Bediüzzaman Hazretleri Yerine Ahmed Hüsrev Altınbaşak Hazretlerini Bıraktı

93. Sayı Editörden Hüsrev Efendi

 

Türkiye insanı son yüzyılda çok değişik imtihanlardan geçti. Ya­kın tarih aynamız, pek çok akıl almaz hadiselere sahne oldu. Çin­lilerin meşhur bir atasözü/beddu­ası var, kızdıkları insana “İlginç bir çağda yaşa!” derler; sanki o cümle bize de vurdu. Hakikaten hem ilginç, hem sıkıntılı, hem bütün dünyanın dizayn edildiği, edilmeye devam ettiği bir garabe­ti, problemi, sıkıntıyı bütün bir ümmet ve dünya olarak yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.

Fransa’da gerçekleşen sanayi dev­rimi ile birlikte, maddenin kıy­meti insan değerinin önüne geç­ti. Batı siyaseti, dalaletten neşet eden bencil ve zalim felsefesiyle, kapitalin dolayısıyla maddenin peşine düştü. Bu felsefenin men­supları daha da güçlenmek ve küreselleşmek adına sömürge ve araçlarını ürettiler. Sıcak deniz­leri aşıp yeraltı zengini toprakları işgale başladılar.

“Var olmak için yok et” anlayışı çerçevesinde şeytanlaşmış bir kı­sım insanlar, güç elde edebilmek, elde ettiği gücü muhafaza etmek için iki büyük dünya savaşına sebebiyet verdiler. Sebep: gücün

genişletilmesi ve devam ettiri­lebilmesi için çok önemli olan petrol vb. yeraltı kaynaklarına sa­hip olabilmek. Neredeyse aile ve şahıs bazında şekillenen bu reka­bet, koca koca devletlerin savaşlar yapmasına, masum binlerce insa­nın zulüm görmesine sebep oldu.

Sırf güce sahip olabilmek için akıl almaz oyunlar planlanıyor ve bunlar devletler, ülkeler bazın­da sahneleniyordu. Bu güç elde etme ve muhafaza etme adına sergilenen tavırlar, bazı alt ref­leksleri de harekete geçiriyor ve insan unsuru inanılmaz derecede rencide ediliyordu. Uyuşturucu kartelleri, mafya babaları, fuhuş çeteleri, silah kaçakçıları ve daha akla gelmez nice büyük-küçük şer işlerle uğraşan şahıslar, çeteler, şirketler, ülkeler türüyordu. İn­sanlık onuru, belki de ilk defa bu zaman diliminde bu kadar ayak­lar altına alınmıştı.

Hazret-i Âdem (as) ile başlayan ve eşref-i mahlûk olarak yaratılan insan, medeniyet çağında (!), ileri demokrasi söylemlerinde, ada­let ürettiğini söyleyen siyasetler altında, barış ve huzur taşıyan süper güçler elinde pespaye ediliyor, söylenen sözlerin tam aksine sıkıntı ve problemler içerisine iti­liyordu. İnsana sunulan özgürlük, insanı daha da köleleştiriyordu. Rahat ve huzur için sunulan her şey, insanı daha da mahkûm hale getiriyordu. Medeniyet diye su­nulan sistem ve ürünleri, insanla­rı kendi dini ve kültürel değerle­rinden uzaklaştırıyordu. İnsanlık, yeni rolüne göre adeta planyadan geçiriliyor, küresel gücün ve on­ların yerel uşaklarının faydasına göre şekillendiriliyordu.

Bu anlamda, bu yüzyılda, ülke­mizde de pek çok sıkıntılar yaşan­dı. Kendi dini ve kültür değerle­rimizin tersine, batı düşüncesinin ürettiği kimliklere bürünmeye zorlandık, özendirildik. Aksine hareket etmeye çalışanlarımız ya sürüldü, ya idam edildi, ya da hapislerde tutuldu. Bu dönemde tavır ve davranışlarıyla farklılık gösteren bir zat vardı: Bediüzza­man Said Nursi Hazretleri.

