2012’NİN EN ÖNEMLİ KÜLTÜR HAREKETİ

75. Sayı Eğitim Kültür

 

Bazı farkındalıklar insan hayatında çok önemli olabiliyor. Son zamanlarda bu farkındalığı yakalayanların hayatında -çok şeyler değişti denecek- müspet gelişmeler gözlemledik. Etraftan bu konuda birçok haberler geliyor kulağımıza. Teşekkür eden, Allah razı olsun diyen insanların sayısı hiç de az değil.

Çünkü, Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Hayrat Vakfı önemli bir eğitim ve kültür projesini hayata geçirdi. 2012 Nisan ayında imzalanan protokol gereğince, Türkiye’nin 900’ü aşkın merkezinde Osmanlı Türkçesi ve Kur’an okuma kursları açma kararı alındı. 1997 yılında Kültür Bakanlığı ile benzer bir işbirliği ile binlerce insanın Osmanlıca öğrenmesine vesile olan Hayrat Vakfı, bu yeni protokolle yeni ve daha büyük bir hizmeti gerçekleştiriyor.

Projenin kapsamı ve amacı nedir?

İki yıl süreyle imzalanan protokolün amacı şu şekilde açıklanmıştır: “Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Hayrat Vakfı işbirliği ile Milli kültürün en önemli kaynaklarını teşkil eden kütüphaneler, arşivler ile diğer şahıs ve kurumlarda mevcut olan Osmanlıca basma ve yazma eserleri okuyup anlayacak, bu eserlerdeki bilgi ve belgelerden azami derecede faydalanacak ve bunları kültür hayatına kazandıracak Osmanlı Türkçesi kurslarını, Osmanlı Türkçesi’ni öğretecek elemanların yetiştirilmesiyle birlikte kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in okunmasını sağlayan Kur’an ve tecvitli okuma kursları düzenlemektir.”

Kurslar hakkında genel bilgi

Türkiye geneli konusunda mutabakatın varlığı, 900’den fazla merkezde kurs açabilme imkânını sağlıyor. Aynı zamanda kurslar ücretsiz olarak tamamen gönüllülük esası üzerine verilmektedir. Kurslara herkes müracaat edebilir. Bu konuda www.osmanicaegitim.com adresinde detaylı bilgi verilmiştir. Online kayıt yaptırmak isteyenler, kursun nerede açılacağı, hangi günlerde ve hangi saat aralığında olacağı gibi bilgilere kayıt esnasında ulaşabilmekte ve ona göre kaydını yaptırabilmektedir.

Kurslardan başarıyla mezun olan kursiyerlere MEB ve Hayrat Vakfı logolu Kurs Bitirme Belgesi verilmektedir.

Peki, gelinen noktada durum nedir?

Mayıs-Haziran aylarında düzenlenen ilk dönem kurslara Türkiye genelinde 35 bin kişi ön kayıt yaptırmıştır. İcra edilen kurslarda yarıdan fazla kişi sertifikalandırılmıştır. Program revize edilmeden önce protokolde Kur’an-ı Kerim öğretimi de bulunduğundan, 10 bin civarında insan da bu kurslarda Kur’an-ı Kerim öğrenmiştir.

Bu önemli kültür faaliyetinin birkaç açıdan önemi var. İlk olarak, Osmanlıcanın kolay ve rahat öğrenilecek bir formatta ders verilmesi ve hizmetin halkın ayağına götürülmesidir. Gündemimizde olmadığından dolayı çoğumuzun kendinden uzak ve bundan bahisle zor zannettiği Osmanlıcanın ne kadar kolay bir şekilde öğrenilebildiğini, bu kurslara devam edip sertifika alanlar ispat etmiş oldular.

İkinci olarak, nazarlar tarihe, kendi özümüze dönmekle orada biriken kültüre odaklandı ve ondan faydalanmaya yönelik bir iştiha çıktı ortaya. Kelimeler, yazı karakteri ve yüklendikleri manalarla, bu asrın insanına yabancılaşan o kültür hazinesine kapıları aralayan birer anahtar oldular. Veya bu manasıyla tekrar fark edildiler.

Üçüncüsü ve en önemlisi, halka açık olması oldu. On dört yaşından itibaren herkesin öğrenebileceği bir zemin oluştu. Gerçi ülke çapında bu tarz çalışmalar yapılmıyor değildi, fakat ilk defa bu kadar derli toplu olması, dikkatleri bu kurslar üzerine çekti. Kursların ücretsiz olması da önemli bir ayrıcalıktı.

