Üstad-ı Sani Hüsrev Efendi

93. Sayı Hüsrev Efendi

Daha Bediüzzaman Hazretleri hayatta iken Hüsrev Efendi’ye, talebeler arasında “Üstad-ı Sânî”, yani “İkinci Üstad” denil­meye başlanmıştır.

Hüsrev Efendi, Bediüzzaman Hazretleri’nin Isparta’ya geldiği ilk yıllarda kendisine talebe olup yirmi seneden fazla Üs­tad’ıyla omuz omu­za Nur Hizmeti’nde büyük bir azim, fedakârlık ve dira­yetle çalışmıştı.

Bu sebeble, ellili yıllara gelindiğin­de Risale-i Nur Hizmeti içinde gayet mümtaz bir mevkie ulaşmıştı. Hazret-i Üstad’ın, “Hüsrev’in kalemi gibi; fikri, kalbi de o nisbette harika di­yebiliriz. Risale-i Nur’a karşı irtibatı ve iştiyakı ve kanaa­ti gittikçe terakki ve inkişaf ediyor. Hiçbir hâdise onu sarsmıyor, fütur vermiyor.” dediği gibi, harika fikir ve kalbiyle hiç sarsıl­maksızın gittikçe terakki ederek Nur Talebeleri’nin gözünde Bediüzzaman’dan sonra ikinci bir Üstad durumu­na gelmişti. Nur Hizmeti’nde gös­terdiği bu fevkalâde istikamet ve muvaf­fakiyetiyle, canın­dan aziz bildiği Üs­tad’ının izinde Nur cemaatinin müs­takim bir rehberi vasfını kazanmıştı.

Üstad Bediüzza­man Hazretleri de, “Hüsrev’le beraber bu büyük ve ağır ve kıymetdâr hizmet-i Kur’âniye’ye kemal-i tesanüdle çalışmak lâzımdır” gibi çok beyanlarla talebelerini onun­la dayanışmaya ve istişare etmeye teşvik ediyordu.

İşte bu sebebler­le, daha Bediüz­zaman Hazretleri hayatta iken Hüsrev Efendi’ye, talebeler arasında “Üstad-ı Sânî”, yani “İkinci Üstad” denilme­ye başlanmıştır. Kendisine mektub yazan talebeler ona, “Üstad-ı Sânîmiz” gibi cümlelerle hitab ediyorlardı.

nceki sayfada misallerde görüldüğü gibi, Hüsrev Efendi’nin Üstad-ı Sânî (İkinci Üstad) vasfı ellili yıllarda o kadar bilinen bir hal almıştı ki, Isparta Cumhuriyet Savcılığı’nın 1956 tarihli Be­diüzzaman Hazretleri ve 83 talebesi aleyhinde hazırlamış olduğu iddianamesinde Hüsrev Efendi’nin bu sıfatı öne çıka­rılarak şöyle denilmekteydi.

“Maznun Hüsrev Altınbaşak: …Saîd-i Nursî’nin en mutemet adamı bulunması dolayısıyla Üstad-ı Sânî olarak tanındığı hususlarında maznunun ik­rarı ve şâhitlerin şehâdeti ve aramada elde edilen vesika­lar gibi deliller mevcuttur.”

Yine aynı iddianamede: “Üyelerin daima reis Said Okur veya Üstad-ı Sânî diye tanınan Hüsrev Altınbaşak’la temas ve ziyarette bulunduk­ları, sık sık mektublaştıkları…” ifadeleri tekrarlanmaktaydı.

Netice olarak Hüsrev Efendi’ye Üstad ya da Üstad-ı Sâni denilmesi Bediüzzaman Hazretleri’nin vefatından sonra değil daha hayatta iken başla­mış bir uygulamadır. Bu anla­mıyla Nur Talebeleri’nin içinden yetişmiş onların büyük bir mu­allimi, bir hocası, bir rehberleri olduğunu ifade etmektedir.

Üstad tabirinin diğer bir anlamı ise, “Nur Cemaa­tinin başı” demektir. Be­diüzzaman Hazretleri bu anlama İhlas Risalesi’nde işaret ederek şöyle der:

“Mesleğimizin esası uhuvvettir (kardeş­liktir). Peder ile ev­lad, şeyh ile mürid mabeynindeki vası­ta (arasındaki bağ) değildir. Belki hakiki kardeşlik vasıtaları­dır. Olsa olsa bir üs­tadlık ortaya girer.”

Yine İhlas Risalesi ardın­da yer alan meşhur Yazı Mektubu’nda: “Kendi nokta-i nazarımda liyakatsız olduğum halde, haydi hüsn-ü zannınıza binaen bu fakire bir üstadlık ve tebaiyet noktasında bir âlim vaziyetini verdiğinizden bağlanmışsınız” ifadeleriyle üstadlık makamının kendisine tabi olunan ve sözü dinlenen kişi anlamları verilmiştir.

İşte Hüsrev Efendi Bediüz­zaman Hazretleri’nin vefatın­dan sonra onun tayini ile Nur Camiasının başına geçerek ikinci bir Üstadları olmuş­tur. Bu tayin Bediüzzaman Hazretleri’nin, “Hüsrev gibi Nur kahramanından -benim yerimde ve Nur’un şahs-ı mânevîsinin (manevi şahsi­yetinin) çok ehemmiyetli bir mümessili (temsilcisi) olma­sından- hiç bir cihetle gücen­memek elzemdir (çok lazım­dır)” gibi yazılı ve sözlü çok beyanlarıyla gerçekleşmiştir. 2

Nasıl ki Resul-ü Ekrem (asm)’ın âhirete teşrifinden sonra sahabeler başsız kal­mamış ve sırayla dört halife başa geçmiştir. Onun gibi, Risale-i Nur cemaatinin de başsız kalmaması ve birlik ve beraberliğin sağlanması, ihtilafın önlenmesi, istikametin muhafazası için Bediüzzaman Hazretleri’nden sonra cemaati onun yolunda sevk ve idare et­mek üzere Üstadlık makamının boş kalmaması elzemdi. İşte bu idarecilik makamını doldurmak vazifesi Hüsrev Efendi tarafın­dan yerine getirilmiş ve bu ci­hetle de Nur Talebeleri’nin ikin­ci bir Üstadları olmuştur.

 

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,