Bediüzzaman Said Nursi Haz­retleri, küresel hareketlerin ülke­mizde uyandırdığı refleksleri fark etmiş, dahası buna karşı direnç ortaya koyabilmiştir. Hayatını incelediğimizde görürüz ki, Bediüzzaman Hazretleri, -Allah’ın emrettiği ne ise- karşıdaki ne olursa olsun geri adım atmamış, hapis de olsa, sürgün de olsa Hakk’ın emrettiği üzere kalabil­miştir.

Bu durum, onu sistem içerisin­de değiştirmeye/dönüştürmeye çalışanların dikkatini çektiği gibi ehl-i imanın da dikkatini çekmiş, bütün zorluklara ve yasaklama­lara rağmen, etrafında sadık ve halis talebeler toplanmıştır. Bu birliktelikte tek hedef vardır; o da Allah’ın emrettiği ve razı olduğu şekilde kalabilmek.

Bediüzzaman Hazretlerinin ilmi çalışmaları Risale-i Nur eserleri­nin doğmasına vesile olmuş, bu zaman ve devam eden süreçte el­zem olan iman-ı tahkiki dersleri zor şartlar altında bütün bir üm­mete kazandırılmıştır. 83 yıllık zorlu ve çileli bir hayat neticesin­de 1960 senesinde ahirete irtihal eden Bediüzzaman Hazretlerinin yerine Ahmed Hüsrev Altınba­şak Hazretleri hizmetleri devam ettirmiştir. Üstadın sağlık hayat­larında da en yakın mesai arka­daşı, hizmetin sevk ve idaresinde merkezi bir konumu bulunması ve bütün bunlarla birlikte ihlas ve sadakati diğer talebelerin de ittifakıyla ve Üstadın Risale-i Nurlarda defaatle belirttiği üzere Nur Hizmetinin ikinci Üstadı ol­muştur.

1974 senesinde, çok önemli dini ve kültürel hizmetlere imza atan Hayrat Vakfını kuran Hüsrev Efendi, 1977 senesinde vefatına kadar, günde bir saat uyuyarak bütün mesaisini, malını, gayreti­ni bu memleket insanı ve bütün insanlığın kurtuluş reçetesi olan iman ve Kur’ân hizmetine sarf et­miştir. 1977 senesinde hizmetleri Said Nuri Ertürk Efendi’ye bıra­karak ahirete irtihal etmiştir.

Biz de bu vesileyle, o yüksek hiz­metlerinden, sabır ve sadakatle­rinden istifade etmek, hem ken­disini daha yakından tanımak, hem de Risale-i Nur Hizmetleri­nin devam ettiği bu süreçte, sü­reci tayin eden çizgiyi görmek ve göstermek niyetiyle bu sayımızı Ahmed Hüsrev Altınbaşak Haz­retlerine ayırdık. Hüsrev Efendi­nin hususi arşivinde mahfuz ilk defa yayınlanan orijinal belgeler ışığında Hüsref Efendiyi tanıya­lım hem de onun hatırasını bu vesileyle yâd edelim istedik.

Zamanı ve yaşananları anladıkça gerek Bediüzzaman Hazretleri gerekse Hüsrev Efendi çok daha iyi anlaşılacaktır. Biz, tarihe bir not düşüyor ve dikkatlerinizi bir parça buraya çekmek istiyoruz. Ve biliyoruz ki, onların hatıra­sından güç alarak hizmetlerimize devam ediyoruz.

İdrak ettiğimiz Ramazan Bayra­mınızı tebrik eder, sıkıntı çeken bütün Müslüman kardeşlerimi­zin en yakın zamanda ve en ha­yırlı şekilde selamete kavuşmala­rını Rabbimizden niyaz ederiz.

 

 

 

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,