Aralık ayında başlayan ikinci dönem kurslarında da durum öncekinden farklı olmadı. Yine 30 bin civarında vatandaşımız bu kurslara devam etti. 1000’den fazla sınıfta icra edilen kurslarda, kursiyerler, Osmanlıcayı okur seviyede kurslarını tamamladılar. İkinci kura devam edenler Osmanlıcanın yazım kuralları hakkında bilgiler aldılar.

Türkiye genelinde kurs bitiren öğrencilere Hayrat Vakfı il temsilcilerinin organize ettiği Kurs Sertifika Törenleriyle sertifikaları verilmektedir. Mülki amirlerin hazır bulunduğu bu törenlerde, Hayrat Vakfı ve Osmanlıca hakkında sunumlar da yapılmaktadır.

Kurs öğrencileri Osmanlıca kursları hakkında neler dedi?

Osmanlıca kursuna devam edenlerin ortak kanaati, bu kursların yaygınlaştırılması ve katılımın artırılması yönünde oldu. Özellikle Hayrat Vakfına ve gönüllü olarak kurs veren hocalara teşekkür ettiler. Burada numune olmak üzere birkaç anket sonucunu sizlerle paylaşıyoruz.

“Osmanlıcayı öğrenmenin zor olduğuyla ilgili önyargım vardı. Kursla birlikte önyargım tamamen yıkıldı. Osmanlıca metni okumak bulmaca çözmek gibi, okuyabildikçe mutluluk verici. Yaşantıma yeni ve farklı bir pencere açtı diyebilirim. Geçmişimizle, tarihimizle böyle bir bağ kurmak mutluluk verici. Bu kursu aldığım için kendimi şanslı görüyorum, beklentimin çok üstündeydi.”

“Osmanlıca kursuna katılmamın doğru ve geç kalmış bir konu olduğunu düşünüyorum. Hocalarımızın gösterdiği yakınlık, ders anlatımları mükemmel. Düzenli bir çalışmayla yavaş da olsa bir noktaya geleceğimizi düşünüyorum.”

“Osmanlıca kursunu tertipleyen, düzenleyen, organize eden, emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Kursa ilk başladığımızda hocamız bir metin verdi. Bir hecesini dahi okuyamadım. Hocamızın sabır ve gayreti ile şu anda okuyabiliyorum. Şahsi düşüncem, Osmanlıcanın okul derslerine dahil edilip, Osmanlı kültürünün daha canlı tutulması ve geleceğimize ışık tutması.”

Neden Osmanlıca?

Milli kültürümüzün temelini teşkil eden eserlerimizin hemen hemen tamamı Osmanlıcadır. Halbuki yeni neslimiz kim bilir hangi dedesinden kalmış bir kitap veya eski bir tapu senedinin, bir paranın, bir çeşme kitabesi, tarihi bir çarşı girişi, ya da belki her gün altından geçtiği üniversite giriş kapısında yazılı olan Osmanlıca metnin gerek muhteva gerekse estetik zevkini yudumlamaktan mahrumdur.

Kendi memleketimizde ecdadımızın her zaman şeref duyduğumuz bin yıllık şanlı bir tarih koridorundan bizlere armağan ettikleri sayısız güzide eserler bugün fikri ve estetik boyutta çoğumuza maalesef bir turiste olduğu kadar uzak, anlamsız ve yabancıdır.

Buna rağmen ne gariptir ki tamamen bize ait olan ve günümüzde artık Osmanlıca olarak tabir edilen Tarihi Türkiye Türkçesi’ni biz yazı dili olmaktan öte ayrı bir lisan zannedenlerimizin sayısı maalesef hiç de az değildir.

Ve yedi asır cihana hükmetmiş bir milletin çocukları artık önüne konulan çevirilerin dışında atalarının bugüne kadar ki kültür birikiminden istifade edememektedirler. Bu çevirilerin birçoğunun eksik ya da hatalı olduğu ise ayrı bir vakadır.

Üzüntüyle belirtelim ki batılı araştırmacıların hem konuşma dili cihetiyle Türkçeyi hem de bir yazı dili olan Osmanlı Türkçesini öğrenerek yaptıkları derli toplu araştırmalardan bugün Osmanlının torunlarından ancak İngilizce bilenler istifade edebilirken bilimsel çevirileri yapılan bu yabancı kaynaklar da ne gariptir ki bir sokak ötedeki kendi milli kütüphanelerimizi referans göstermektedir.

Osmanlıcayı öğrenmek öz yurdunda kendi kültürüne yabancı kalmış bir neslin vicdan muhasebesinde ecdadına ve tarihine karşı vadesi çoktan dolmuş bir fikir borcudur.

escort izmit , escort samsun , escort eryaman , escort eskisehir ,