Gençliğin Peygamber Efendimize (sav) olan ilgisi muhteşem

Mülâkatlar

 Muhterem Hocam, siteden öğ­rendik ama bir de sizden kısaca Ömer Döngeloğlu’nu tanıyabi­lir miyiz?

Eyvallah. Bismillahirrahmanirra­him. Esselamu Aleykum. Vasıta­nızla şu anda bizi okuyan, dinle­yen tüm kardeşlerimizi sevgiyle, hürmetle, muhabbetle selamlıyo­rum. Allah’ın rahmeti üzerinize olsun. Hayırlı yayınlar diliyo­rum. Ömer Döngeloğlu. 1968 Tokat Zile doğumluyum. İlkoku­lu memleketimizde Zile’de, orta­okulu ve liseyi İmam Hatip lisesi olarak, o zaman ortaokulla birlik­teydi, Zile İmam Hatip Lisesini bitirdim. Daha sonra Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni okudum. Ama İlahiyatı çok sonra okudum. Bir on yıl imamlık yap­tım Diyanet’te, memleketimde Tokat’ta. 1996 yılının başlarında İstanbul’a geldim. Büyükşehir Belediyesi’nde ve çeşitli kamu kurumlarında idari görevlerde bulundum. Son 8 yıldır Ramazan sahurlarında, Kanal 7 ekranların­da, sahur vakti programını hazır­layıp sunduk. Sohbetlerimiz daha çok Siyer-i Nebi üzerinedir. Pey­gamberler tarihi üzerinedir. Evli ve beş çocuk babasıyım. Halen İstanbul’da yaşıyorum. Elham­dülillah. Yoğun bir konferans, sohbet, seminer trafiği devam ediyor. Araştırma, inceleme, çe­şitli gezilerde bulundum bu dini hizmetler esnasında, daha çok Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere olmak üzere. Basılmış altı adet eserimiz var. Bunlar: Yer­yüzünün Yıldızları, Allah’a Adan­mış Hayatlar, Peygamberimizin Dostları, Peygamberin İzinde, Mus’ab Bin Umeyr, Sözün Mira­cı Dua.

Az önce siz de bahsettiniz, altı tane basılmış kitabınız var ve bunların çoğu Peygamber Aley­hissalatü Vesselam ve Sahabe-i Kiram hakkında. Siz uzun zamandır, 8 yıl dediniz gali­ba, paylaşıyorsunuz insanlarla bunları. Nasıl oldu bu tarafa kaymanız?

Babam rahmetli Osmanlı’dan gelen bir nesil; 1320 doğumlu, 1904 yani. 19 yıl Osmanlı kim­liği taşımış rahmetli. Dolayısıyla bizim aileden bir hoca, bir alim, bir din hizmetkarı çıksın istiyor­du. Hafız olmamı yahut da imam hatip okuyup hoca olmamı ister­di. Hafız olamadık. Ama İmam Hatip ve ilahiyat üzerinden bir on yıl imam hatiplik yaptım. O esnada, tabi dinlediğimiz etki­lendiğimiz hoca efendiler vardı. Mesela rahmetli Timur Taş Hoca Efendi vardı. Mesela Ahmed Van­lıoğlu Hocam vardı. Nur içinde yatsın. Mesela beni en çok etkile­yenlerden birisi Ali Ulvi Kurucu Hoca Efendidir.

