Nur Talebelerinin Hüsrev Efendiye Fevkalade Hürmetleri

93. Sayı Hüsrev Efendi

1950 ile 60 yılları arasında Risale-i Nur Hizmeti yurdun dört bir tarafında hararetle devam ediyordu. Bu hizmetlere öncülük eden ileri gelen Nur Talebeleri bir yandan Bediüzzaman Haz­retleri ile haberleşirken diğer yandan Hüs­rev Efendi ile de irtibat halindeydiler. Bu irtibatı gösteren muhtelif mek­tublarında Hüs­rev Efendi’ye ne kadar büyük hürmet ve mu­habbet duyduk­larını gösteren duygulu satırlar kaleme alıyor­lardı.

“Velinimetim, Üstad-ı Muhteremim, Efendim Hazretleri!

On altı seneden beri hasret ve iştiyakla ziyaretinizi özlediğim için hiç olmazsa birkaç dakika olsun sohbet-i mübare­kenizde bulunabilmek arsuzuyla yola çıktım. Medrese-i Zehra namıyla yâd buyurduğunuz Isparta’ya uğradım.

Küçük Üstad’ım Hüsrev Efendi’yi ziyaret ettiğimde o mübarek şahsiyetteki faaliyet-i nûriyeyi o kadar hârika gör­düm ki, izahına muktedir değilim. Çünki bu faaliyet-i hârika sa’y-i beşerin (insan tâkatinin) kat be-kat fevkindedir. Bu zât-ı mübareğin Risale-i Nur’a sa’yde bu asrın bir Ebubekir’i, kahramanlıkta bir Ömer-ül Faruk’u, Nurcu kardeşlerine karşı göster­diği edeb ve hayâda Osman-ı Zinnureyn’i, şecaat-ı nûriyede bir Aliyy-ül Murtaza’sı olduğunu yakînen müşahede ettim.

Cenab-ı Hak bu mübarek şahsiyeti kam­çılayan Üstad’ımızdan ebediyen razı olsun ve bu küçük Üstad’ımızın sa’yinde devam­la kendisine daha büyük muvaffakiyetler ihsan buyursun ve bütün Nurcu kardeş­lerimizi de Hizmet-i Nûriye’de berdevam buyursun… Mübarek ellerinizden koklaya koklaya öperim. Denizli Nurcuları namı­na talebeniz, kusurlu ve hem de çok ku­surlu Yakub Cemal 15/12/1950” ―belge: 1

ANKARA NURCULARI’NIN HÜSREV EFENDI’YIFEVKALADE TAKDIRLERI

Ellili yıllarda Ankara’da bir kısmı üniversite talebeleri olmak üzere pek çok Nur Talebeleri Nur’a hizmet edi­yorlardı. Bu genç talebelerin o yıllarda Bediüzzaman Hazretleri’ne gönder­dikleri aşağıdaki mektub, Hüsrev Efendi’nin Nur Talebeleri katında nasıl yüksek bir hürmete sahip olduğunu ve ne kadar iyi tanındığını göster­mesi açısından dikkate şayandır.

“Çok sevgili, çok aziz Üs­tad’ımız Efendimiz Hazretleri!

Risale-i Nur’un bir aziz kahramanı ve

Medresetüzzehrâ’nın bir âlî fedakârı ve rehber-i âhirzaman ve teselli-i ehl-i iman sevgili Üstad’ımız Efendimizin en emin, en fedakâr, en muhlis, en sevgili şâkirdi ve Risale-i Nur’un ne kadar yüksek ve ulvî bir muallim-i ekber, bir üstad-ı a’zam olduğuna ona tam bir talebe olmakla şehadet eden ve Nur’un dersinden aldığı bir hakikatla yirmi senedir bütün hayatını, malını, canını ve cananını bu hakiki can için ve canan için feda eden ve bu hayatının şehadetiyle hakiki ve tam hâlis fenâ fi’n-nur olan ve bu sebeble Risale-i Nur’un ulvî haysiyet ve şerefine zerre­cik bir şüphe gelmemek için maddî ve mânevî haysiyet ve şerefini fedadan çekinmeyen, bu büyük cihad-ı ekberde Risale-i Nur’u neşretmekte cesaret ve metanette, tedbir ve harekette bağlılık ve tesa­nüdde, sadakat ve ihlasta bir kahraman olduğu gibi, ibadet ve takvada, ilim ve irfanda, huzur ve mâneviyatta dahi bü­yük bir kahraman, hem zâkir ve şâkir, münîb ve muhib, âşık ve hâmid, ârif ve muvahhid olarak Risale-i Nur’un nuranî bir şâkirdi ve o Nur’dan gelen feyiz ve in’ikasla ve ona tam sarıl­masının ve ona tam bağlanmasının şehadetiyle akıl ve fikri hârika olduğu gibi kalbi ve ruhu dahi hârika olan sevgili Üstad’ımı­zın talebesi ve bütün Nurcular öyle bir kardeş ve ağabeye mâlik olmakla iftihar et­tikleri ve ebediyen iftihar edecekleri kıymetli ağabe­yimiz Hüsrev’in Risale-i Nur he­sabına ve Risale-i Nur’un diliyle yaz­dığı ve Suriye’deki İhvan-ı Müslimîn’e gönderilmek üzere, adresleri yanında bulunmadığından biz bîçare hakir talebelerinize gön­derdiği ve sûretini alarak aslını İhvan-ı Müslimîn’e gön­derdiğimiz bu çok güzel mektubunu siz sevgili ve çok mübarek Üstad’ı­mız Hazretleri’ne takdim ediyoruz… Çok kusurlu, çok âciz talebe­leriniz Ankara Nurcuları”

AHMED FEYZI KUL’UN FEVKA­LADE HÜRMET VE TAKDIRLERI

“Sevgili, muaz­zez ve mübarek kar­deşim Hüsrev!

Benim her şeyim senin, senin de her şerefin benimdir. Nur’un her zaman için başbuğu ve kumandanı olan ve en fedakâr ve kahraman hizmetkârı olan siz aziz ve şerefli ve makbul kardeşime bütün var­lığım feda olsun! Eğer ben kalem ve lisan isem sen de kalb ve ruhsun ve maden-i ihlassın. Hepi­mizin medar-ı iftiharı ve sertac-ı ibtihacısın (se­vincimizin baştacısın). Üstad’ımızın küllî na­zarı sendedir ve o nazar kat’iyyen hata etmez.

Biz çirkab-ı dünyaya (dünya çirkefine) meyil ve onun icablarına köle olurken sen bütün fani temelluklara (boyun eğmelere) kapını kapat­tın ve onların yüzüne tükürdün. Ve unfuvan-ı şebabını (parlak gençlik zamanını) da ayaklar altına alarak ken­dini senelerden beri “Yüce Kahraman’ın, Büyük Hakikat ve Fazilet Üstad’ının” (Bediüzzaman’ın) hiz­metine vakfettin. Onun­la omuz omuza ilâhi hizmete koyuldun. Bütün mahrûmîyetleri hırz-ı can ettin (tamamen ka­bullendin). Hayır hayır, sana kimse bu kudsi makamda eş olamaz.

Kardeşim sen her zaman bizim ağabeyi­mizsin. Bu biçare kar­deşin sana köle olmakla iftihar eder… Mübarek ve nurdan ellerini kemal-i hasretle öperim ve bütün kardeşlerime ayrı ayrı selam ederim. El-Baki Hüve’l-Baki Biçare ve kusurlu kardeşiniz Ah­med Feyzi 9 Mart 1949”

 

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,