Ailede Ramazan ve Ramazan’da Aile

92. Sayı Aile Mektebi Manşet Mübarek Gün ve Geceler

 

İbadetlerin uhrevi neticesinin yanında, hemen bu dünyada in­sana sağladığı birçok faydası var, bilinen bir gerçek olan. Özellikle de ‘insan psikolojisine/nefs psi­kolojisine’ yaşattığı haller açısın­dan tam bir bayramdır ibadetler. Dünyevi olandan uzaklaşıp öte­lere yakınlaşma içine girdiğimiz zamanlardır. ‘Günlük alışılmış bilinç durumumuzu (GABD)’ değiştirip ayrı bir şeyi bilincimi­ze taşıyan, bilincimizi başka bir alemle tanıştıran ‘hayatî/yaşamsal pratiklerdir’.

Oysa gündelik hayatın koşuştur­macası, haz odaklı bir bilinçle saplandığımız dünyevi zevkler, sorumlulukların ağır yükü der­ken, serseme dönmüş bir halde, darmadağın kalble kalakalmışız­dır ne yapacağımızı bilmeden. Bu sersemlik içinde yalnızlığın ürpertisi sarar çoğu zaman yüre­ğimizi. ‘Biri olsa da giderse yal­nızlığımı, ağzımın tadı geri gelse onun sayesinde’ diye hülyalar sa­rar bizi. ‘Gamımı, kederimi, ne­şemi ve sevincimi paylaşsam…’ deriz. Geçiciliğini iyiden iyiye fark ettiğimiz bu hayatta, kalıcı olmak, devam edebilmek isterce­sine adeta çoğalmak, evlat bırak­mak isteriz geride; hayırlı evlat­lar… Bir de bakarız ki, kalbimizin bu derin ihtiyaçları, ‘aile’ iklimi­ne alıp götürmüştür bizi. Yek di­ğeri olmadan anlamsız ve onunla tamamlanan ‘çift’ (mesela; ayak­kabının çifti) anlamına gelen zevç ve zevceler olarak izdivaçla ‘aile’ meydana gelir ki; ‘Birbirine daya­narak ayakta duran şey’ anlamın­dadır (Tıpkı askerlerin silahlarını birbirine dayayarak durdurmaları gibi).

Aile hayatı, yorucu, boğucu, da­raltıcı, dağıtıcı ve bozucu olan dünyevi koşuşturmaca içinde ne­fes alma imkanı sunar, en azından potansiyel olarak bunu barındı­rır. İhtiyaçlarımızı giderme yeri, nefsimizi ve neslimizi terbiye/eğitim mekanıdır aile. Bununla birlikte, yükümüzü getirdiğimiz, yorgunluğumuzu ortaya döktü­ğümüz de bir yerdir. Yükümüzü yük ederiz kimi zaman muhata­bımıza, bazen de yorarız yorgun­luğumuzla onu ve gerilimimizle gerer, öfkemizle yakarız ailemizi. Muhtaç olduğumuz ama bir tür­lü ulaşamadığımız ‘birliktelik’ten mahrum olarak, nesillerimizi, yavrularımızı da incitir, ihmal ederiz. Bir keşmekeş, bir acı içinde zevç/zevcemizi hatta evlat­larımızı bile düşünmeden ‘kendi derdimize’ düşeriz. Düştüğümüz bu derdi unutabilmek için de, hazlar, zevkler peşi sıra gideriz

belki biraz ‘rahatlarız’ diye. Böy­lelikle bu dünyada, ‘alan varoluş konumuna’ girmiş oluruz.

Bu hengamede boğulurken, ba­şımızın üstünde Ramazan hilali belirir ve bize bir ‘hâl’ olur. ‘Ken­di derdimiz yatay/alan varoluş konumundan’ sıyrılmaya başla­rız. İnsanın, ‘yatay/alan’ varolu­şunun en çok tatmin edildiği, en temel organlardan biri olan ‘ağız bölgesi’ bile-isteye kontrol altına alınmaya başlanır. Yeme, içme ve bağımlılık yapıcı maddeler (tein, kafein, nikotin…) nefsimizin/psikolojimizin bütün ısrarına, zorlamasına rağmen alınmaz. Böylelikle GABD’muz değişmeye başlar ve normal zamanda yaşaya­madığımız bir takım haller zuhur ediverir. Aslında bu, ‘alan varolu­şun’ hedonist tarzını terkle ortaya çıkan yeni bir bilinç halidir.

Bu yeni hal sayesinde, düştüğü­müz ‘kendi’ derdimizden yani kendimizden sıyrılarak, başta aile efradımızı ve diğer insanlara ‘dik­kat kesilmeyi’ öğreniriz. Acıkma, yorulma vs ile aczimizi, insanlığı­mızı hatırlarız. Aciz olan, çaresiz kalan biri, başka acizlere gerçek bir şefkat ve hakiki bir hürmet hisseder. Ramazan’ın bu iklimine dahil olan aile fertleri, birbirine karşı daha hassas olmayı tecrübe ederler. ‘Seçici dikkatini’ kendi ihtiyaç ve beklentilerinden, ha­nım/bey, anne-baba ve evlatlarına yönlendirmeyi başarabilir. Böyle­likle onların ihtiyaç ve beklentile­rine duyarlı olabilirler. Böyle bir hassasiyetle aile hayatının vaat ettiği, ‘birlik hali/tevhid hali’ ya­şanmış olur. -İmkan nispetinde- bu tevhid/birlik halinin timsali nevinden, her gün aynı vakitte, bütün aile, bir sofra etrafında ‘birleşirler’ ve hepsi aynı çizgide beklerler; ‘Sınırı geçme, bekle ve ezan ile ye!’ çizgisinde. O çizgi­de herkes eşittir; kuldur, bunun bilincindedir. Annelik, babalık, evlatlık vs nispeten ikinci planda olur ve herkes aciz kulcağızlardır.

Ramazanla birlikte coşan, payla­şım ahlakı ile, iftarda komşulara çorbalar/yemekler gönderilir, ihtiyaç sahiplerine hakları veri­lir, sadaka ve zekatlar yerlerine ulaştırılır ve tam bir ‘hal’ bayra­mı yaşanır. Adeta ‘alan varoluş konumundan’, ‘veren varoluş konumuna’ geçilir. Bütün bu şö­lene, ‘can’larımız-evlatlarımız da katıldığında aile olmanın hakkı verilmiş olur ve yavrularımız ger­çek terbiyeyi, sessiz-sözsüz alırlar. Bu şölen mevsiminin akşamlarını süsleyen bir davet, teravih nama­zı vardır ki, GABD’muzu hepten değiştirir ve bize ‘değişik bilinç halleri’ yaşatır ki, bu başlı başına bir yazı konusu olur.

 

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,