Rahmetli Ali Ulvi Kurucu’ya ben televizyonda bir defa rastla­dım. İmamdım. Öyle hisli, öyle saygılı, öyle, böyle kısık bir sesle, samimi, içten bir eda ile Efendi­miz Aleyhisselamı ve Sahabeyi anlatıyordu. Dedim ki; bu adam sanki Resülullah’ın yanındaymış gibi anlatıyor. Öyle bir saygı var. Bir de çok nurani, o Medine-i Münevvere’de yıllarca günahtan uzak, haramdan uzak yaşamış. Yüzüne Medine kokusu dolmuş o mübareği görünce, genç bir imamdım ben de, dedim ki, ya ben de Peygamberimizi anlatsam. Çünkü derinlemesine bir Arapça ilmim yok. Derinlemesine bir fıkıh dersi, hadis dersi çalışacak bu saatten sonra bu dalda alim olacak zamanım da yok, imka­nım da yok. İşte normal, Türkiye şartlarında ilahiyat mezunu sevi­yesinde bir insanım, bilgi olarak. Kendime yetecek kadar ilmihali­mi bilirim veya araştırırım, oku­rum. Kendimi yüzdürürüm sade­ce, başkalarının vebaline girme­yeyim o konularda boşu boşuna; ehli insanlar varken bana düşmez o iş dedim.

Ama siyer anlatmak çok tatlı, çok güzel… İmamlıkta da bu he­men öne çıktı bende. Çünkü bir kürsü var sizde. Bir köydesiniz,

kasabada. Almus’un Ormandibi Kasabası’nda on yıl çalıştım. Va­azlarımızla, sohbetlerimizle öne çıktık biraz. Yani hissetti halk. Toplandı, teveccüh gösterdi. Ne yapalım? Sabah namazlarında Riyazü’s-Salihin dersleri yapma­ya başladım. O bile çok büyük bereket oldu. Böylece kendimize güvenimiz geldi. Ali Ulvi Hoca Efendiyi televizyonda Siyer an­lattığını görünce, dedim ki, bu çok güzel bir alan, tatlı da bir şey, kürsüye de yakışan bir şey. Peygamberimizin hayatı, Sahabe Efendilerimizin, Peygamberle­rin… Okumayı imam hatip yılla­rından itibaren hiç aksatmadım. Günlük birkaç saat okumazsanız kendinizi yenileyemiyorsunuz. Yeni şeyler tahmin edemiyorsu­nuz. Bildiğiniz bir konuyu bile bir daha okuyorsunuz. Farklı bir yazar bir eser çıkarmış bir daha okuyorsunuz işte onu. Böylece Siyer üzerine çalıştım. Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam, övülecek­se bir insan o övülmeli, dolayısıyla insan-ı kâmil O’dur, Hazret-i İn­san O’dur Sallallahu âleyhisellam. Ve Efendimizin ashabını, halkta da çok teveccüh gördü, yani te­levizyon filan da olmadan, bizim sohbetlerimiz vardı böyle mutad çok etkili, halkta karşılığı olan, memlekette de İstanbul’da da. Dolayısıyla, bu ev sohbetleriyle, salon sohbetleriyle, düğün soh­betleriyle, cenaze merasimlerin­deki konuşmalarla çok yoğun bir şey oldu. İstanbul’da da Emrullah Hatipoğlu Hocam olsun, Emin Saraç hocam olsun, böyle etki­lendiğimiz, sevdiğimiz büyükle­rimiz, onlarla da zaman zaman fikir sordum, hocam nasıl olur bunu konuşalım mı, televizyona çıkalım mı? Hayırlı nasihatlerini aldık büyüklerimizin. Zaten tele­vizyon işin içine girince, işe bir de hani Hazret-i Üstad’ın ifadesiyle şöhret-i kazibe de karışınca alan çok genişledi. Ve sizi çok büyük bir alim gözüyle gören insanlar çoğaldı bu sefer. Ama ben haddi­mi biliyorum. Ben, Siyer-i Nebi üzerine okuyorum, anlatıyorum.

Bir söz var, “Muhammed’den muhabbet oldu hasıl, Muham­medsiz muhabbetten ne hasıl?” Tamam, insanlar teveccüh edi­yorlar. Peygamber Aleyhissala­tu Vesselamı konuşmak herke­sin kalbinde yer ediyor. Fakat bununla beraber, hakikaten bu konuşmalardan, sizin gör­düğünüz kadarıyla, insanlar­da Sünnet-i Seniyye’nin, Asr-ı Saadet’in yansıması oluyor mu?

