammed?” demesi gibidir. Mekke’nin egemenleri, Hz. Mu­hammed’in (sav) peygamber olmasını ken­dilerine yedirememişler ve; “Bizim gibi asiller varken, nasıl olur da çobanın teki peygamber olur?” demişlerdi. Onlara göre Allah, kimi peygamber yapacağını bilmiyordu. Şimdi soruyorum siz değerli okurlarıma, bizim de bu dünyadaki kıs­kançlıklarımız buna benzemiyor mu? Eğer benziyorsa vay ki vay hâlimize!

Biz de bu asrın ruhu marazlı, zihni çöp yığını insanları olarak ne yazık ki buna benzer davranışlar sergilemiyor muyuz? Kendimizi ayrıcalıklı ve seçkin, kimilerini de hakir gördüğümüz olmuyor mu? Sonra bir bakıyorsunuz ki o hakir gördüğünüz nice sıradan insanlar, aman Allah’ım, neler başarmışlar neler! Çünkü herkesi Allah yarattı. Nice insan bizim için önemsiz görülebilir ama herkes O’nun yarattığıdır. O herkesi önemsiyor. Biz ise marazlı zihnimizle sathi ve yüzeysel bakıp nice cevherleri zahiri değerlendiriyoruz, hata ediyoruz. Oysa Allah herkese sonsuz ha­zinesinden ikram ediyor, yoktan yara­tıyor, var ediyor, ikram ediyor, hepsi bu. Bu ikramlara ihtiramla karşılık vermemiz gerekirken, ihtarlık işler ihtiyar ediyoruz.

Güya kendince önemsemediği nice insan­ların vasıl olduğu maddi ve manevi ikramları gören, güya nice büyük adamlar (!) var ki, kıskançlıklarından geceleri yataklarında yatamayacak hâle geliyorlar. Bunun ciddi bir ruhsal maraz olduğunu kabul edelim. Herkesi Allah yarattı, onu da kabul edelim. Kişiye çalıştığı vardır, onu da kabul edelim. İnsanlaşalım, Müslümanlaşalım; rahata ve huzura erelim.

Çünkü aksi hâlde bu marazlı hâlimizle olsa olsa bize gelecek olan bolluk ve bereketin önünü keseriz. Bereket bize doğru gelmek ister ama biz içimizdeki kıskançlık enerjisi ile onun yolunu tıkarız. İnsanları dost değil, rakip olarak görürüz. Mutsuz olu­ruz. Ayrıca mutsuzluk da bereketin önünü tıkamaktadır. Kendimizle yüzleşip, bereketin önündeki tüm tıkaçları kaldırıp özgür, bolluk ve bereket içinde bir yaşamı kucaklayanlardan olabilmek ümidiyle bol­luk ve bereket dolu bir hayat dilerim…

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,