Şimdi tabi biz, hani Allah şe­faatinden ayırmasın, Hazret-i Üstad’ın dediği gibi, “Kışta gel­dik” demiş ya, gerçekten kışta gel­mişiz. Ben kendim için de şimdi öyle görüyorum. İnternet, tele­vizyon, haram ve günahlara baka­rak, ifade etmiş zaten Üstad da, ben de şahsen acizane bütün yü­reğimle katılıyorum ki hakikaten kışta gelmişiz. İnşallah baharı gö­rür İslam ümmeti, ama haramlar o kadar kolaylaştı, din-i Mübin-i İslam’dan koparan ilahiyatçılar o kadar çoğaldı ki. Böyle haram ve günahların çok olduğu dünyada Efendimiz Aleyhisselamı ülke­mizde anlatınca, insanlara bak­tığımızda, çok olumlu tesirlerini de gördük. Çok günahkar insan­ların haramlardan vazgeçtiğini, çok böyle dinden uzak yaşayan hanımların kapandığını, namaza başladığını, çok şahit olduk. Sa­lonların eskiden bir kapalı spor salonunu biz çocukluğumuzda şarkıcılar türkücüler doldururdu; şimdi dini programlar, sohbet programları. Öyle bir evde 20-30 kişi değil, bir salonda 5-6 bin kişi toplanıyor. Kutlu Doğum’da Diyarbakır’da 100 bini geçkin­di mesela. Batman’da 80 bin, 90 bin kişiydi. İşte, Erzurum’da öyle, Konya’da öyle, Edirne’ye gittim öyle. Her gittiğimiz vilayette de gördüklerim muhteşem. Peygam­ber Efendimize sevgi ve muhab­bet var.

İnsanlar dizi de seyrediyorlar, maç da seyrediyorlar. Kulağında küpeli, saçı uzun adamlar, ama Resülullah’ı dinlerken gözyaşı dö­küyorlar, kalpleri yumuşuyor, çok samimi bir şekilde. Dolayısıyla, en azından insanların gündemine bir günlük de olsa, bir haftalık da olsa, Efendimizin adı giriyor. Ve Aleyhissalatü Vesselam’a bir iliş­ki olarak görüyor o sohbetleri, o bağlantıyı. Dindarlığıyla ilgili bir delil olarak tutuyor hayatında. Dolayısıyla bunların çok tesirleri­ni gördüm insanlar üzerinde. Bizi de bu yolda halen ısrarla yürüten belki budur. Çünkü çok eleştiri­ler de alıyoruz. İşte, hikayecilik yapıyorsunuz, milleti uyutuyor­sunuz, sen Kur’an’dan bahset filan diyerek eleştirenler oluyor. Doğru, Kur’an’dan bahsetmeli­yiz ama ondan da bahseden ho­calarımız olsun işinin ehli olan. Öyle bir program yapsın ki bir tefsir hocası, adam diziyi bırakıp seni seyretsin. Mesela biz Siyer’de bunu kısmen başardık. Yani aynı saatte film var, binlerce insan­dan işittim, hocam biz Mustafa Karataş hocamı, Nihat hocamı, Necmeddin hocamı, Cevat hoca­mı, sizi diyerek, film var ama biz bunu açıyoruz, sizi açıyoruz diye­rek, demek ki cazip hale, Efendi­miz Aleyhisselam’ı bu insanların dinleyeceği bir tatta sunabilmek. Usûl vusulü bozar kabilinden. Usûl olarak bunu yapmak, yeni gençliğin bilhassa, bu kışa gelmiş, haram ve günahlar kolaylaşmış, gençliğin Peygamberimizle irti­batı, İslam’la irtibatı kopmasın diye, bu heyecan, bu düşünceyle halen yollarda hizmetler devam ediyor. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselamın da hakikaten övül­mesi, onun güzel yönlerinin, insani yönlerinin, risalet vazife­siyle birlikte insan olarak, baba olarak, komşu olarak, tüccar ola­rak, komutan olarak Efendimiz Aleyhisselam’ın belli özelliklerini anlatınca, insan hayattan kendine de ders çıkarıyor. Elhamdülillah bu bize güç oluyor. Ümit bağlıyo­ruz. Olumlu tesirlerini toplumda görüyoruz yani.

Bu Elhamdülillah hakikaten güzel bir nokta. Peki, ne yapıl­malı ki insanlar sizin yapmış olduğunuz o faaliyetlerin ar­kasından Sünnet-i Seniyye’yi anlasınlar ve istifade etsinler. Hayatlarına daha çok kazan­dırsınlar.

Bizim yaptığımız hizmet, po­püler bir şekilde binlerce insanı toplarız, fakat daha nitelikli, o an insanın içini imanla dolduracak, imanının delilleriyle hakikatle­riyle, fıkhın, ilmihalin, helalin haramın bilgisiyle dolduracak hoca efendiler bizim bu çektiği­miz insanları muhatap alabilseler ve bunlarla küçük, 20 kişi, 30 kişi herkes mahallesinde bir hizmeti yapabilse daha iyi olacaktır.

Yani bundan sonra asıl uzman hocaların işi. Asıl uzman hoca­ların, alanında yetkin insanların işi daha sonra bu işi ilerletmek, daha nitelikli hale getirmek. Bu­rada bütün Müslümanlara vazife düşüyor. Fakat kopuk çalışıyo­ruz, planlı ve koordineli değiliz maalesef ülkemizde. Hani bura­dan sonrasını alıp götürecek bir kadro, bilinçli bir şekilde. Bu ev sohbetleriyle de olabilir. Müessis bir halde de olabilir. Ama henüz ülkemizde onu görmüş değiliz. Vatandaş kendi gönlüne kalmış. Eğer bulursa bir mahallesinde, çevresinde, arkadaş grubunda böyle bir sohbet halkası filan, gidiyor; oradan kendini geliştir­meye çalışıyor. İnşallah daha dü­zenli, daha disiplinli, daha planlı, birimizin öbürünü tamamladığı bir yapıya taşınırız. Siyer çekim noktası olabilir. Yani ilk başlangıç siyer olabilir. Siyer ile bir insanı, sokaktaki adamı buraya baktıra­bilirsiniz. Ama buranın içinde başka mücevherlerin de olduğu­nu, başka madenlerin başka kıy­metli taşların da olduğunu, içeri girdikten sonra, içeridekilerin görevi artık.

Sizin sohbetlerde gördüğü­nüz kadarıyla genç insanların Sünnet-i Seniyye’ye bakışı na­sıl?

Bu milletin özü temiz. Halen o ecdadımızın, Osmanlı’dan gelen o güzel, imanlı bir yapının tesir­leri tam bozulmamış. Günahlar filan var ama, Peygamberimize olan gençliğin ilgisi muhteşem. Bizim programlarımıza yaşlı in­sanlar katılıyor ama, seyrettiği­miz salonların büyük çoğunluğu otuz yaşın altındaki insanlar. Bu da gençlerin Peygamberimize ve İslam’a olan açlıkları olabilir, ihti­yaçları olabilir. Sevgileridir. Bunu görebiliyoruz. Gençlik, Peygam­berimizi seviyor yani. Fakat sevgi­nin itaate dönüşmesi için, sevgi­

nin ibadete dönüşmesi için onun içini doldurmak gerekiyor. Bunu sadece anlatıcı hocalar yapmaz. Bunu az önce de söylediğim gibi, ailede olur bunun bir parçası, bir parçası diğer hoca efendide ve sair diğer dini gruplar kendilerine birer görev alsalar.

Peki, şöyle bir şey var mı? Yani insanların siyasi görüşü ne olur­sa olsun, düşüncesi, kafasında­ki ideali ne olursa olsun, herkes kendi evladını çocuğunun ah­laklı, disiplinli, iyi birisi olma­sını ister. Biz biliyoruz ki bu­nun yolu Sünnet-i Seniyye’de. Bunu fark etse insanlar, bir kıs­mı bunlar kendisi belki kalben çok yönelmiş olmasa bile veya bir kısım meselelerden dolayı kendisi yapabiliyor olmasa bile çocuklarını bu tarafa yönlen­dirmekte çok sıkıntı görmüyor­lar, ne dersiniz?

Evet, çok doğru. Yani, Peygam­ber Efendimizin hem güzel ahla­kı hem Sünnet-i Seniyye’sinin so­nuçlarının toplumda bir karşılığı var. Yani sokağa taşan bir yönü var, çocuğun davranışını etkile­yen. Saygılı, temiz, dikkatli. Do­layısıyla aile, Peygamberimizin sünnetini yaşayan bir çocuktan memnun olur. Toplum da mem­nun olur. Bu, bütün memleketin huzuru için çok önemlidir. Yani bizim ayrıldığımız noktaları bize bağlayacak şey, Kürt’ün kendi­ne göre bir siyasi görüşü vardır, Türk’ün bir bakışı vardır bir ola­ya, işte etnik grubun ayrılığı bir şey. Fenerbahçeli bir çocuğun bakışı vardır, Galatasaraylı bir ço­cuğun bir bakışı vardır. Bütün bu tür ayrılıkları çoğaltabiliriz. Fark­lı düşündüğümüz yerlerde, ama Fenerbahçelinin de peygamberi Hazret-i Muhammed Mustafa, Galatasaraylının da. Kürt’ün de, Türk’ün de, Laz’ın da dediğin za­man, Efendimiz birleştiren, kim­senin itiraz etmediği bir resim, bir model, bir yol oluyor.

Allah razı olsun. Kutlu Doğum münasebetiyle böyle bir mü­lakatı gerçekleştirmiş olduk. Okuyucularımıza Sünnet-i Seniyye’nin yaşanması, Peygam­ber Aleyhissalatü Vesselama yönelmeleri, Sahabelerini an­lamaları noktasında ne tavsiye ediyorsunuz? Ne yapsınlar?

Efendim, Peygamber Efendimiz, onu sevmek imanın bir parçası­dır. İman edebilmek için tanımak lazım, sevmek lazım. Ben bura­dan okuyucularımızdan şunu rica ediyorum, mutlaka peygamberi­mizin hayatını bir eserden baştan sona ailemizle okuyalım ders ola­rak. 30 yıl geçer, 40 yıl geçer biz ölür gideriz, ama çocuklarımızda kalır o izler. Annem babam otu­rurdu, biz Peygamberimizin ha­yatını okurduk. Televizyon kapa­tılırdı. Varsa eğer internet şu bu kapatılır, yarım saat de olsa.

Sonra, mutlaka Müslümanların günde Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde günde on defa diyen hadisler okudum ben, salavat-ı şerife, on defa olabilir. Çok zor değil, çok kolay. Yani bir Müslü­man çoluğuyla çocuğuyla yeme­ği yedik, o arada birkaç dakika­lık vakitte, haydi elhamdülillah da dedik, Peygamberimize on salat-ü selam okuyalım. Bir gün geçmesin ki Resülullah’a bizim ağzımızdan, bedenimizden on kere selamlaşma, on kere ona dua göndermiş olmasın. Mut­laka her günümüzde olsun. On çok az bir rakamdır ve bir daki­ka bile sürmez. Bunu yüz yapar­sa Müslüman, her birinin sevabı farklıdır. Bunu işte daha çoğal­tırsa, rakamın bir önemi yoktur yani aslında burada. Dolayısıyla, bizim Efendimizin sünnetlerini de çocuklarımıza ailemize ya­yan bir çalışmamız olur inşallah diyorum. Yayın hayatınızda da başarılar diliyorum. Sizleri ve tüm okuyucularımızı hürmetle, muhabbetle Allah’ın selamıyla se­lamlıyorum.

Aleyküm Selam. Allah razı ol­sun.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,